“Bot” aslında İngilizce “robot” kelimesinin kısaltması. Teknolojide ise genellikle insanların yaptığı belirli işleri otomatik olarak gerçekleştiren yazılım programı anlamına geliyor.
Türkiye’de “bot” konusunun şu aralar en sıcak tartışıldığı başlık, vize meselesi. İş insanından yurt dışındaki üniversitelerden kabul alan öğrencisine kadar on binlerce kişi aynı sorunla uğraşıyor: Vize randevusu alamıyorlar.
Haziran ayında Lighthouse Reports öncülüğünde 12 ülkeden 14 medya kuruluşu ortak bir çalışmayla aracı kurumları mercek altına aldı. Türkiye’den Kısa Dalga’nın katıldığı araştırmaya “millî güvenlik” gerekçesiyle erişim engeli getirildi ama konu uzun süre tartışıldı.

Araştırma sonuçlarından biri, botlar aracılığıyla randevuların bloke edildiğini ve sonradan satıldığını gösteriyordu. 11 Ağustos’ta İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın başlattığı bir soruşturma konuyu yeniden gündeme taşıdı. 37 kişinin tutuklandığı soruşturmanın odağında da yine bu bot meselesi ve randevuların toplu şekilde alındığı iddiası vardı.
Bot konusunda tek sorun bu değil tabii. Adeta botlar tarafından kuşatılmış durumdayız. Komplo teorilerinin merkezinde, dünya internet trafiğinin yarısından fazlasında, konser bileti sırasında, e-ticaret satış sitelerinin deposunda… Botlar artık her yerde.
Trump’ı Rusların “bot”ları mı seçtirdi?
27 Temmuz’da New Yorker’da çıkan bir yazının başlığı, aslında durumu tam olarak anlatıyor. “Botlar hayatımızı nasıl ele geçirdi?”
Yazı, 2016’daki ABD Başkanlık seçimiyle başlıyor. Çünkü sadece ABD değil, dünya da internet botlarını en çok o zaman konuşmaya başladı. Bir komplo teorisi ortaya atıldı. Buna göre seçimlere yabancı müdahalesi olmuş, otomatik çalışan propaganda ağları büyük ölçekte dezenformasyon yaymıştı. Bu teoriye göre Trump'ın yükselişinin sorumlusu botlardı.
O dönemde, Rusya merkezli siyasi propaganda ağlarının, Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformlarını kullanarak Amerikan seçmeni arasında kargaşa ve güvensizlik yaydığı yönünde, ayrıntıları tam netleşmemiş olsa da geniş kabul gören bir kanaat oluşmuştu.
Trump'ın seçim zaferinin ardından, merkezi St. Petersburg'da bulunan ve bir "trol çiftliği" olarak görülen Internet Research Agency (IRA), Amerikan seçimlerine müdahale etmekle suçlandı. Bu iddia, daha sonra yapılan soruşturma sonucu yayımlanan Mueller Raporu ile kamuoyuna yansıdı.
