Dünya bazen olduğundan daha hızlı dönüyor, hatta dönmüyor da koşuyor. Bu hafta da öyle bir hıza şahit olduk.

Gerçi her yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu yaklaşırken ülkeler çeşitli hamleler yapar; diplomasinin üzerindeki yaz rehaveti yavaş yavaş kalkar, başkentlerde trafik hızlanır. Ama bu hafta yaşananlar sıradan bir diplomasi hareketliliğinin çok ötesindeydi.

Savaşların yeni cephelere taşındığı, ülkelerin yeni güvenlik ortaklıkları aradığı, büyük güçlerin nüfuz alanlarını genişletmeye çalıştığı gelişmeler yaşandı. Bir yanda ABD ile İran arasındaki çatışma yeniden tırmanırken, diğer yanda Ukrayna savaşı Avrupa'nın içine doğru yayılma riski taşıyan yeni bir gerilime dönüştü. Almanya, Rusya’yı kendisine saldırmakla suçladı. Aynı günlerde Çin, Rusya, İran, Hindistan, Pakistan ve Türkiye'nin bir araya geldiği Şangay İşbirliği Örgütü Zirvesi dünyanın değişen güç dengelerine dair başka bir fotoğraf ortaya koydu.

Peki bütün bunlar birbirinden bağımsız gelişmeler mi? Yoksa dünya yeni bir dönemin eşiğinden mi geçiyor?

Bu hafta yaşananlara biraz daha yakından bakalım; ne oldu, neden oldu ve bütün bunlar neyin habercisi?

Rusya-NATO geriliminde beklenen an yaklaştı mı?

Malum, bir süredir Avrupa'nın en büyük korkusu Rusya'nın NATO'ya saldırma ihtimali. Bu konu, liderlerin veya savunma bakanlarının da köpürtmesiyle, düşünce kuruluşlarının da üstünde tepinmesiyle dönem dönem gündeme geliyor.

Mesela 2025 yılında Almanya Genelkurmay Başkanı Carsten Breuer, Rusya’nın 2029’a kadar NATO’ya saldırabilecek kapasiteye ulaşacağını vurgulamış ve hazırlıklı olmak zorundayız, demişti. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de, ekonomik olarak Rusya’nın 25 katı olmasına rağmen NATO’nun bir yılda ürettiği mühimmatın Rusya tarafından üç ayda üretildiğini söylemişti. Bütün bu uyarılar ve söylemler, NATO’nun savunma bütçesini artırmasına, silahlanma yarışının hızlanmasına neden oldu ya da zaten savunma sanayisine yatırım yapılacaktı; Rusya bahane oldu. Ama sonuçta silahlanma aldı başını gidiyor.

İşte böyle bir ortamda, 1 Eylül’de, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ve İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt ortak bir açıklama yaparak, Ağustos sonunda Leipzig Havalimanı’nda ele geçirilen patlayıcı yüklü İHA’nın sorumluluğunun Rusya’ya ait olduğunu söyleyiverdiler.

Leipzig Havalimanı, Ukrayna'ya gönderilen askerî yardımın önemli bir bölümünün taşındığı yer. Ayrıca Finlandiya'dan Romanya'ya kadar NATO'nun doğu kanadına da cephane buradan taşınıyor.

Rusya her ne kadar iddiaları reddetse de, gerilim arttı tabii. Karşılıklı kültür evi kapatmalar, diplomatik kısıtlamalar geldi. Avrupa’daki Rusya korkusu büyüdü. Ukrayna savaşı yayıldığı gri alanı büyütmüş oldu.