31 Ağustos 2026’da Tel Aviv’de imzalanan Aşil Kalkanı anlaşmasını yalnızca “Yunanistan İsrail’den yeni hava savunma füzeleri alıyor” şeklinde okumak, meselenin en önemli kısmını kaçırmak olur. Yaklaşık 3,035 milyar avroluk anlaşmanın “zahiri” önemi, Yunanistan’ın hava savunmasının baştan sona yeni bir mimariye geçirilmesinde; “batıni” önemi ise Yunanistan – İsrail askeri işbirliğinin stratejik ittifak seviyesine ulaşmasına vesile olmasında yatmaktadır.
Aşil Kalkanı ile Atina, büyük kısmı demode duruma gelmiş Amerikan, Rus ve Fransız sistemlerinin yan yana bulunduğu parçalı yapıyı; radarların, füze bataryalarının ve dronsavar unsurlarının ortak bir hava resmi üzerinden yönetildiği ağ merkezli bir sisteme dönüştürmeye çalışıyor. Anlaşmanın süratle uygulamaya geçmesi öngörülüyor; Yunan tarafının daha önce açıkladığı takvime göre sistemin yaklaşık 35 ay içinde tam operasyonel hale gelmesi hedefleniyor.
“Aşil Kalkanı bir Yunan Demir Kubbesi’dir” benzetmesi de yanıltıcı. Demir Kubbe, İsrail’in belirli bir hava savunma sisteminin adı; özellikle “Katyuşa” olarak bilinen kısa menzilli roketlere karşı geliştirilmiş. Yunan programında ise alt katmanda İsrailli şirketlerin ürettiği, SPYDER, orta ve uzun menzilde BARAK MX, daha üst katmanda ise David’s Sling yani Davud’un Sapanı sistemi yer alacak. Bunlara ELM-2084 MMR uzun menzilli çok maksatlı radarları ile yine İsrail tarafından geliştirilecek ulusal komuta-kontrol sistemi bağlanacak. Yunanistan’ın mevcut Patriot bataryalarının da genel mimari içerisinde çalışması öngörülüyor.
İsrail’den Yunanistan’a know-how aktarımı
İsrail’in vereceği destek de sıradan bir silah satışının ötesinde. Anlaşma füze ve radarların yanında komuta-kontrol, lojistik, eğitim ve destek unsurlarını içeriyor. İsrail tarafı, kendi hava ve füze savunmasının son yıllarda kazandığı yoğun operasyonel tecrübenin de programa aktarılacağını açıkça söylüyor.
