Karsu, Hollanda’da doğup büyüdü. Anne tarafından üçüncü kuşak bir göçmen, yani Hollanda kültürüyle yetişmiş bir sanatçı. Ama bir o kadar da Türkiye’den gelen köklerine bağlı. Zaten ismi bile Hatay’daki köylerinden ilham alınarak konulmuş, geldiği yeri hiç unutmasın diye.
İsmine atfedilen bu anlam kendini gerçekleştirmiş olmalı ki Karsu gerçekten de memleketini, 6 Şubat depremlerinde çok sayıda akrabasını kaybettiği Hatay’ı hiç unutmuyor. Yılda en az bir kez gelmeye çalıştığı Hatay’ın eli hep üstünde.
18 Eylül’de Avrupa Birliği’nin himayesinde Hatay’da bir dayanışma konseri düzenledi Karsu. Depremden bu yana Hatay’da konser verme fikrine biraz tereddütle yaklaşıyordu. Bu kadar acı yaşanmışken nasıl yeniden bir araya gelip eğlenebilecekti onca insan? Ama iyileşme biraz da bu demek.
Konser açılışında AB Büyükelçisi Aivo Orav’ın da belirttiği gibi, “Toparlanma sadece tuğla ve betondan ibaret değil. İyileşme günlük yaşantıyla ilgili.”
Konserde Karsu’ya Serinyol El Ele Dayanışma Derneği (SEDYAD) korosu ve Hatay Akademi Çocuk ve Gençlik Korosu da eşlik etti. SEDYAD, Karsu’nun depremden zarar görenlere destek olmak amacıyla kurduğu Karsu Vakfı’yla ortak projeler yürütüyor. Hatay Akademi Çocuk ve Gençlik Korosu ise AB’nin İKSV aracılığıyla yürüttüğü Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı’ndan yararlanan bir koro ekibi.
Biz de bu konser vesilesiyle Karsu’yla bir araya geldik. Bu kadar çok şeye nasıl yetiştiğinden hayattaki ilham kaynaklarına pek çok konuyu konuştuk.
Hatay ne demek sizin için? Hataylı olmanın en çok hangi yönünü seviyorsunuz?
Hatay’da üç farklı dinden insan var. Barış içinde beraber yaşamaları Hatay’ı çok özel yapan şey. Umudum, en yakın zamanda herkesin yine aynı şekilde, huzur içinde bir arada yaşayabilmesi. İnsanları çok sıcakkanlı. Oradaki misafirperverlik de bambaşka. Masamız küçük bile olsa yirmi otuz kişi o masada oturabiliriz. Eşim Hollandalı ama o bile öğrendi, artık “Ye, ye” diye ısrar ediyor.

Siz neredeyse her yıl geliyorsunuz Hatay’a. Bu gidiş gelişlerinizde nasıl görüyorsunuz Hatay’ın durumunu? Sizce Hataylılar nasıl toparlanır?
Ben kendi akrabalarımı hâlâ konteynerde görmekten çok üzülüyorum. Hollanda’da kendi evimde, kendi hayatıma devam ettiğim için bile bazen utanıyorum.
Herkesin travması birbirinin aynı. Gözünün içine baktığında bile anlıyorsun. Unutulmadıklarını hissetmeleri çok önemli bu toparlanma için.
Türkiye’de de dünyada da herkes kendi hayatına devam ediyor. Gayet normal. Ama Hatay’da bambaşka bir hayat var. O yüzden onlara umut vermek, unutulmadıklarını hissettirmek bence çok önemli.
Bu dayanışma konseri tam da bunun içindi aslında. Zor oldu mu sizin için hazırlanma süreci?
Birkaç gün öncesine kadar çok zorlandım. Provada sıra Neredesin Sen’e gelince söyleyemedim. “Seyirci nasıl olacak?” diye çok tereddütlüydüm. Ama sonra girer girmez baktım ki insanlar artık biraz eğlenmek istiyor. Günlük yaşamlarını, belki konteyner kenti biraz unutmak istiyorlar. Bir gecelik bile olsa…
Tabii ki beraber ağladık. Tabii ki birbirimize sarıldık. Ama çok da neşeli bir gece oldu. Herkes dans etti. Çünkü müzik bunu yapabiliyor. O yüzden müzisyen olduğum için, sanatla uğraştığım için çok mutluyum.