Bugünlerde market raflarına biraz dikkatle bakan birinin kolaylıkla tespit edebileceği bir gerçek var: Neredeyse her şeyin yüksek proteinli versiyonları üretiliyor artık. Yüksek proteinli süt, atıştırmalıklar, dondurma, kahvaltılık gevrekler…
Hem protein içerikli ürünlere hem de doğrudan protein tozuna rağbet yüksek.
Bunun kayda değer sebeplerinden biri, ABD merkezli düşünce dergisi The Atlantic’te yayınlanan ve protein tozu piyasasını ele alan makaleye göre, sosyal medya.
Sosyal medya pek çok insanın güzellik standartlarını ve kendine bakışını zaten değiştirdi. Bazı influencerlar için günde kaç gram protein aldıkları bir içerik konusu ve övünme sebebi olmaya başladı. Takipçileri için ise protein, yeterince tüketildiği sürece herkese istediği vücudu bahşedecek bir tür “süper bileşen”e dönüştü.
Bu “protein çılgınlığı” Amerika özelinde çok daha ileri bir boyutta. Öyle ki protein tozunun üretiminde kullanılan peynir altı suyu fiyatları gün geçtikçe yükseliyor ve bir kıtlık yaşanması an meselesi.
Peki bu gerçekten bir trend değişimi mi, yoksa zaten var olan bir ihtiyacın yeri ancak mı doldu? Piyasada kıtlık yaratacak derecede dışarıdan protein almaya ihtiyacımız var mı, yoksa bu yeni çağın bir abartısı mı? Konunun uzmanlarıyla konuştuk.
Peynir altı suyu artık altın suyu değerinde
İster paketli gıdalara girsin ister doğrudan kutulanarak satılsın, protein tozunun büyük bir kısmı peynir altı suyundan elde ediliyor. Peynir yapımında kullanılacak çiğ süt, ısı ve enzimlerle işleniyor. Ortaya iki yan ürün çıkıyor: Peynir mayası ve peynir altı suyu.
Peynir mayasından çeşitli işlemler sonucu peynir elde ediliyor, fakat peynir altı suyu genellikle dökülüyor, atılıyor. Daha doğrusu, atılıyordu. Zira şimdilerde kendisine altın suyu muamelesi yapılıyor.