6 Eylül’de Doğu Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde radikal sağ, popülist-milliyetçi Almanya için Alternatif (AfD) partisinin elde ettiği seçim zaferi dikkatleri şimdiye dek daha çok bölgesel ölçekte tanınan bir ismin üzerine yöneltti. Ne ülkeyi yöneten Şansölye Friedrich Merz, ne siyaseti kutuplaştıran ve kendisini sol muhafazakâr olarak tanımlayan Sahra Wagenknecht, ne de yükselen AfD’nin dışa dönük yüzü ve enerjik lideri Alice Weidel… Siyasi gündemin merkezinde başka bir isim var: Ulrich Siegmund. 

Siegmund, liderliğini yaptığı Saksonya-Anhalt AfD’sini, Almanya genelindeki siyasi tecrit duvarını aşarak zafere taşıdı. Oyların yüzde 43,8’ini alan partinin en yakın takipçisi Hristiyan Demokrat Birliğin (CDU) oyları yüzde 17,2’de kaldı. Seçmen desteğini bir önceki eyalet seçimlerine kıyasla 23 puan artıran AfD, eyalet meclisinde 39 sandalyeye ulaşarak tek başına hükûmet kurmak için gerekli olan 43 sandalye sayısına ulaşmayı kıl payı kaçırdı.

AfD’nin elde ettiği bu tarihî seçim başarısı, ülke siyasetinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor: Siegmund bir hükümet çoğunluğu oluşturmayı başarırsa, Almanya’da 1945 sonrasında ilk kez, muhafazakâr-liberal Hristiyan Birlik partilerinin (CDU/CSU) sağında konumlanan, popülist-milliyetçi ve Anayasayı Koruma Dairesi (Verfassungsschutz) tarafından aşırı sağcı olarak sınıflandırılan bir parti eyalet hükümetini kuracak. Dahası, ilk kez bir eyalet başbakanı çıkaracak.

Peki, bu tarihî başarıda gerek siyaset tarzı gerekse enerjik tavırlarıyla asıl belirleyici rolü oynayan Siegmund kimdir? Düşünceleri nedir, neleri savunuyor? Nasıl bir Almanya, nasıl bir Avrupa ve nasıl bir dünya tasavvur ediyor?

Pragmatik imaj, sert ve radikal çizgi

1990 doğumlu Siegmund, Saksonya-Anhalt eyaletinin 6000 kadar nüfusu olan Havelberg kasabasından. Dış ticaret ve toptan satış alanında mesleki eğitim alan genç politikacı, daha sonra Hamburg Avrupa Uzaktan Eğitim Üniversitesi’nde (Euro-FH) iktisat psikolojisi ve işletme eğitimi aldı. Ardından pazarlama alanında bağımsız girişimci olarak çalıştı.