Amerikan siyasetinde uzun yıllar boyunca yükselmenin yolu belliydi: Parti yönetimiyle iyi geçinmek, büyük bağışçıları ürkütmemek, televizyon ekranlarında ölçülü konuşmak ve Washington'ın yazılı olmayan kurallarına fazla takılmamak.

Şimdi o kuralların bazıları bozuluyor. New York'ta 30 yıllık Demokratları deviren sosyalistler, Detroit'te işçi sınıfı siyasetiyle yükselen adaylar, Colorado'da baristalık yaparken Kongre'ye seçilen 29 yaşındaki bir demokratik sosyalist ve Twitch'te saatlerce yayın yapan bir yayıncı…

Amerikan solunun yeni yüzleri, eski siyasetin alışık olduğu insanlara pek benzemiyor.

Belki de asıl ilginç olan bu isimlerin sosyalist olması değil; siyaseti nerede, nasıl ve kimlerle yaptıkları. Parti merkezlerinden çok mahalle örgütlerine, televizyon stüdyolarından çok sosyal medyaya, büyük bağışçılardan çok sokağa ve internet kültürüne yaslanıyorlar.

Üstelik karşılarında yalnızca Cumhuriyetçiler yok.

Demokrat Parti'nin merkezindekiler de bu yeni solun nereye gideceği konusunda endişeli.

Demokratları yeterli bulmayanlar

Joe Biden yönetiminin İsrail'e verdiği açık çek, Demokrat Parti'yi kendi genç, ilerici, Arap ve Müslüman seçmenlerinin bir bölümüyle karşı karşıya getirmişti. 

Partinin eski ilerici starları bile tabandaki bu öfkeyi dizginleyemiyor. Partinin sol kanadını yıllar sonra sokağın diliyle yeniden ana akıma taşıyan New York Temsilciler Meclisi Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez hâlâ solun en popüler figürü olabilir. Ama Kasım 2025’te oyların yüzde 50’sinden fazlasını alarak New York Belediye Başkanı seçilen 34 yaşındaki, Uganda doğumlu, Müslüman ve kendini demokratik sosyalist olarak tanımlayan Zohran Mamdani’nin estirdiği rüzgar, yeni kuşağın artık Alexandria Ocasio-Cortez’in açtığı yolla yetinmediğini gösteriyor. 

2028 için başkanlık hesapları yapan Ocasio-Cortez’in merkeze göz kırpan siyasetiyle, Mamdani’nin doğrudan kiraya, sınıfa ve geçim derdine odaklanan dili arasındaki makas giderek açılıyor.

Aslında bu kopuşun faturası, Trump'ın 2024 zaferiyle zaten kesilmişti. Elbette Trump'ın 2024'te kazanmasını yalnızca Gazze'de İsrail’e verilen destekle açıklamak mümkün değil. Ekonomi, göç, Biden yönetimine yönelik genel memnuniyetsizlik ve Trump'ın kendi seçmen koalisyonu da sonuçta belirleyiciydi. 

Ama Demokrat Parti için o günden bugüne değişmeyen asıl mesaj çok net:

Seçmenin önemli bir kısmı artık "Aman daha kötüsü gelmesin diye bari size oy vereyim" demeye razı değil.

Baristalar 30 yıllık vekillere karşı

Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü ve ardından 2025’te Zohran Mamdani’nin New York belediye başkanlığı yarışı Demokratik Sosyalist örgüte asıl büyük sıçramayı yaptırdı. Mamdani, kapitalizmin kalesinde sosyalizm bayrağı açıp Wall Street'e ufak çaplı bir kalp krizi yaşatırken, Amerika Demokratik Sosyalistleri'nin (DSA) ulusal üye sayısı 51 binden 93 bine fırladı.

2026’da ise bu dalga rekor kırdı. Örgütün verilerine göre Amerika Demokratik Sosyalistleri, 4 Temmuz itibarıyla 120 bin üyeye ulaşarak tarihinin en yüksek seviyesini gördü.

120 bin kişi Amerikan nüfusu düşünüldüğünde hâlâ küçük bir sayı.

Ama siyasette sayı kadar örgütlenme biçimi de önemli.