Sosyal medya son günlerde, bir dönem AKP’nin içinde birlikte çalışmış isimlerin tartışmasıyla çalkalanıyor. Ortalık toz duman. Bir yanda Erkan Mumcu, diğer yanda Bülent Arınç ve Şamil Tayyar. Tabii eski ve yeni siyasetçilerden ve gazetecilerden bolca yorum da geliyor. İş ekranda düello davetine kadar gitti. Tartışmanın odağında 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimi var. 

Dile kolay, üzerinden neredeyse 20 yıl geçmiş. Pek çok kimse, hele de yaşı 30’un altında olanlar, ne e-muhtırayı ne 367 krizini ne de Anayasa Mahkemesi’nden dönen cumhurbaşkanlığı seçimini biliyor. 

Bu tartışmayı anlamak için hafızamızı tazelemek hatta bir kavgayı okuma kılavuzu hazırlamak lazım. Ama önce kim, ne dedi, kısaca bakalım. Çünkü bu patırtının ardında sadece o günkü olaylar değil, belli ki önümüzdeki dönemde gündeme gelme ihtimali yüksek olan konulara göndermeler de var. 

Kavga nasıl başladı? 

AK Parti, 14 Ağustos 2026’da 25. kuruluş yıldönümünü kutladı. BBC Türkçe, AK Parti kurucularından iki önemli isimle röportaj yaptı. Bu isimlerden biri AKP iktidarının ilk başbakanı ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’dü. Gül’ün röportajdaki son cümlesini, “AKP’nin kuruluş vizyonundan uzaklaştığı” yönünde bir eleştiri olarak okuyabiliriz: 

“Bugün hâlâ o kuruluş vizyonunun Türkiye için geçerli olduğu kanaatindeyim. AK Parti o vizyona tekrar sahip çıkarsa ekonomik, demokratik, hukuk açısından Türkiye’ye, Türkiye’nin geleceğine çok şey kazandırır diye düşünüyorum.”

BBC Türkçe’nin diğer röportajıysa, eski TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’laydı. Arınç da röportajın sonunda, Erdoğan’ın kendisinden sonraki aday için, “Gönlümden geçen, 2007’deki gibi ‘Kardeşim filandır’ diyebilmesi” dedi. Erdoğan o dönemde, bu sözüyle Abdullah Gül’ü işaret etmişti ama Arınç röportajda bir isim vermedi. 

Tam da bunlar konuşulurken sosyal medyada Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ı hedef alan, hatta bu iki ismi Recep Tayyip Erdoğan’a kumpas kurmakla itham eden, işin içine Gülen örgütünü de katan bir röportaj dolaşıma girdi. Konuşan kişi, bir dönem Anavatan Partisi’nde Mesut Yılmaz’ın prensi olarak görülen, sonra AK Parti’nin ilk döneminde Milli Eğitim ve Turizm Bakanlıkları yapmış, ardından partiden ayrılıp bir süre Anavatan’ın Genel Başkanlığı’nı yürütmüş olan Erkan Mumcu’ydu. 

Yedi yıl sonra yeniden pişirilen röportaj

Aslında röportaj yeni değil, 2019’da yapılmış. Gazeteci Barış Terkoğlu, Erkan Mumcu ile bu mülakatı Oda TV’deyken yapmış. Röportajdan kesilip sosyal medyada dolaşıma giren bölümde Mumcu, 2007’de krizlere, e-muhtıralara sahne olan cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili şöyle diyor: 

“367 kumpası, Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olamasın ki yerine Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçilebilsin diye, en az iki yıl önceden tasarlanmış ve ‘o laikçi’ çevreleri de aletleştirmiş bir kumpastır. Projenin, fikrin sahibi FETÖ’dür. Ama asıl proje, cumhurbaşkanını seçme iradesini Tayyip Erdoğan'a bırakmamak, daha da ileri bir cümle söylüyorum, o gün Tayyip Erdoğan ve askerler arasında da varılması muhtemel bir mutabakatı imkansızlaştırmaktır. Ve başarılmıştır, başarılı olmasındaki büyük pay sahiplerinden birisi de Bülent Arınç’tır. Bülent Arınç, ‘Eğer ikinizden birisi aday değilse, ben aday olacağım ve hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğim’ diyerek aslında Tayyip Erdoğan'ın seçeneklerini ortadan kaldırmış ve daha doğrusu onu ‘Kardeşim Abdullah Gül’ açıklamasına mecbur etmiştir.” 

Mumcu, Erdoğan ile dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt arasında 4 Mayıs 2007’de yapılan, pek çok iddiaya konu olan ve ne konuşulduğu hâlâ açıklanmayan Dolmabahçe görüşmesinde, cumhurbaşkanı adayının kimliği üzerinde bir mutabakata varıldığını da iddia ediyor. Mumcu’ya göre Gül’ün adaylığı bu mutabakata aykırıydı. 

Mumcu, Gül için “majestelerinin valisi” ifadesini de kullanıyor. 

Tartışma başlıyor

Erkan Mumcu’nun 7 yıl önce verdiği bu eski demeç sosyal medyada yeniden gündeme gelip çokça tartışılınca, devreye eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar girdi. Hemen hatırlatalım, Şamil Tayyar, AKP kurulmadan önce Anavatan Partisi’ni izleyen gazetecilerden biriydi. Yani tanışıklıkları eskiye dayanıyor.

Tayyar, X platformundan uzunca bir mesaj paylaştı, Gül ve Arınç’a yönelik bu “ağır sözlerin”, AK Parti’ye destek veren tabanda ciddi karşılık bulmasında, bu iki ismin son dönemdeki eleştirilerine öfkenin payı olduğunu söyledi. Sözü 2007’deki seçime getirdi:

“Erkan Mumcu ise 20 milletvekiline sahip ANAP’ın Genel Başkanı olarak oylamayı boykot etti. Oysa daha önce pozitifti. Parti kararının alınacağı ANAP MKYK toplantısında gelen bir telefon sonrası tavrını değiştirdi. (…) Mumcu boykot etmeseydi 367 garabeti olmayacak, ilk turda 351 oy alan Gül seçilmiş olacaktı. (…) Ne hazindir, o tarihte askerî vesayetle iş birliği yaparak AK Parti’nin cumhurbaşkanlığı seçimine takoz koyan Mumcu, sırf Gül ve Arınç antipatisi yüzünden bugün sempati topluyor.”

Mumcu’dan “Şamil Efendi!” diye başlayan cevap gecikmedi. “Fırıldak”, “yiyor mu?” gibi ifadelerin yer aldığı mesajıyla Tayyar’ı canlı yayında tartışmaya davet etti. Tayyar ise “Kafa ayık değilken klavyeden uzak dur. (…) Seni çukurunda hezeyanlarınla baş başa bırakıyorum” diyerek bu çağrıyı karşılıksız bıraktı.  

Gül’e George Clooney’li mesaj

Tartışma durmadı tabii, devam etti. Ama bir noktada Erkan Mumcu, eski röportajlarının parti içi kavgalar için kullanıldığını ifade eden bir mesaj attı. “İktidardan pay istiyorsunuz ama ihtirasınız büyük, cesaretiniz küçük. Aile içi meselelerinize beni karıştırmayın” dedi. Bir dönem Abdullah Gül’ü, ABD’li aktör George Clooney’ye benzetenler vardı. Mumcu, buna atıfla şöyle bitirdi mesajını: 

“Ben FETÖ ile kavga ederken kiminiz Hermafro sesinizle gülüyor, kiminiz George Clooney tebessümünüzle susuyordunuz. O gün yapamadığınızı bugün yapabileceğinizi mi umuyorsunuz? Artık rüzgar Batı'dan esmiyor bunu ne vakit anlayacaksınız?”