Uzunca bir süredir aklımda olan, kendimce ahlakî bir ikileme düştüğüm bir konu var. Öyle bir konu ki, içinde bulunmayanların kolayca yargıladığı ancak birebir aynısını yaşayanların anlamlandırabileceği bir husus.
Düşünsem de içinden çıkamadığım bu konu için psikoloğa gitmeyi de düşündüm ancak gerek ekonomik nedenler gerekse “Sanki beni anlayacak mı?” düşüncesi beni bu düşünceden vazgeçirdi. Derken Instagram’da sizin “Ne yapsak seyahate çıkmasak mı?” başlıklı gönderinize rastladım.
Neyse konuya gireyim. Benim annem, 66 yaşında İstanbul’da yaşayan emekli bir öğretmen. Ben 11 yaşlarındayken babamla boşandılar, o zamandan beri de yalnız. İkimiz yaşıyorduk. Ben 2021 yılında evlendikten sonra tamamen yalnız yaşamaya başladı. Bu süre zarfında da kendisine demans başlangıcı teşhisi konuldu. Keza anneannem de aynı rahatsızlıktan muzdaripti.
Annem, gündelik hayatın koşuşturması içerisinde bir anda sanki ‘çocuğum’ oldu. Bunları yazmak çok zor ve üzüntü verici. Evet hâlâ birçok şeyi kendi başına yapabiliyor ama gün geçtikçe bunların sayısı da bir o kadar azalıyor. Günü gününü tutmuyor. Onunla artık hiçbir şey paylaşamıyorum. Fiziken var ama ruhen yok gibi. Sohbet etmek, dertleşmek lüks oldu. Çünkü onda bir karşılığı yok. Anlık anlatılanlar yerini bulsa dahi, bir süre sonra uçup gidiyor sanki hiç anlatılmamış gibi.
Bu arada ben kendi işimi yapıyorum avukatım ve yoğun çalışıyorum. Duruşmalarım, görüşmelerim oluyor ama aklım sürekli onda. Çünkü aramam gerek, gitmem gerek, sürekli bir elin onun üzerinde olması gerek. Ayrıca ben tek çocuğum. Bir kardeşimin olmasını istediğim yegâne durum bu olabilir. Ama gitmek görmek de ayrı bir yük. Ruhani bir yük getiriyor. Çünkü her görüşmeden sonra ruhen çökmüş, psikolojik olarak bitmiş oluyorum. Hâliyle günüme ve hayatıma aynen devam etmek mümkün olmuyor, bir toparlanma süreci yaşıyorum. Hiç gitmesem, aramasam içim rahat değil ama kafam rahat oluyor. Fakat bu defa da aklım kalıyor vicdanım rahatsız oluyor.
Ah tabii tüm bunların yanı sıra bir de çevre var. Aslında insanlar kötü niyetten söylemiyorlar biliyorum ancak beni ikide bir kenara çekip (komşuları ya da arkadaşları) durumdan haberdar etmeye çalışıyorlar. “Annen niye böyle?”, “Bak onunla daha çok ilgilenmen lazım”, “.... konusu var annen yapamamış bunu halletmen lazım” vs. Sanki bir insanın farkında olmayabileceği şeylermişçesine oturup bir de elalemden nasihat dinleyip akıl alıyorum. Öte yandan bu gibi konuşmalara maruz kaldığım için utanıyorum. Gitmek görmek istemiyorum bu sorumluluğu almak istemiyorum ancak bu mümkün değil gibi… İnsanlar çocuğun da yok, zamanını nereye harcıyorsun annenle daha çok ilgilenmen lazım diyor sürekli.
Ben 35 yaşında kendi işlerimi yürütmeye çalışan bir avukatım. Ama onların gözünde çocuğu bile yok ve annesine vakit dahi ayırmayan nankör bir evladım. Tahammülüm çok az. İnsanlara ve anneme laf izah etmekten o kadar bunaldım ki, çantamı toplayıp arkamda iz bırakmadan kaçıp gitmek istiyorum. Çünkü en ufak şeyler bile büyük meseleler haline dönüşüyor. Çok yorgunum. Eşime de haksızlık olduğunu düşünüyorum çünkü kimse sürekli bunlarla uğraşmak zorunda değil. Ne yapayım ben şimdi? Annemi mi bırakayım, kendimden mi vazgeçeyim? İnsanın annesine annelik yapması çok ağır.
Eğer sabırla buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim.
Adını vermek istemeyen okur.
