PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı’da Kandil’den dört isimle; Helin Ümit, Duran Kalkan, Sabri Ok ve Raperin’le görüşmesine ait olduğu ileri sürülen tutanaklar ilk önce Fransa merkezli, Kürtçe ve Türkçe yayın yapan Utopia TV Arı adlı internet sitesinde yayımlandı.
Oradan hızla irili ufaklı diğer Kürtçe yayın yapan sitelere ve sosyal medyaya yayıldı.
Amaç belli ki tam olarak buydu.
Yani süratle yayılması…
Çünkü Utopia gibi başka yayıncılara da metinlerin ulaştırıldığı sonradan anlaşıldı.
1-2 Şubat tarihlerinde yapıldığı iddia edilen görüşmenin uzun ve ayrıntılı diyaloglarını okuyanların, bunların gerçek olduğuna inanması pekâlâ mümkündü.
Fazlasıyla gerçeklik serpiştirilmiş bir metindi. Ama aynı zamanda okuru metnin ötesinde bir çıkarıma da sevk ediyordu: Demek ki devlet, aslında yakalaması gereken üst düzey PKK mensuplarını bir de adaya taşımıştı.
Geçen iki yıl boyunca Öcalan’ın PKK’lılar ile yüz yüze görüştüğü, hatta Suriye’de SDG -YPG’nin Şam’a entegrasyonu için Mazlum Abdi ve İlham Ahmed gibi isimlerin adaya götürüldüğü iddiası birkaç kez gündeme getirildi.
Kanıtlanmadı.
Yine de süksesi ve tartışması bol iddialar oldular.
Bu seferki ise inandırıcılığı tutanaklarla artırılmış türden.
Üstelik Öcalan’ı da, devleti ve hükümeti de, Terörsüz Türkiye adı verilen süreci de, ona değen herkesi ve her şeyi de şüpheli duruma sokan, ince işçilik sergilenmiş bir girişimdi.
Tutanağın, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un uygulamasına ilişkin geri sayım başlamışken gündeme getirilmesi başlı başına dikkat çekici bir gelişmeydi. Güya şubatta yapılan görüşmenin kokusu nedense ağustosta çıkmıştı.

Evveliyatı olan bir mesele
Öte yandan İmralı – Öcalan – süreç – tutanak dediniz mi, alıcısı bol bir konu.
Doğruluk payı, evveliyatı olan bir mesele.
Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerin geçmişte BDP ve HDP’li, sonrasında DEM’li isimler tarafından tutanağa geçirilmesi, bir pratik.
Görüşmeye giren siyasiler, notlarını hem partinin yetkili organlarına hem de PKK’ya (Kandil) ve Avrupa kanadına iletmek için bunu hep yaptılar, yapıyorlar. Bu bir görev.
2013 – 2015 dönemindeki süreç mesajları İmralı Tutanakları isimli bir kitap oldu mesela.
O dönemde bir görüşme tutanağına ulaşan Milliyet Gazetesi onu “İmralı Zabıtları” adıyla manşet yaptı.
Sonrasında gazetenin başına gelmeyen kalmadı.
O dönemde başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan gazetenin patronunu ağlattı.
Gazetenin genel yayın yönetmeni değişti.
Son iki yıldır yürüyen süreçte de DEM Parti İmralı Heyeti aynı uygulamayı sürdürdü. Notlar tutuldu, Öcalan’ın mesajları istediği yerlere taşındı. Ama bu konuda açık açık bir cümle kurulmadı.
Ne zaman ki Meclis’te kurulan komisyonun üyeleri Öcalan ile görüşmeye gitti, o zaman başka partilerin temsilcileri DEM’lilerin rutin faaliyetini ifşa etti.
İfşacının da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman olduğunu sağır sultan bile biliyor.
Yalanlama üstüne yalanlama
Velhasıl, cümle içinde “tutanak” ifadesi geçtiğinde, bunun bir gerçeklik payı var.
Ancak konuya yakın herkes biliyor ki tutanaklar elden ele geçerken, lafını sakınmayan, bazen bazı isimleri aşağılamaktan da geri durmayan Öcalan’ın sözlerinde kendileri açısından sakınca bulanlar, bu lafların bazısını yeri geldi çıkardılar, yeri geldi eklediler.
