Cumhur İttifakı üyesi AKP ve MHP’nin Terörsüz Türkiye, DEM Partisi’nin ise Barış ve Demokratik Toplum Süreci adını verdiği sürecin sonunda yasası da oldu. 

12 maddeden oluşan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM’de soluksuz bir maraton sonucunda kabul edildi. 

Çerçeve yasa neyi çözüyor, neyi erteliyor?
Çerçeve yasa, PKK’nın silah bırakmasından sonra devletin nasıl hareket edeceğini tarif ediyor. Ama Türkiye’nin geleceğine ilişkin asıl tartışma, metnin düzenlediklerinden çok düzenlemedikleri etrafında dönüyor. Teklifin getirdiklerini inceledik, olası sonuçlarını uzmanlara sorduk.

İki yıldır devam eden süreç gibi yasası da 12 Eylül 2010’da yapılan ve “yetmez ama evet” sloganıyla bütünleşen anayasa değişikliği referandumunu hatırlatıyor. 

O dönemdeki Anayasa değişikliklerinin demokratikleşme adına yetersiz olduğu ancak askerî vesayetle mücadele ve bireysel hakların genişletilmesi için olumlu bir adım sayıldığı savunulmuştu. 

Bir benzeri bugün çerçeve / kök / kod kanun adlarıyla anılan bu yasa için geçerli. 

O dönemin “yetmez ama evet”çilerinin bir kısmı sonra pişmanlık yaşadı. Bazıları yapılması gerekeni yaptıklarını, hiçbir şey yapmamak yerine bir şey yapmayı desteklediklerini söyledi.  

Bugün de demokratikleşmenin ‘d’si geçmeksizin yürütülen süreç ve yasası için bir benzeri geçerli. 

Bazıları ‘bu daha başlangıç’ umuduna sarılıyor, bazıları ise ‘ufukta hiç emare yok’ diyerek hayıflanıyor.

İnananı da inanmayanı da, savunanı da yereni de olan yasanın devamı nasıl gelecek ya da gelecek mi, görülecek. 

Şüphe götürmeyen, yasanın çıkmasının yeni bir aşamayı daha başlatacak olması.

Kamuoyu şimdiye kadar bir fikir sahibiydi. 

Yeni aşama onu karar sahibi kılacak. 

Bunun hesabıyla partiler takındıkları tutumları, yasa Meclis’te görüşülürken kayda geçirdiler. 

Önümüzdeki seçimin sonucunu belirleyecek temel meselelerden biri yasanın getireceği sonuçlar olacak. 

Gelecek dönemin tartışma başlıklarına geçmeden önce yasanın Meclis safahatını kayda geçirmekte fayda var. 

Nasıl başladı?

Yasa teklif olarak ortaya çıkana kadar yapılan tartışmalar, Meclis’te ortaya konulan performansların yanında naif kaldı. 

AK Parti’nin pişirdiği teklif, MHP, DEM Parti, CHP ve Hüda Par’dan 367 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunuldu. 

Bu yönüyle, Meclis’te örneği olmayan bir gelişmeydi.  

Teklife imza atan partilerin genişliği, Yeni Parti’nin tutumunu da tartışmaya açtı. 

Daha önce Meclis’te kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinin İmralı Adası’nda hükümlü PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesine o dönemin CHP’si mesafeli durmuştu. 

O dönemin CHP’sinin, bugün ise Yeni Parti’nin teklife imza atmama tavrı, ilk aşamada ikircikli bir tutum olarak değerlendirildi.

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, bunu iktidar partisinin izlediği yönteme bağladı: 

“Siyasi yaklaşımımızda bir değişiklik yok, ancak usul ve üslup açısından son derece yanlış bir iş. Teklif metnini sır gibi saklayıp boş kâğıtlara imza alıp diğer siyasi partiye yolladıktan yarım saat sonra Meclis Başkanlığı’na teslim etmek meselenin ruhuna aykırı.”

Yeni Parti’nin tavrını beğenen oldu, beğenmeyen oldu. 

Partiyi oy hesabıyla cesur olmamakla suçlayan kadar, şiddetle tavır almamış olmaması nedeniyle yerenler de eksik olmadı.