Çocukluk kahramanınız oldu mu hiç? Bir çizgi roman kahramanı olabilir bu. Ya da hayranlık duyduğunuz bir sporcu, bir sanatçı, belki de yakınınızdan biri, aileden… Örnek aldığınız, size ilham veren, zor zamanlarda hayata tutunmanızı sağlayan… Belki de siz hayatta kendi kahramanı olmayı seçenlerdensinizdir. 

Peki, size göre hangi özellikler bir insanı kahraman yapar? Süper güçlerle donatılmış olmak mı yoksa etten kemikten yaratılmış olsa dahi başkalarının iyiliğini kendisinin önünde tutabilmek ve bu dünyada vicdan pusulası şaşmadan yaşayabilmek mi?  

Bu aralar ister istemez kahramanlık üzerine düşünüyoruz. Bir dönem Türkiye’nin en güvenilir insanları listelerinde en üst sıralarda yer alan, yaptığı yardım faaliyetleri ve kurduğu AHBAP derneği ile neredeyse bir halk kahramanı statüsüne ulaşan Haluk Levent’in tutuklanması ve hakkındaki dolandırıcılık iddiaları kahramanlığa dair düşündüğümüz her şeyi sorgulattı.  

Christopher Nolan’ın the Odyssey filminin de gösterime girdiği ve kahramanlık anlatılarının yeniden gündeme geldiği şu günlerde, Veri Enstitüsü’nün “kahramanlık algısı” üzerine yaptığı araştırma, bu ihtiyacın arka planına ışık tutuyor. 

Türkiye’de birey ve toplum düzeyinde insanların kahramanlığa atfettikleri özellikler ve kahramandan beklentilerinin siyaset sahnesine nasıl yansıdığını inceleyen çalışma, Türk toplumunun değerlerine, beklentilerine ve gelecek vizyonuna dair çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor.  

“Gerekirse kuralları çiğneyebilecek güçlü bir lider” tercihi 

Araştırma verileri, son on yıldır siyasi türbülanslar, ekonomik krizler ve doğal felaketlerle sınanan ülkemizde “kahramanlara geçmiş yıllara kıyasla daha çok ihtiyaç duyulduğunu” gösteriyor. 

Kahramanı tanımlayan özellikler arasında “adil olma” ve “cesaret” gibi nitelikler ön plana çıkarken, kahramandan en büyük beklentinin adalet oluşu, mevcut düzenin işleyişine dair duyulan memnuniyetsizliğin boyutunu yansıtması açısından önemli.