Son haftalarda sosyal medyada 1980’ler furyası var. 80’ler deyince aklımıza gelen çoğu zaman o dönemin saç modelleri, giyim tarzları, müzikleri… 

Ama 80’lerin bir de başka bir yüzü var: O yılları tamamen dönüştüren 12 Eylül Askerî Darbesi…

Takvimler 12 Eylül 1980’i gösteriyordu. 

Türkiye, 1960’tan beri yaklaşık her 10 yılda bir olduğu gibi yine bir darbeyle güne başlıyordu. 

Darbenin lideri Kenan Evren, gerekçe olarak anarşi ortamını gösteriyordu. Ama bir süre sonra anlaşıldı ki darbeciler bu kez, siyasetten ekonomiye, akademiden sendikalara, müzikten sinemaya her alanda Türkiye’yi yeniden kodlamaya hevesliydiler. 

Darbenin lideri Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, önce Devlet Başkanı, 1982 Anayasası’nın kabul edilmesiyle de 7. Cumhurbaşkanı oldu. 

27 Mayıs 1960’taki darbe daha çok iktidardaki Demokrat Parti’yi hedef alıyordu, Başbakan Adnan Menderes ile bakanları Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu idam edildi, çok sayıda partili tutuklandı. 

12 Eylül’de ise toplumun her unsuru hedefteydi. Gün doğmadan ilan edilmeye başlanan yasaklar sadece toplumsal düzeni hedef almadı, zamanla tek tek insanların zihnine pranga vurdu.

Yasaklı dönem başlıyor

12 Eylül’ün ilk saatlerinden itibaren sokağa çıkma yasağı uygulandı. 14 Eylül’den itibaren halkın günlük ihtiyaçlarını karşılaması için 09.00 ile 17.00 arasında sokağa çıkmalarına izin verildi. Yasak sonra gevşetildi ama uzun süre gece yarısından sabah 06.00’ya kadar sürdü. 

Başbakan Süleyman Demirel ve CHP lideri Ecevit, Hamzakoy’daki askerî tesislere eşleriyle beraber götürüldü.

TBMM feshedildi, siyasi partilerin tüm faaliyetleri hemen yasaklandı. 

Başbakan Süleyman Demirel ve CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit Çanakkale Hamzakoy’daki askeri tesislere götürüldü. 

Milli Selamet Partisi lideri Necmettin Erbakan ve Milliyetçi Hareket Partisi lideri Alparslan Türkeş de İzmir Uzunada’daki askeri tesislerde tutuldu.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK) başta olmak üzere sendikaların faaliyetleri tamamen durduruldu, yöneticileri tutuklandı ve mal varlıklarına el konuldu. 

Sadece Türk-İş faaliyetlerine sıkı denetim altında devam etti. 

Bunun etkileri hiç geçmedi. 12 Eylül’den önce Türkiye’de sendikalaşma oranı yaklaşık yüzde 40’tı, darbeden 40 yıl sonra yani 2020’deyse bu oran sadece yüzde 14’tü. 

Türkiye genelinde, 23 bin 677 derneğin faaliyeti tamamen durduruldu. 

12 Eylül her alanda ağır bir darbeydi. Tutuklamalar daha ilk gün başladı.