Çerçeve yasa ya da Abdullah Öcalan’ın tabiriyle ‘kök yasa’nın Meclis’e getirilmesi an meselesi. Teklifte ne yazdığı hâlâ bilinmiyor ama 4 Ağustos Salı günü Meclis’e getirilmesi bekleniyor.
İktidar milletvekillerinden beklenense teklifi okumadan imzalamaları.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, partisinin milletvekillerine gönderdiği notta, “Çerçeve Kanun Teklifinin tüm milletvekillerimizin eksiksiz imzalamaları kararı alınmıştır” dedi ve salı günü 17:00’ye kadar süre verdi.
AKP milletvekilleri daha önce de yaptıkları gibi okumadıkları bir metni imzalıyorlar.
İktidar partisi, Meclis’te grubu bulunan partileri de teklif hakkında bilgilendirecek ama onlarla da metni paylaşmayacak.
Ancak yine de iktidarın, teklifin yalnızca AK Partili bütün milletvekillerince değil, Meclis’teki diğer partilerce de imzalanması yönünde bir beklentisi var.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çerçeve yasaya ilişkin TBMM Başkanı Kurtulmuş’un “partilerin ortak teklifiyle gelecek” açıklamasına karşın kendilerine bir ziyaretin olmadığını belirtti:
“Kimsenin bilmediği bir metin olması elbette sıkıntı, bir de olmayan bir metne ‘mutabakatla gelecek’ denmesi de bir sıkıntı.”
İçeriği bilinmeyen metin
DEM Partili Cengiz Çandar’a göre taslaktaki ayrıntıları sadece üç kişi biliyor: PKK lideri Abdullah Öcalan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın.
Öcalan’ın metni bilmesinin yeterli olduğunu düşündüğü anlaşılan DEM Parti’nin çerçeve yasa için umutları yüksek.
Hatta içeriği bilinmeyen teklifi Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “yeni bir evrenin başlangıcı” olarak değerlendirdi.
Ağızlarından çıkan Kürtçe bir iki kelimenin bile Meclis tutanaklarına bilinmeyen bir dil olarak geçirildiği DEM, içeriği de bilinmeyen çerçeve yasa çıktıktan sonra demokratikleşme adımlarının atılacağını umuyor.
Onlara göre, demokratik siyaset alanının genişlemesi, yerel demokrasinin güçlenmesi ve yargı reformu gibi başlıklar, bu yasa geçtikten sonra gelecek.
Ancak gazetecilerin sık sık hapse atıldığı, yargının siyasallaştığına dair kanaatin epey kabul gördüğü, baskın kültürden farklı düşüncelere ve tutumlara sahip olanların tutuklandığı bir ortamda, yasal düzenlemelerden çok, bir kültür ve yaşam biçimi olan demokrasi için gerekli iklimin nasıl yaratılacağı net değil.