Küresel diplomasi bir süredir ABD Başkanı Donald Trump’ın emlakçılıktan edindiği pazarlık teknikleriyle yürüyor:

Önce masaya sınırları zorlayan ve isteğinin de üstünde maksimum bir talep koy. Askeri müdahale, ekonomik yaptırım tehdidinde bulun. Devreye sokulabilecek diğer baskı mekanizmalarından söz et. Muhatabını ikna et. Dile getirdiğin maksimum talepten taviz veriyormuş gibi yap. Asıl istediğin üzerinde uzlaş. 

Bu taktik Trump açısından her zaman başarıyla işlemiyor ama  pazarlığın sınırları böylece Washington’da çiziliyor. 

Dünyanın en büyük adası Grönland ile ilgili süreç bu taktiğin en belirgin uygulamalarından biri.

Trump neden Grönland’ı istiyor?
Dünyanın en büyük adası Grönland, son günlerde ABD, Çin ve Rusya arasında şekillenen rekabetin kilit taşı. Issız ve buzullarla kaplı ama dünya gündeminin en sıcak başlıklarından biri. Trump’ın ulusal güvenlik bahanesiyle ilhak etmek istediği adayı yakından tanıyalım.

Trump, ikinci başkanlık döneminin daha ilk günlerinde Danimarka denetimindeki adayı ABD kontrolüne alma niyetini açıkça ortaya koydu. Üstelik bunun için ekonomik ya da askeri güç kullanma ihtimalini de dile getirdi.  

Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD’nin adadaki Pituffik Uzay Üssü’ne giderek Danimarka’nın Grönland’ı savunmakta yetersiz kaldığını söyledi. 2025’in sonlarına doğru ise Washington, Grönland meselesini takip etmek üzere özel bir temsilci atadı.

ABD, Danimarka’ya sopa gösterirken ada halkına da havuç uzatmaya çalıştı. Oğlu Donald Trump Jr’ı yerel halka yatırım ve refah vadetmesi için adaya gönderdi.

Avrupa'nın kısa süreli direnci

2016 Ocak ayında Washington’ın yalnızca bir üs ya da geçici erişim istemediğini, doğrudan mülkiyet istediğini belirtti.