Türkiye’nin ilk, gelmiş geçmiş en meşhur ve en sevilen drag performans sanatçısı Seyfi Dursunoğlu, yarattığı Huysuz Virjin karakteriyle yarım asır boyunca gece kulüplerinden gazinolara, beyaz perdeden televizyon ekranlarına milyonlarca izleyiciye ulaştı. 

Huysuz Virjin o kadar benimsendi ki adeta aynı bedende yaşayan başka bir insan olarak bağımsızlığını ilan etti ve çoğu zaman yaratıcısı Dursunoğlu’nun hayatına hükmetti.

Hazırcevaplığı, parlak zekâsı ve zengin kelime dağarcığı sayesinde en müstehcen şakaları ve hakaretamiz çıkışlarıyla dahi seyircisinin gönlünde yer edinen Huysuz’un popülaritesi, Dursunoğlu’nun 2020’deki ölümünden sonra da hafızalarda ve dijital mecralarda sürüyor.

Oysa Huysuz Virjin 1970 yılında Ermeni şivesiyle kantolar söyleyen bir zenne olarak İstanbul gece hayatının efsanevi mekânlarından Kulüp 12’de sahneye çıktığında, Dursunoğlu 40 yaşına merdiven dayamış bir devlet memuruydu.

Huysuz Virjin nasıl ortaya çıktı?

Seyfi Dursunoğlu, 1 Ekim 1932’de Trabzon’da saat tamircisi Mehmet Bey ile Selvi Hanım’ın altı çocuğunun en küçüğü olarak dünyaya geliyor. Aile 1938’de İstanbul’a taşınıyor. 

Sert ve dindar bir baba ile şefkatli ve komik bir annenin yanında büyüyen Seyfi’nin sanatla kurduğu en önemli bağlardan biri, ablası Şükran sayesinde öğrendiği dikiş oluyor. Sinemaya gitmeleri yasak olmasına rağmen komşularının evinden açık hava sinemasındaki filmleri izliyor, ardından evde gördüğü karakterleri canlandırıyor. Özellikle Marlene Dietrich’e hayran kalıyor; ayna karşısında onun jest ve mimiklerini taklit ettiği anları yıllar sonra “belki de Huysuz’un ilk ortaya çıkmaya başladığı zamanlar” diye tarif ediyor.

Boğaziçi Lisesi’nde yatılı okumaya başlayan Seyfi, derslerden çok sahne yeteneğiyle dikkat çekiyor. İlkokul öğrencilerinin sahnelediği Gelincik Ülkesi müzikalinde başrolü oynayan kız öğrenci koreografiyi yapamayınca peruk takarak rolü devralıyor ve böylece ilk drag deneyimini yaşıyor. 

Aynı okulda kendisinden birkaç sınıf büyük Zeki Müren’le de yolları kesişiyor. Bir gün birlikte okulu asıp Yıldız Parkı’na gittiklerinde Zeki onun sesini dinleyip “Sen sakın niyet etme şarkıcılığa” diyerek geleceğin Huysuz Virjin’inin şarkıcılık hevesini kırıyor.

Babasının işleri bozulunca ücretsiz olduğu için Heybeliada’daki Deniz Koleji’ne gönderilen Seyfi, istemediği askerî okuldan kurtulabilmek için bilerek derslerden kalıyor ve Haydarpaşa Lisesi’ne geçiyor. Burada geleceğin ünlü aktörü İzzet Günay’la yakın arkadaş oluyor. Ardından İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi’ne girse de tiyatro, sinema ve kostüm partileri derslerden daha cazip geliyor.

Abajur hazırlıyorum

Hadımköy’de asteğmenlik yaptığı sırada İstanbul’daki bir kıyafet balosuna katılmak için 12 metre Bursa ipeğinden kendi dansöz kostümünü hazırlıyor. Eteğinin düzgün düşmesi için askerlere toplattığı küçük taşları kumaşın içine dikiyor, sigara mukavvalarından da pullu payetli bir göbeklik yapıyor. Merak eden teğmene “abajur hazırlıyorum” dediği kostümüyle katıldığı baloda oryantal dans ederek birinci seçiliyor.