Furious dizisine dair bu yazı, henüz izlememiş olanlar için sürpriz kaçırıcı unsurlar içerebilir. 

İzlediğiniz filmleri, dizileri ya da tükettiğiniz diğer popüler kültür içeriklerini kabaca bir gözden geçirin. Birçoğunda bazı paralellikler fark edeceksiniz. Mesela bir seri katil hikâyesini düşünün. Genellikle öfkeli bir erkek karakter çıkar karşımıza. Belki yorulmuştur, belki haksızlığa uğramıştır, kimisinde gururu incinmiştir, travmatize edilmiştir ve sonucunda kontrolünü kaybetmiştir… Fakat neden öfkelendiğini, o öfkenin dayanağını sorgulamamız pek de gerek görülmez. En azından birçok anlatıda bu sorgulama çok da derinleşmez. Öfke daha çok bir karakter özelliği gibidir. Hatta kimi zaman karizmanın bir parçasıymış gibi gösterilip estetize de edilir.

Aynı düşünme mesaisini bir kadın karakter için yaparsanız, matematiğin değiştiğini de fark edersiniz. Bir kadın karakterin öfkesi çoğu zaman açıklanması, nedenselleştirilmesi gereken bir vaka gibi çıkar karşımıza. “Ne oldu da bu kadar sinirlendi? Ne zamandır bu öfkeyi içinde biriktiriyor? Aşırı tepki vermiş olabilir mi? Öfkesinde haklı mıydı?” benzeri sorgulamalara yöneltiliriz.

İşin aslı, bu sorgulamanın kendisi bile kadınlar üzerinde bir iktidar kurma biçimi olarak değerlendirilebilir. Karakterin travmasını anlamaya hazır olsak da, sıra o travmanın beraberinde getirdiği kontrolsüz ve rahatsız eden duygulara geldiğinde işler değişir. Özetle popüler kültür, öfkeli olma hâlini kadınlara bir türlü yakıştıramaz.

New Girl, The Dropout ve Dying for Sex gibi başarılı dizilerin yapımcısı Elizabeth Meriwether’ın yeni projesi Furious, tam olarak bu ezberi bozuyor. FBI ajanı Alice’in (Emmy Rossum) seri katil Catherine’in (Lola Petticrew) peşine düştüğü dizi adalet, şiddet ve kadın öfkesi gibi konuları konuşmamız için bolca alan açıyor.

Elizabeth Meriwether

Bir gorgon hikâyesi

Furious, 1987 yapımı Black Widow filminden ilham alınarak yazılmış bir hikâyeye sahip. Fakat Meriwether, kaynak materyalin özünü tanınmaz hâle getirecek kadar dönüştürmüş ve günümüze uyarlamış. Zengin erkeklerle parası için evlenip, onları öldüren klasik “karadul” figürü yerine, kendisini istismar edenleri hedef alan bir anti-kahraman ile karşılaşıyoruz bu sefer.

Dizinin pilot bölümünün adı Gorgon, ki bu da boşa seçilmiş bir isim değil. Yunan mitolojisinde Poseidon tarafından tecavüz edilen ve ardından Athena tarafından lanetlenerek bir gorgona dönüştürülen Medusa’dan geliyor bu isim. Feminist söylemde direniş, kadın öfkesi ve ataerkil baskıya karşı başkaldırı sembolü olan Medusa’nın öyküsü, dizideki Catherine’in hikâyesiyle doğrudan örtüşüyor.

Genç yaşta insan kaçakçılığı ve istismara maruz kalan Catherine, geçmişte yaşadığı bir trajedi sonucunda zengin ve nüfuz sahibi erkekleri tuzağına düşürüp öldüren, soğukkanlı bir seri katil olarak karşımıza çıkıyor. Onun peşindeyse, kariyerinin en alt basamağında kendini kanıtlamaya çalışan acemi FBI ajanı Alice var. Temelde basit bir intikam ve kedi-fare kovalamacası anlatısı gibi gözükse de, bölümler ilerledikçe daha derin konulara giriyor Furious.

FBI ajanı Alice rolünde Emmy Rossum