Yapay zekâ çok uzun yıllardır hayalini kurduğumuz, üzerine felsefi teorilerden bilimkurgu romanlarına kadar sayısız senaryo ürettiğimiz büyük insanlık hayallerinden birisi. Ancak üzerine bu kadar kafa yormamıza rağmen 2022 yılında hayatımıza giren ve bu hayallere yaklaşmaya başladığımızı gösteren teknolojilere hazırlıksız yakalandığımızı söylemek yanlış olmaz.
ChatGPT’nin yıllardır OpenAI tarafından geliştirilen Büyük Dil Modellerini herkes tarafından erişilebilir bir formatta sunmasıyla başlayan süreç boyunca birçok şeyi tartıştık ve tartışmaya devam ediyoruz: işimizi elimizden alacak mı, her şeyi yapay zekâ mı yapacak, ekonomiye ne olacak, bütün bunlar bir balon mu…
Biraz daha derine indiğimizde ise bizi daha ciddi bir tartışma bekliyor. Yapay zekâ olarak adlandırdığımız bu teknolojilerin gerçekten zeki olup olmadığı veya bir bilince sahip olmalarının ne kadar mümkün olduğu gibi tartışmalar, bizi kendimizle ilgili de ciddi sorular sormaya itiyor. Anthropic başta olmak üzere birçok yapay zekâ şirketinde felsefe ve sosyal bilimler alanından insanların çalışmasının veya YZ sektöründeki bazı isimlerin bu teknolojiyi bizim için varoluşsal bir tehdit olarak görmesinin arkasında yatan asıl sebep bu tartışmalar. Tıpkı Papa XIV. Leo’nun bir şeyler söyleme ihtiyacı duyması gibi.
Papa neden yapay zekâdan söz etti?
Papa XIV. Leo’nun 25 Mayıs 2026’da yayınladığı “Magnifica Humanitas” en temelde sosyal bir ihtiyaca cevap verme amacıyla yazılmış bir metin. Papa ve Katolik Kilisesi, yapay zekâ ile birlikte tıpkı endüstri devriminde yaşadığımıza benzer köklü bir medeniyet dönüşümünün mümkün olduğunu düşünüyor ve buna kendilerince bir yön vermek amacıyla bu mektubu yazmaya karar veriyor. Mektup yapay zekânın insanın kendisini nasıl tanımladığı ve bunun inançlarımızla olan ilişkisine dair önemli şeyler söylüyor.
Papa XIV. Leo’nun ve Katolik kilisesinin en büyük endişelerinden birisi yapay zekânın insanlığı Tanrı’yı unutacak veya umursamayacak bir noktaya getirmesi. Bunu en net gördüğümüz kısımlardan birisi, mektupta yer alan şu alıntı:
