Seçime iki hafta var. 2 Eylül akşamı Wedding'te, Haus der Jugend'in, yani Gençlik Evi'nin kapısındayım. Göçmen emeğiyle yoğrulmuş, şimdilerde ise fahiş kiralar ve soylulaştırma kıskacında direnen tipik bir işçi mahallesi burası.
Sol Parti'nin Berlin başbakan adayı Elif Eralp'i kendi sahasında, mahalleliyle buluştuğu toplantıda izlemeye geldim.
Mekanın girişinde bizi Wedding adayı Martha Kleedörfer karşılıyor. Konuklarla tek tek ilgileniyor, onlara yol gösteriyor. O da bu şehirde kirada oturuyor. Seçilirse maaşının sadece bir öğretmenin kazandığı kadarını alacağını anlatıyor. Kalanı sosyal projeleri finanse edecek bir fona gidecek.
Az sonra Elif Eralp çıkageliyor. Yürüyerek. Ve evet, elinde bir dürüm dönerle.
İçerisi tamamen dolu. Ağırlık gençlerde. Ama 12 Eylül sürgünleri de orada, yarım asır önce buraya gelen ilk kuşak misafir işçiler de.
Salonda çay ve baklava ikramı var. Eralp kimseyi atlamadan herkesin elini tek tek sıkıyor. Türkiye'deki siyasetçilerin ulaşılmazlığına alışık biri olarak, bu protokolsüz ve samimi ortam karşısında ufak bir afallama yaşıyorum.
Karşımda bildiğimiz anlamda bir siyasetçi yok. Türkçesinde hafif bir dil bariyeri seziliyor ama derdini gayet dolaysız anlatıyor.
Etkinlik baştan sona Türkçe akıyor.
12 Eylül’den Berlin'e
Evli ve iki çocuk annesi Elif Eralp'in hikâyesi 12 Eylül 1980 askerî darbesiyle başlıyor. Annesi Adanalı bir yüksek hemşire, babası Kayserili bir doktor. İkisi de sendikacı, ikisi de solcu. Darbenin ardından siyasi baskılar nedeniyle Almanya'ya göç ediyorlar.
Annesi ona hamileyken ulaşıyor Münih'e. Uluslararası Af Örgütü'nün desteğiyle Almanya'ya sığınıyorlar. 1981'de Münih'te doğan Eralp'in çocukluğu önce Dortmund, ardından Hamburg yollarında geçiyor.
"Beni siyasete götüren, ailemin ve benim bizzat yaşadıklarım oldu," diyor.
O dönem tırmanan ırkçılığı, annesiyle katıldıkları yürüyüşleri ve çocukken annesine sorduğu soruyu unutmuyor:
"Sırf Türkiye'den geldiğimiz için bizi de mi öldürecekler?"
Sokakla tanışması on yaşında başlıyor. Kiralık evlerinin garajında bir çevre kulübü kurup arkadaşlarıyla afişler asıyor. Yıllar sonra Hamburg ve Gorleben'deki nükleer karşıtı eylemlerde buluyor kendini. Hukuk eğitiminin ardından 2010'da Berlin'e yerleşiyor ve Sol Parti meclis grubuna hukuk danışmanı olarak giriyor.
Partiye resmî üyeliğinin tarihi 2017. Siyasette doğrudan vitrine çıkma kararı ise 2020 yılında Hanau'da gerçekleştirilen ırkçı katliamın hemen sonrasına denk geliyor. 2021'de Berlin Eyalet Meclisi'ne seçildikten sonrası hızlı bir tırmanış. Geçen kasım ayında da başbakan adayı ilan ediliyor.
Sol Parti tarihinde bu göreve talip olan ilk göçmen kökenli kadın o.
Kira mafyasına karşı
Kampanyasının omurgası konut.
Tek başına yüz binlerce konutu kontrol eden, borsada işlem gören ve Berlin'i dev bir şantiyeye çeviren Vonovia, Deutsche Wohnen ve Heimstaden gibi emlak devleri kira artışlarından milyonlarca euro kazanıyor. Sadece 2026'da dağıtacakları temettü bir milyar euronun üzerinde. Eralp'in buna karşı çözümü net, bu şirketler kamulaştırılmalı.
