Büyük Zafer denilince akla ilk gelen kare, Etem Tem’in 26 Ağustos 1922’de Kocatepe’de çektiği Mustafa Kemal Paşa’nın fotoğrafıdır. Etem Tem, o anı şöyle anlatıyor:

“Tek başına, kayalıklar arasında dalgın ve düşünceli dolaşmaya başladı. Zaman zaman sahra dürbünleriyle düşman cephesine bakıyordu. Bir aralık, o kayalık tepenin ucuna geldi. Hafifçe eğilmişti. Başparmağı dudaklarının arasındaydı. Hemen objektifimi çevirdim, adeta nefes almayacak kadar bir sessizlik içinde deklanşöre bastım, resmini çektim. Saat 11’di.”
Türk ordusu, işgalci Yunan kuvvetlerine karşı taarruza geçeli daha altı saat bile olmamıştı.

Nazım Hikmet, Kuvayi Milliye Destanı’nda, taarruz günü henüz daha top atışlarının başlamadığı anlarda, Kocatepe’de hakim olan havayı anlatırken “Sarışın bir kurda benziyordu” dediği Mustafa Kemal Paşa’dan “şayak kalpaklı adam” diye bahseder…
“Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu.”
Türk ordusu sonunda o sabah taarruza geçiyor, o rahat günler yaklaşıyordu.

Nereden nereye…
Cepheye yayılan tüm ordu için işaret o ilk top atışı olacaktı. Ama sis yüzünden gecikme oldu. Sabah 5.30’da tanzim atışı yapıldı. Yani hedefin tam koordinatlarını ve mesafesini bulmak, atış verilerini düzeltmek için yapılan ilk deneme atışları. Sonra toplara ayarlar yapıldı, tahrip ve imha atışları başladı.
Mustafa Kemal Paşa, Kocatepe’de batarya dürbününden izliyordu bu ilk atışları.
Topçuların usta işi atışları onu keyiflendiriyordu. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) topçu sınıfından bir subaydı. Top atışları sürerken kurmay başkanı Asım Bey’e döndü, aklında istiklal mücadelesinin ilk günlerinden beri yaşanan zorluklar vardı:
