Deniz Kızı Eftalya’yı mutlaka duymuşsunuzdur… Ama nasıl? Eftalya, denizden gelip denize giden esrarengiz bir kadın mıydı? Yoksa Şark bülbülü olarak da anılmış muhteşem bir ses mi? Ayrıca bu lakabı neye borçluydu?
Sanatatak’ın Haziran ayında İş Vapur’da düzenlediği Kültür Hatları Festivali’nde Evrim Hikmet Öğüt’i dinlemesem Eftalya’yı pek çoğumuz gibi eksik veya yanlış tanıyacaktım.
Eftalya’ya dair gazete haberleri, eşi ve kendisiyle yapılmış söyleşiler ve kitapları titizlikle inceleyen etnomüzikolog Prof. Öğüt, bugüne kadar efsanenin nasıl anlatıldığını, hakkındaki tartışmaları feminist biyografi yazımı perspektifinden değerlendirdi.
Evrim Hoca’yı dinlerken İstanbul kültürünün önemli simgelerinden Deniz Kızı Eftalya’yı ne kadar az tanıdığımı fark ettim. Çocukluğumdan beri adını duyduğum Eftalya, ilk kez ete kemiğe ve en çok da bir ruha büründü.

Eftalya anlatısının üç dönemi
İstanbullu öksüz ve yetim bir Rum kızıyken Türk musikisi icrasıyla tanınan, 30’larının başında Fransa’da ilk kaydını yapan, assolist olduktan sonra dahi başarısı müzisyen Sadi Bey’le evliliğine yorumlanan Deniz Kızı Eftalya’ya dair hikâyelerin aslını araştıran Prof. Evrim Hikmet Öğüt, Eftalya anlatısını üç döneme ayırıyor:
1932-1939 tarihleri arasında çok ünlü bir ses sanatçısı olarak basında gündem olan Deniz Kızı Eftalya’dan on yıllarca hiç bahsedilmedi. Ta ki 1998 yılında Cemal Ünlü'nün taş plak kayıtlarından hazırladığı Kadıköylü albümü Kalan Müzik’ten çıkana kadar. İşte Eftalya'yla tekrar tanışmamız bu şekilde oldu.
2000'li yıllarda da hep geçmişteki haberlerden beslenen bazı popüler yazılar yazılıyor Eftalya hakkında. Ama bunların hiçbiri kapsamlı biyografiler değil. Geçmişte anlatılmış bazı hikâyeleri tekrar eden, alıntılar yapan metinler. 2023 yılında ise ilginç bir şekilde iki farklı Deniz Kızı Eftalya kitabı yayınlandı. (Oğuzhan Murat Öztürk ve Anıl Işıktaş’ın yazdıkları bu kitapları, ilgilileri web’den bulabilir.)
Büyükdere meyhanelerindeki müzik geleneği
Prof. Öğüt’e göre, sanatçı Eftalya ismini çok benimsemiş olsa da gerçekte kim olduğunu iyi anlamak için onun asıl ismini de anmak gerekiyor:
“Peki gerçekte Eftalya kim olabilir? Her şeyden önce gerçek ismi Atanasia Georgiado. Fakat Eftalya ismini çok benimsemiş görünüyor. 1933'te bir çocukluk anısını anlatırken, diyor ki babam bana ‘Aferin Efto’ dedi. Bahsettiği dönem, daha Eftalya adını kullanmadığı bir dönem. Ama gerçek adını teslim etmemiz bence kıymetli.”
Eftalya’nın doğum tarihi bile net değil: Kimine göre 1891, başkasına göre 1894. Tarabya-Büyükdere'de doğduğu ve çocukluğunu orada geçirdiği kesin. Büyükdere o dönemde bir Rum semti: 1914'teki nüfus kayıtlarına bakınca Büyükdere'de 4 bin 300 Rum hane var. Buna karşılık 900 Müslüman, 180 kadar Ermeni hane var.
Halen bir kısmı kullanılan sefirliklerin yazlık mekânları da burada. O dönemde Rusya, Avusturya, İspanya, İtalya sefirlikleriyle birlikte Büyükdere’ye has bir eğlence dünyası var. İskele gazinosu ve birkaç önemli meyhane de Tarabya’da.
Bu meyhanelerde sanatını icra eden müzisyenler daha sonra Eftalya'nın da birlikte çalıştığı kişiler. Buradaki müzik dünyasına özellikle gayrimüslim müzisyenler hakim.
“Bu olsa olsa bir deniz kızının sesidir”
Babası çok önemli Eftalya'nın hayatında. Musikişinas bir jandarma yüzbaşısı olan baba, Eftalya'nın müzikle haşır neşir olmasında önemli rol oynuyor. Zaten Eftalya da anılarında babasının müzik sevgisinden, dostlarıyla evde yapılan musiki alemlerinden bahsediyor.
