Had Gadya, İsrail’de söylenen bir çocuk şarkısıdır; küçük bir keçinin başına gelenleri anlatır. 1560 yılına kadar giden kaynaklarda yer alan şarkı kısaca şöyle başlar:

“Babamın iki gümüş sikke karşılığında satın aldığı,

Bir küçük keçi, bir küçük keçi.”

Kedi gelir ve keçiyi yer. Köpek gelir ve kediyi ısırır. Sopa gelir ve köpeği döver. Ardından bu zincire başka güçler eklenir; her gelen kendinden öncekini alt eder.

Şarkının farklı yorumları vardır. Bunlardan birinde küçük keçi İsrail’i, ardından gelen saldırganlar ise birbirini yenen ya da birbirine zulmeden ardışık imparatorlukları ve güçleri temsil eder. Hangi hayvanın hangi tarihsel gücü temsil ettiği konusunda farklı yorumlar bulunsa da temel örüntü değişmez: İsrail saldırıya uğrar, bir imparatorluğun yerini başka bir imparatorluk alır, ardından o imparatorluk da başka bir güç tarafından yıkılır ve tahakküm döngüsü devam eder. Bu açıdan Had Gadya, Yahudi tarihinin yoğunlaştırılmış bir tarih felsefesi olarak da okunabilir.

Bunu aklımızda tutalım ve birkaç gün önce sosyal medyaya düşen başka bir görüntüye bakalım.

Yakın zamanda Mossad’ın başına getirilen Roman Gofman, Yahudi takviminde yeni yıl anlamına gelen Roş Aşana yaklaşırken Ağlama Duvarı olarak da bilinen Batı Duvarı’nda Selihot duasını okurken görüntülendi. Selihot Yahudilikte Tanrı’dan bağışlanma, merhamet ve şefkat dilemek amacıyla okunan tövbe dualarıdır. Özellikle Roş Aşana ve Kefaret günü Yom Kipur öncesindeki dönemde kişinin kendisini sorgulaması, hatalarını kabul etmesi ve hem Tanrı’yla hem de diğer insanlarla ilişkilerini düzeltmesi öne çıkar.

Gofman’ın bağışlanma taleplerinin akıbetinin ne olacağını bilemiyorum. Fakat İsrail’in Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri giderek Had Gadya’daki güç zincirine benzer bir mantıkla okuduğunu düşünüyorum.

Bunun yakın tarihli örneklerinden biri Suriye.

Suriye’deki küçük keçi

23 Ağustos 2026’da Ürdün’de, ABD arabuluculuğunda Mossad Direktörü Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Eş-Şeybani arasında önemli bir güvenlik görüşmesi yapıldı. Toplantının ana amacı, son dönemde artan İsrail-Suriye gerilimini azaltmak ve daha kalıcı bir güvenlik düzenlemesi inşa etmekti.

Ancak görüşmenin arka planında yalnızca İsrail-Suriye ilişkileri yoktu. Türkiye’nin Suriye’de giderek artan askerî ve stratejik rolü de masadaydı.

İsrail’in küçük keçinin kedi tarafından yenilmesinden korktuğu için olsa gerek, Gofman 14 Ağustos’ta Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani’yi telefonla aradı. Ana konu Türk askerî varlığı, silah ve İHA desteği ile üs kullanımıydı. En azından yapılan açıklamalar bu yöndeydi.

Görüşmenin yeterince ikna edici olmadığı düşünülmüş olacak ki 18 Ağustos’ta İsrail İdlib’deki Ebu el-Duhur Hava Üssü’nü vurdu. Üstelik sosyal medya anlatılarına Türk subaylarının bulunduğu meselesi de kurnazca yerleştirildi.

Türkiye-İsrail: Savaş yok ama kavga daha büyük
Ankara ile Tel Aviv’in sıcak savaşa girmesi şimdilik uzak ihtimal. Ama Suriye’den Doğu Akdeniz’e, Kürt meselesinden enerji koridorlarına uzanan çok daha büyük bir hegemonya mücadelesi yaşanıyor. Mesele yeni Ortadoğu’nun doğum sancısı.

Bu noktadan sonra sahne daha netleşti. Mesele artık yalnızca İsrail-Suriye ilişkileri değildi; Türkiye-İsrail rekabeti de Suriye sahasına taşınıyordu.

Türkiye’nin Suriye’de kalıcı bir askerî varlık oluşturması, özellikle hava savunma sistemleri, radarlar, İHA’lar, üs kullanımı ve eğitim desteği üzerinden Suriye ordusuna daha fazla entegre olması, İsrail’in Suriye hava sahasındaki hareket serbestisini sınırlayabilir. Bu nedenle Türkiye, İsrail’in yeni Suriye güvenlik hesabında giderek daha merkezi bir aktör haline geliyor.

Şam ise İsrail’in güvenlik kaygılarını tamamen reddetmiyor. Ancak Suriye ordusunun nasıl yeniden yapılandırılacağına ve Türkiye ile ne tür bir savunma işbirliği kurulacağına İsrail’in karar veremeyeceğini savunuyor. Görüşmelerin Mossad üzerinden yürütülmesi ve Suriye heyetinde Dışişleri Bakanı’nın yanı sıra üst düzey istihbarat yetkililerinin bulunması da ilişkilerin şimdilik klasik diplomatik normalleşmeden çok güvenlik ve istihbarat kanalları üzerinden ilerlediğini gösteriyor.

Bölgedeki yükselen tansiyonu fark eden ABD ise 23 Ağustos’ta Amman’da Suriye ve İsrail temsilcilerini bir araya getirerek taraflar arasında bir çatışmasızlık ve koordinasyon mekanizması kurulması ihtimali üzerinde durdu. Böyle bir mekanizma, askerî uçuşlar, üsler, konuşlandırmalar ve bazı operasyonlar konusunda önceden bildirim yapılmasını ve kırmızı hatların belirlenmesini içerebilir.

Mesele yalnızca yaklaşan İsrail seçimleri mi?

Bütün bunları yalnızca yaklaşan İsrail seçimleri üzerinden okumak bana yeterli gelmiyor.