İllaki İstanbul, illaki yaz gezmesi diyenlere
Yazın buralar pek fena ama kenti gezmeyi kafaya koyanları durdurmak ne haddime. O zaman belki serin, ferah ve hafif rotalar ile birkaç hayatta kalma önerisi sunabilirim size.
Yazın buralar pek fena ama kenti gezmeyi kafaya koyanları durdurmak ne haddime. O zaman belki serin, ferah ve hafif rotalar ile birkaç hayatta kalma önerisi sunabilirim size.
Gazeteci ve akademisyen Esra Arsan bir dönem İstanbul’dan göç ettiği ama hayal kırıklığına uğradığı Bodrum’daki dönüşümün kitabını yazdı. Arsan’a göre, Bodrum'un son 10 yıl içinde yaşadığı değişim, dönüşüm çok yıkıcı, çok dramatik ve çok vahşi…
Kamusal alanların giderek daraldığı kentlerde sosyalleşmek bir bütçe meselesine dönüştü. Oysa ev ve iş dışında düşük bütçeyle sosyalleşilebilecek müşterek alanlar, yani “üçüncü mekan”lar da mümkün. Ankaralıların yeni uğrak noktası Esat Hâl, bunun bir denemesi. Peki bu mekan gerçekten herkesin mi?
İstanbul’un çöpleri; derinleşen yoksulluğun, büyüyen sınıf uçurumunun ve değişen tüketim alışkanlıklarının aynası. Taneyle alınan meyveler çöpe düşmüyor, yoğurt kapları bile satılmak için biriktiriliyor, kargo kutuları çoğalıyor. Ali Mendillioğlu ile İstanbul’un atıklarını konuştuk.
Dubai, yıllardır süregelen “Ruhu yok” yorumunun üstünü çok güvenli bir yer imajıyla örtmeyi başarmıştı. “Bana hitap etmiyor” lafını “Bir görmek lazım” ile yenmişti. Yeni dünyanın ruh aramayı rafa kaldırmasının ve lükse ikna olmasının bir sonucu bu durum. Şehrin ortasına düşen bombalara rağmen.
İnsanlar yaşadıkları yerde günlük ihtiyaçlarına, işe, okula, markete, eczaneye, parka en fazla 15 dakikada ulaşabilsin diye özetlenebilecek 15 dakikalık şehir kavramı Ankara’da neden İstanbul’dan bile daha zor? Bu bir kader mi? Durumun değişme ihtimali var mı?