Türkiye, mütemadiyen geçmişiyle yüzleşen bir ülke. Bu yüzleşmeler sırasında da bazı isimler belirli aralıklarla gündeme geliyor. Bu haftanın en çok konuşulan isimlerinden biri MİT yöneticisiyken terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan Kaşif Kozinoğlu’ydu. Ergenekon soruşturmaları döneminde 2011’de tutuklanan Kozinoğlu, mahkemeye dahi çıkamadan, Silivri’deki koğuşunda geçirdiği kalp rahatsızlığı sonrasında hayatını kaybetti. Ölümünde ihmal olduğu iddiaları nedeniyle geçen günlerde yeniden soruşturma başlatıldı.
Peki Kozinoğlu kimdi? Neyle suçlandı, neler yaşadı? Tüm bu soruların yanıtı için öncelikle Ergenekon operasyonlarını hatırlamamız gerekiyor.
Ergenekon: Asrın davası diye başladı, kumpas olarak tescillendi
Ergenekon operasyonları, 2007 yılında kamuoyuna “derin devletle hesaplaşma” kılıfında sunularak, “asrın davası” ismiyle başlatıldı. Ancak hemen sonrasında öyle isimler gözaltına alındı ki bu operasyonların aslında o dönem “Cemaat”, “Hizmet Hareketi” gibi değişik isimlerle anılan, sonra FETÖ olarak adlandırılan Gülen Örgütü’nün, siyaset, medya, ordu, emniyet gibi farklı alanlarda kendisi için yaptığı bir “mıntıka temizliği” olduğu görüldü.
Soruşturmayı yürüten dönemin savcısı Zekeriya Öz, hükümet-cemaat kavgasının başlamasıyla 2015’te yurtdışına kaçtı. Bugün firari ve kırmızı bültenle aranıyor.
Onun yürüttüğü soruşturmalar sonucunda başlatılan davalarla aralarında emekli generaller, akademisyenler, siyasetçiler ve gazetecilerin de olduğu çok sayıda kişi “Ergenekon Terör Örgütü” yöneticisi veya üyesi oldukları iddiasıyla müebbete varan hapis cezalarına çarptırıldı.
Yargıtay’ın 2016’da verdiği kararla “kumpas mağduru” oldukları tescil edilen bu kişilerden biri de MİT yöneticilerinden Kaşif Kozinoğlu’ydu.
Ergenekon’dan yıllar önceki Çakıcı meselesi
Türkiye’de birçok kişi onu, Ergenekon operasyonlarının “dalga dalga” yayıldığı 2011’de, “MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu gözaltına alındı” haberiyle tanıdı.

Ancak ondan 7 yıl önce, 12 Ağustos 2004’te, Milliyet Gazetesi’nin sürmanşetinde yer alan Gökçer Tahincioğlu imzalı haberde adı da görevi de açıkça yer alıyordu. Haberde, Karagümrük Spor Kulübü Lokali’nin basılmasıyla ilgili yargılanan organize suç örgütü lideri Alaaddin Çakıcı’nın Yargıtay’daki dosyasının geciktirilmesi için bir hakime baskı yapıldığı anlatılıyordu. O hakim, Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, baskı için kendisini ziyaret eden kişi ise MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’ydu.
Kararın geciktirilmesi, Çakıcı’nın yurtdışına kaçması için daha rahat hareket edebileceği anlamına gelse de Kozinoğlu Eraslan’a “Çakıcı, davasının erken bitmesi halinde yurt dışına kaçabilir. Elindeki bazı kasetleri MİT’in alması gerekiyor, davayı geciktirin,” demişti. Eraslan ise kendi ifadesiyle, Kozinoğlu’na “Yargının işleyişine kimse müdahale edemez,” diye karşılık vermişti.
Alaaddin Çakıcı, bir cuma günü çıkan kararın geç tebliğ edilmesini fırsat bilip bir pazar günü Avusturya’ya kaçmış, daha sonra yakalanarak Türkiye’ye iade edilmişti.
Çakıcı’nın yurt dışına kaçışına yardım ettikleri iddiasıyla 24 kişi hakkında dava açıldı. Sanıklar arasında Kaşif Kozinoğlu da vardı.
25 Mart 2010’da davada karar açıklandı, mahkeme 15 sanığı 5 ay ile 1 yıl 8 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırdı. Kozinoğlu da 5 ay ceza alan isimler arasındaydı.
18 Ocak 2011’de ise Kozinoğlu’nun adı bir suç duyurusu haberinde yer aldı. “Karagümrük Çetesi” olarak bilinen suç örgütünün yöneticileri Nuri ve Vedat Ergin, Kurtlar Vadisi dizisinde ''uyuşturucu kaçakçısı'' olarak gösterilmelerine neden oldukları iddiasıyla Kozinoğlu ve Ergenekon davası sanığı, eski Jandarma İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı emekli Albay Hasan Atilla Uğur hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.
Kozinoğlu ve Uğur hakkındaki suç duyurusu takipsizlikle sonuçlandı. Kozinoğlu’nun adı, bu suç duyurusu haberinde “Eski MİT Operasyon Başkan Yardımcısı” olarak geçiyordu, yani kendisi halen MİT’te görevliydi ve hatta basında çıkan bu haberden sadece bir hafta önce MİT tarafından yurtdışına gönderilmişti.
Önce Çakıcı davası, ardından Ergin kardeşlerin suç duyurusu... Kozinoğlu, Ergenekon savcılarının radarına girmişti.
Aslında savcıların yerine Gülen yapılanmasının demek daha doğru olur.
Çünkü Kozinoğlu, Gülen yapılanmasının Türkiye için tehlike arz ettiğini düşünüyordu. Gülen’in okullarının CIA yuvaları olduğunu teşkilatta sık sık dile getiren Kozinoğlu, görev yaptığı ülkelerde de yapılanmanın okullarına karşı mesafeliydi.
Kozinoğlu’nun bu karşı tutumu da Gülenciler tarafından yakından takip ediliyordu.
MİT gibi önemli kurumda da yükselmesini önlemek hatta teşkilatla bağını koparmak için çalışılıyordu.
Bunun en önemli delillerinden biri de darbe girişiminden iki yıl sonra tutuklanan, Gülen yapılanmasına yakınlığıyla bilinen MİT’çi Enver Altaylı’nın bilgisayarında bulundu.
Altaylı’nın el konulan dijital materyalleri arasında Fethullah Gülen’e yazdığı bazı mektuplar ele geçirildi.
Ülkedeki ve teşkilattaki gelişmeleri “rapor” ettiği mektuplardan Ekim 2008 tarihli olanın konusu Kaşif Kazinoğlu’ydu.
“Özbekistan’da, Şenkal Atasagun’un Özbekistan görevlisi olarak çalışan Kaşif Kozinoğlu terfi ettirilmiş ve merkezi Taşkent’de bulunan, Orta Asya İstihbaratı’nı koordine etmekle görevli büronun başına getirilmiştir. Okulların kapatılma sürecinde en büyük ihanet payı adı geçen bu şahsa aittir. Kozinoğlu insan olarak baştan aşağı ahlaki zaaflarla dolu, menfi insan tipinin müşahhas bir örneğidir. Atasagun ve ulusalcılardan himaye görür. Son günlerde aldığım bir bilgi üzücü ve ürperticidir. Zâtıalilerinizin taraftarı oldukları iddia ve gerekçesi ile 20 MİT görevlisi son derece sıkı bir takibe alınmışlardır... Zâtıalileriniz ve hizmetler hakkındaki tarafsız görüşleri sebebiyle dikkat çekmişler ve takibe alınmışlardır. Başbakan, müsteşar nezdinde teşebbüste bulunarak Kaşif Kozinoğlu’nun etkisiz hale getirilmesini ve bu 20 görevli hakkındaki izlemenin durdurulmasını temin edebilir.”
Gülen’e ulaşan bu raporların ardından Kozinoğlu önce iktidar ve Gülen medyasında hedefe konuldu. “Hizmet ve ülkesi için çalışan insanları” izlediği ve fişlediği iddia edildi. Haberlere göre “Türkçeyi başka ülkelerde öğretmeyi amaçlayan” Gülen okullarını da Orta Asya gibi ülkelerde de kapattırmaya çalışıyordu. Yani o dönemki haberlere göre, ülkesine ihanet ediyordu.
Bu gelişmelerden sonra da artık durdurulması gereken bir istihbaratçıydı.
Gülen’in yargıdaki en önemli neferi Zekeriya Öz için harekete geçme zamanıydı.
Ergenekon soruşturması MİT’e sıçrıyor
2011 yılının Mart ayı başlarında Kozinoğlu için Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltı kararı çıkarıldı. Yurtdışında olduğu için gözaltı kararı uygulanamadı, evinde arama yapıldı. Kozinoğlu, bunun üzerine 9 Mart’ta Türkiye’ye döndü. 10 Mart’ta MİT görevlileri eşliğinde Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine getirildi. Fotoğrafı da ilk gün kamuoyuna yansıdı.

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’e verdiği ifadenin bir bölümünde geçmişte yaptığı görevlerden bahsediyor, 35 yıllık özgeçmişini 13 cümleye sığdırıyordu:
“1976 yılında Harp Okulu’ndan mezun oldum. İlk kıtam Eğirdir Dağ Komando Okulu’na geldim. 1980 yılında Özel Harp Dairesi’nde göreve başladım. Önce burada aday olarak başladım, kurslar bittikten sonra 1995 yılına kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın TİM Komutanlığı’nda İstihbarat Subaylığı, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı’nda görev yaptım. 1995 yılında Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı’ndan isteğimle emekli olup, MİT’e girdim. Burada sürekli yurt dışı görevlerinde bulundum. Suriye, Bosna Hersek ve Afganistan Bölgesi’nde görev yaptım. Asya Bölgesi’nin tamamı sorumluluk alanımda olduğu için, Orta Asya’dan Çin’e kadar gidip geldim. Son olarak da 2010 yılında Asya Bölge Komutanlığı’ndan geri döndüm. Eylül 2010 yılında yeni Müsteşarımız Sayın Dr. Hakan Fidan’ın talimatıyla Baş Müşavir olarak Asya Bölgesi’ne atandım. Eylül ayından itibaren de 5 defa yurt dışı görevine gönderildim. En son olarak 11 Ocak’ta yurt dışına gönderildim ve 9 Mart’ta bu görevden Türkiye’ye döndüm. İfade vermem gerektiği söylendi ve ifade vermeye geldim.”
Kozinoğlu, özellikle Afganistan’da, Azerbaycan’da ve Bosna Hersek’te önemli görevlerde bulunmuştu. Afganistan’da, Özbek asıllı General Raşid Dostum’la yakın ilişki kurmuştu. Bosna Savaşı sırasında Kemal Kahramanoğlu adıyla Bosnalı Müslümanlara sniper eğitimi verdiğini kendi yazdığı bir mektupta anlatıyor. 1988-1994 arasındaki Birinci Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan ordusuna destek olarak gönderilen isimlerin başında geliyordu.
Ancak Özel Harp Dairesi’nde başladığı, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda devam ettiği, oğlu Özel’den uzak kalmasına neden olan, sayısız özel operasyonlar gerçekleştirdiği görevlerine, Özel Yetkili Savcı Zekeriya Öz’ün tutuklama talebi sonrası artık devam edemeyecekti.
Kozinoğlu, aynı gün akşam saatlerinde çıkarıldığı mahkemece tutuklandı ve Silivri Cezaevi’ne gönderildi.
Tam olarak neyle suçlandığını ve hakkında istenen cezayı 23 Temmuz 2011’de hazırlanan iddianamede öğrenecekti. Ergenekon’dan gözaltına alınanların hangi dosyaya ekleneceğinin belli olmadığı zamanlardı ve Kaşif Kozinoğlu’nun adı ODA TV İddianamesi’ne eklenmişti.
MİT yöneticisine terör örgütü üyeliği suçlaması
MİT’in Orta Asya operasyonlarından sorumlu yöneticisi, ODA TV’de yapılan aramalarda bulunduğu iddia edilen bazı belgeler üzerinden suçlandı. Aynı soruşturmada adı geçen diğer şüpheliler şunlardı:
Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Doğan Yurdakul, Müyesser Yıldız, Coşkun Musluk, Mehmet Sait Çakır, Ahmet Şık, Hanefi Avcı, Nedim Şener, Ahmet Mümtaz İdil ve İklim Ayfer Kaleli.
İddianamede Kozinoğlu’nun “Ergenekon Silahlı Terör Örgütü üyesi olmak”, “devletin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “yasaklanan bilgileri temin etmek” suçlarından 11,5 yıldan 26 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.
İddianameyi kabul eden mahkeme davanın ilk duruşmasının 22 Kasım 2011’de yapılmasına karar verdi. Ancak o ilk duruşmaya Kaşif Kozinoğlu katılamayacaktı.
Silivri’den gelen ölüm haberi
Kozinoğlu, duruşmasından 10 gün önce, 12 Kasım 2011’de Silivri’de, Hasan Ataman Yıldırım ve Atilla Uğur ile birlikte kaldığı koğuşunda rahatsızlandı. Silivri Devlet Hastanesi’ne kaldırılmış ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Bulgular, kalp krizi geçirdiği yönündeydi.

Kozinoğlu’nun kalbini zorlayan birçok faktör vardı, bunların en başında da duruşma sırasında neyi söyleyip söyleyemeyeceği konusunda yaşadığı tedirginlikler geliyordu.
Koğuş arkadaşı Hasan Ataman Yıldırım, Kozinoğlu’nun o sıkıntılar nedeniyle MİT’e yazdığı ancak yanıt alamadığı mektupları bir duruşma sırasında anlatmıştı:
“Kozinoğlu, tutuklanması ile ilgili süreci anlattı. Kozinoğlu, Afganistan'da iken bir CIA ajanın kendisine 'Türkiye'ye gitme seni tutuklayacaklar' dediğini söyledi. Ancak buna rağmen Kozinoğlu, Türkiye'ye gelerek Savcı Zekeriya Öz'e ifade verdi. Mahkemeye sevk edilmek üzere evrak beklediği sırada bir yargıç gelerek Kozinoğlu'na 'Seni tutuklayacaklar' demiş. Kozinoğlu, ‘Mahkemede konuşayım mı?’ diye soruyordu. ‘Konuşsam devlet sırrı açıklamaktan suç olur, konuşmasam ben suçlu olurum’ diyordu. Sonunda MİT'e avukatı aracılığıyla 'Konuşayım mı, konuşmayayım mı?’ diye yazı gönderdi. Avukat, Kozinoğlu'nun mektubunu MİT'e göndermiş ama cevap gelmedi. Bir mektup daha gönderildi ama cevabı gelmeden kaybettik.”
Ailesi ve koğuş arkadaşları Kozinoğlu’nun hastaneye kaldırılması sırasında ihmaller yaşandığını dile getirdi. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma, “ölümün kalp damar rahatsızlığı nedeniyle olduğunun belirlenmesi üzerine” takipsizlikle sonuçlandı. İhmal iddiaları yanıtsız kaldı.
Kozinoğlu’nun adı, kalp krizi geçirdiği sırada cezaevi personelinin ihmali olduğu iddiasıyla geçen günlerde açılan soruşturma sonrasında yeniden gündemde.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmaya ilişkin takipsizlik kararının kaldırılması ve bu kapsamda yaşanan diğer gelişmeleri şu sözlerle anlattı:
“Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir.”
Belki de bu soruşturma Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili ihmal iddialarını ortaya çıkaracak son şans olacak.
Fayn’ın özgün haber dosyaları, araştırmaları ve görüş yazılarını okurlar mümkün kılıyor. Bizler işimizi severek ve layıkıyla yapmaya çalışıyoruz. Ancak sizler ücretli aboneliğe gönüllü olursanız sürdürebiliriz. Çünkü bağımsız yayıncılık bunu gerektirir. İkna olduysanız detaylar için sizi şuraya alalım.