Merhaba
Fayn Haftalık bu hafta Erkan Mumcu, Şamil Tayyar ve Bülent Arınç arasındaki kavgayı balkondan seyrediyor. Bakanlık garantörlüğünde verilen sözlere rağmen aylardır ödenmeyen hakları için yeniden başkentte eylemde olan Doruk Maden işçilerinin eşlerine mikrofon tutuyor. Mustafa Öztürk ile Süleymancılar ve onlara düzenlenen operasyon hakkında konuşuyor. The Economist’in neden Daron Acemoğlu’na daldığını anlamaya çalışıyor. Mabel Matiz’de müstehcenlik arıyor. Avrupa Atletizm Şampiyonası’nın sonuçlarını değerlendiriyor. Her zamanki gibi daha fazlası da var.
Hazırsanız başlayalım.
Madenci ailelerinin evinde de direniş var
Doruk Maden işçileri aylardır direnişte. İşçiler ödenmeyen ücretleri, tazminatları ve gasbedilen hakları için yılın ilk aylarında Eskişehir’den Ankara’ya yürüdü. Yaklaşık dokuz gün süren yürüyüş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki eylemle devam etti. Verilen taahhütlere rağmen alacaklarını yine tahsil edemeyen madenciler şimdi yeniden direnişte. Gözaltılar ve müdahalelere rağmen süren mücadelelerinin bir tarafı da aile evlerinde yaşanıyor. İşçiler eylem alanlarında haklarını ararken eşleri borçları, faturaları, çocukların ihtiyaçlarını ve sofrayı düşünüyor. Eve girmeyen ücret, büyüyen borçlar ve ertelenen ihtiyaçlar, direnişin ailelerin hayatındaki karşılığını gösteriyor. Fayn, Doruk Maden işçilerinin eşleri ile buluştu.

367 krizinde neredeydin?
Tarafları Erkan Mumcu, Şamil Tayyar ve Bülent Arınç olan bir kavga var. Konu da 2007’deki cumhurbaşkanı seçiminde kimin “Erdoğan’ı sattığı”. Peki 2007’de ne olmuştu? Yavuz Sinangil o günleri ve bugünkü kavganın kılavuzunu yazdı.

Hepsi aşırı zengin ama “bazıları” kanunsuz
“Onunla ilgisi yok bununla ilgisi var” tipi operasyonlarda sıra tarikatlara geldi. Hepsi birbirinden zengin tarikatların “hepsinin değil bazılarının” bu zenginliğin yolunda mali suçlara karıştıklarını öğreniyoruz. Bu “bazılar”dan biri de Süleymancılar. Fayn sorularını ilahiyatçı Prof. Mustafa Öztürk’e yöneltti.

İBB davası 2. celse 1. hafta
Hafta başında ikinci celsesi başlayan İBB davasında Ekrem İmamoğlu’nun savunması yine alınmadı. Mahkeme Başkanı “uygun yerde, makul bir süre içinde” alınacağını belirtti. Savunma hakkının elinden alındığını belirten İmamoğlu, kendisini rüşvet almakla suçlayan iki iş insanıyla sert tartışmalar yaptı. Fayn, ikinci celsesi başlayan İBB davasında yaşananları aktarmaya devam ediyor.

The Economist neden Daron Acemoğlu’na gıcık?
The Economist 17 Ağustos’ta Daron Acemoğlu’nu doğrudan hedefe koyan, "dünyanın en nüfuzlu iktisatçısı tuhaf biçimde ikna edicilikten uzak" temalı zehir zemberek bir makale yayımladı. Acemoğlu buna oldukça net bir cevap verdi. Yazıyı “doğrudan bir itibar suikastı ve tetikçilik” olarak niteledi. Peki dergi Acemoğlu’na durduk yere niye daldı? Okan Dülger yazdı.

Fayn’ın özgün haber dosyaları, araştırmaları ve görüş yazılarını okurlar mümkün kılıyor. Bizler işimizi severek ve layıkıyla yapmaya çalışıyoruz. Ancak sizler ücretli aboneliğe gönüllü olursanız sürdürebiliriz. Çünkü bağımsız yayıncılık bunu gerektirir. İkna olduysanız detaylar için sizi şuraya alalım.
Kuyu tipi cezaevi nedir?
Çorlu Karatepe Cezaevi ile birlikte anılan “kuyu tipi cezaevi” kavramı ilk günden beri tartışmalı bir mesele. Gündeme geldiğinde ve hayata geçtiğinde ağır suçlular için bile “insanlık dışı” olmakla eleştirilmişti. Tutuklanarak görevden uzaklaştırılan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Ahbap Derneği soruşturmasında tutuklanan Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun ve son olarak da gazeteci Cem Küçük Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde bulunan Karatepe Ceza İnfaz Kurumu'na konuldu. Tuğba Özer planları ve görselleriyle bu yapıyı inceledi.

Leylek ölümlerini durdurun
Ormanlarımızı yakan denetimsiz elektrik hatları göç yolundaki leylekleri de öldürüyor. Bir haftada 150’den fazla leylek elektrik akımına kapılarak öldü. İşine gelince bir leylek üzerinden dünyaya hava yapmak için ajansları seferber eden ülkemiz için leyleklere güvenli bir göç rotası sağlamak çok mu zor? Zekiye Kaçak Bakırhan yazdı.

Şurası mı müstehcen?
Mabel Matiz’in yeni şarkısı Ha Leylim için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “müstehcenlik” suçlamasıyla resen soruşturma başlatıldı. Klibine de çabuk tarafından erişim engeli geldi. Karar şimdilik YouTube tarafından uygulanmadığından klip Türkiye’den izlenebiliyor. Soruşturma açıldığından beri “Nesi müstehcen?” sorusu soruluyor. Zehra Çelenk, sorunu cevabın klibe kare kare bakarak aradı.

Erkekler ne zaman büyür?
Newcastle Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre Britanya’daki kadınların ciddi bir kısmı erkeklerin inadına geğirmesinden, hızlı araba kullanmasından, gece saat 2'de fast food yemesinden ve çok fazla oyun oynamasından şikayetçi. 10 kadından 3’ü, “olgunlaşmamış erkeklerin saçmalıklarına katlanamadıkları için” ilişkilerini bitirdiklerini söylüyor. Yaklaşık yüzde 46'sı eşlerine annelik de yapmak zorunda kaldıklarını düşünüyor. Şimdi gelin isterseniz bunun üzerine biraz konuşalım. Bakalım nerelere varabiliyoruz?

Zekice kurgulanmış bir komedimiz var
Olivia Wilde yönetmenliğini yaptığı üçüncü filmi The Invite ile izleyiciyi bir çift buluşmasına davet ediyor. Tek mekânda geçen film, mizahı kadar ilişkiler üzerinden tartışmaya açtığı konularla da epey konuşuldu. Biz de konuştuk.

Ne siyah ne de beyaz
Avrupa Atletizm Şampiyonası’nın ilk kez uğradığı İngiltere’de yedi günlük heyecan fırtınası dindi. Türkiye en kalabalık takımıyla gittiği şampiyonadan bir kürsüyle döndü. Bu bir felaket mi, yoksa olması gereken miydi? Şampiyonayı Eurosport’ta yorumlayan Şevket Furkan Erbay’dan bir Türkiye analizi…

Bot meselesi
Dikkat ettiyseniz artık efendi gibi saat kurup gidip çok beklenen bir konserin biletini falan alamıyorsunuz. Vize randevusu zaten vizecilere para vermeden kim bulmuş da almış? “Bot” adıyla bilinen yazılımlar bütün bu randevuları ve biletleri toplamakla kalmıyor dünyada internet trafiğinin yüzde 60'ını da üzerinden döndürüyor. Tabii bir de işin siyasi gündem botları meselesi var…

Rantsal dönüşüme karşı umut var mı?
17 Ağustos depreminin üzerinden 27 sene geçti. Şehrin özellikle de para eden yerleri “kentsel dönüşüm” diye yıkıldı. Rant diye bağıra bağıra yapıldı. Mahallelerin kimliği, dokusu, tarihi yok edildi. Üstelik şehir de hâlâ depreme hazır falan değil. Emre Ünsallı, 1 Umut Derneği ile bu mahallelere ve kimliklere baktı.


Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, bilimle aramızdaki duvarları kırmaya geliyor

Bilim sadece amfilere, laboratuvarlara, akademik konferanslara hapsolmuş bir alan mıdır? Sıkıcı teorilerden ibaret, sadece birbirinin dilinden anlayan dar bir zümrenin tekelinde midir? Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, bilimle aramızdaki duvarları kırmaya geliyor. Kuantum, yapay zeka, evrim, iklim krizi… Aslında hayatımızın tam ortasında duran ama çoğunlukla sosyal yaşamdan kopuk kalan tüm bu konular 25-29 Ağustos tarihleri arasında, İzmir Foça’da masaya yatırılacak. Film gösterimleri, stand-up gösterileri, çocuklar için interaktif atölyelerle dolu programda Cambridge Üniversitesi Fizik Bölümü başkanı Mete Atatüre de onur konuğu olacak. Alanında öncü bilim insanlarıyla aynı masada sohbet etmenin mümkün olduğu festival, özellikle bilime ve öğrenmeye meraklı çocuklar ve gençler için kaçırılmaz bir fırsat.
Bir casusun gözünden Anadolu
Bazıları ona Çöl Kraliçesi diyor, bazıları sınırları cetvelle çizen kadın. Gertrude Bell’den bahsediyoruz. İngiliz arkeolog, seyyah ve tabii casus… Peki biliyor muydunuz Bell, birçok kez Anadolu’ya seyahatler yapmış… Daha da önemlisi İstanbul’dan İzmir’e, Isparta’dan Konya’ya yüzlerce fotoğraf çekmiş. Bu şehirler hakkında günlükleri, mektupları var. Fi tarihinden kalma meseleleri balık hafızalarda tazelediğimiz Fil Hafızası'nın yeni bölümünde Gertrude Bell’in gözünden 20. yüzyılın başında Anadolu’ya bakıyoruz.
Cem Dinlenmiş, Fayn için çizdi













