Üsküdar’dan Türkiye’ye bakmak
Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı finansal ve sosyolojik değişimi en net Üsküdar’dan izleyebilirsiniz. Mihrimah Sultan Camii’nin avlusundan şöyle bir bakın. Akıp giden kalabalığın her adımı bu değişimi fısıldayacaktır.

1986 yılında Çengelköy'de doğdu, orada büyüdü, orada baba oldu... 2009 senesiydi, üniversiteden mezun oldu; o gün bugündür hayatını yazı yazarak kazanıyor. Kitaplara ve Türkçeye minnettar.
Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı finansal ve sosyolojik değişimi en net Üsküdar’dan izleyebilirsiniz. Mihrimah Sultan Camii’nin avlusundan şöyle bir bakın. Akıp giden kalabalığın her adımı bu değişimi fısıldayacaktır.
Sosyal medya bir şeyleri önermek için kişiden o konuyla ilgili herhangi bir altyapı istemiyor, dolayısıyla tamamen bir “Yap önerini, denize at” durumu yaşanıyor. Buna kitaplar da dahil. Bari kitaplar dalgaya kapılmasın dedik ve işin uzmanlarından yani sahaflardan öneriler aldık.
O, Manş Denizi’ni yüzerek geçen en genç Türk sporcu. Her sabah beşte kalkan, disiplin timsali bir Z Kuşağı. Güleryüzüyle etrafına pozitiflik saçıyor. Aysu Türkoğlu’ndan bahsediyoruz. Onun ilham veren hikayesini ve sporcu kimliğinin ötesinde nasıl bir insan olduğunu, bizzat kendinden dinliyoruz.
Türkiye tarımının ihracattaki en önemli kalemi fındıkta üretici akıntıya karşı kürek çekmekten yoruldu. Küresel rekabetteki yanlış politikalar, maden fetişizmi ve kahverengi kokarca istilası derken fındığın geleceği de Türkiye ile aynı kaderi paylaşıyor: Kocaman bir belirsizlik.
Diplomanın üstüne motosiklet ehliyetinin şart, beyaz yakanın üstüne kask takılmasının zorunlu, proje yetiştirmenin üstüne siparişi yetiştirmenin “must” olduğu bir dönemdeyiz. Beyaz yaka, “yaşamak” için ek iş yapıyor.
Türkiye, son birkaç yıldır adeta bir "fiyat etiketi çılgınlığı" yaşıyor. Ancak son günlerde yaşananlar, artık ekonomik bir krizin ötesinde, toplumsal bir sinir harbi hâlini aldı. Peki aldı da biz bir şey duyduk mu, hayır.