Günlerdir dünyanın gözü ABD’deki ara seçimlerdeydi. Göreve geldiği günden beri hemen her gün yaptığı sürpriz çıkışlarla gündeme gelen, İran ile savaştan Venezuela’ya müdahaleye tüm dünyayı etkileyen kararlar alan ABD’nin 47. Başkanı Cumhuriyetçi Donald Trump’a Amerikan seçmeninin nasıl bir mesaj vereceği merak konusuydu.
Mesaj net oldu. Demokratlar, Donald Trump’a ağır bir yenilgi yaşatarak Kongre’nin iki kanadında da çoğunluğu kazandı. Cumhuriyetçilerin kaleleri Teksas ve Kansas’ta gelen tarihî zaferler seçimlerin en büyük sürprizleri oldu. Michigan’da Abdul El-Sayed, ülkenin ilk Müslüman senatörü seçildi. Ülke adeta Demokratların simgesi maviye boyandı.
Peki, seçim sonuçlarını nasıl okumak lazım? Amerika’yı yeniden muhteşem yapma vaadiyle başkanlık koltuğuna oturan Trump neden böyle bir yenilgi yaşadı? Seçmenler açısından hangi konular oylarını belirlemelerinde etkili oldu? Trump bundan sonra nasıl davranacak? Türkiye için çıkarılacak dersler neler? Bu soruların hepsini siyaset bilimci ve ABD siyasetini yakından takip eden Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Erdoğan’a sorduk.
Sonuçları nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu seçimle ilgili söylenebilecek en önemli şey sizce ne? Ara seçimler neden önemli?
Seçim sonuçları henüz çok taze, tarihsel boyutunu zaman içerisinde daha soğukkanlılıkla değerlendirmemiz mümkün olacak. Ancak bu seçimle ilgili söyleyebileceğimiz en önemli şey, öngörülenin gerçekleşmiş olması…
Seçim öncesinde Demokratların yükseldiği bir “Mavi Dalga” bekleniyordu ama bunun bütün ülkeye yayılacağı konusunda şüpheler vardı.
RealClearPolitics gibi itibarlı kaynaklar, ülke çapında Demokratların yüzde 9 civarında önde olduğunu tahmin ediyorlardı ama bu dalganın Teksas, Kansas, Iowa ve Güney Karolina gibi geleneksel Cumhuriyetçi kalelere sirayet edip etmeyeceği tartışma konusuydu. Seçim sonucunda da ulaştığını gördük.
Tarihsel olarak baktığımızda, ara seçimlerin Beyaz Saray’a iyi haberler getirmediği bilinen bir şey. Geçmişte Clinton 54 (2004), G.W. Bush 31 (2006) ve Obama 63 (2010) sandalye gibi büyük kayıplar yaşayan başkanlar, hatta Trump daha 2018’de 41 sandalye kaybetmiş.
Bu seçimlerin de sıradan bir ara seçim döngüsü haricinde bir önemi olup olmadığını da bize zaman gösterecek.
Bu sonuçlar Trump’ın geleceğine dair ne söylüyor?
Seçim sonuçları daha kesinleşmeden Trump’ın yaptığı “Ben oy pusulasında yoktum, olsaydım silme kazanırdık” mealindeki açıklama, en azından ABD başkanının bu seçimleri bir referandum olarak görmediğini bize gösteriyor.
Seçmenler açısından öyle mi? Sandık çıkış anketlerine göre seçmenlerin sadece yüzde 43’ü oy verme motivasyonunu “Trump’a muhalefet”, yüzde 16’sı ise “Trump’a destek” olarak tanımlıyor. Geri kalan beşte ikiyse sandığa iktidar-kutuplaşma ekseni doğrultusunda değil, kendi yerel ve gündelik sorunları üzerinden gittiğini söylüyor.
Trump’ın seçmen nezdinde çok da popüler olmadığını zaten biliyorduk. ABD başkanına kamuoyu desteği yüzde 40 civarında; bu, kendi partisinin seçmenlerinin bile bir kısmının teveccühünü kazanamadığını gösteriyor. Bunu da bir kenara yazmak lazım.
Öte yandan, bunu da Demokratların ideolojik zaferi olarak yorumlamamak lazım.
Demokratlar 2028 Başkanlık seçimine giderken stratejilerini “negatif oy verme” yani Trump’ı sevmeyenlerin oyuyla kazanma üzerine kurarlarsa, oyuna ihtiyaç duydukları beşte ikilik kesimin desteğini de kaybedebilirler.
Bu sonuçları getiren en önemli faktörler neler?
Seçim sonuçları üzerindeki en önemli etkenin ekonomik faktörler olduğunu söyleyebiliriz.
Sandık çıkış anketlerinde oy verme motivasyonları arasında ekonomik kötü gidiş birinci sırada, onu da demokratik meseleler takip ediyor.
Özellikle “Hangi etken oy vermenizde belirleyiciydi?” sorusuna verilen yolsuzluk (yüzde 90) ve geçim maliyeti (yüzde 89) gibi yanıtlar ekonomik meselelerin neden çok önemli olduğunu gösteriyor.
Ayrıca seçmenlerin üçte ikisi ekonominin Trump politikaları yüzünden kötüleştiğini, yüzde 62’siyse fiyat artışlarının sorumlusunun doğrudan Beyaz Saray olduğunu söylüyor, bu da ekonominin seçim sonuçları üzerindeki olumsuz etkisini gösteriyor.
Seçmeni böylesine etkileyen ekonomik meseleleri biraz açar mısınız? Neler oldu ABD’de iki yılda? Sıradan bir Amerikalının hayatına nasıl yansıdı?
Ekonominin kötüye gidişinde etkili olan üç faktör var.
Gümrük Vergisi (Tariff) şoku ve enflasyonist baskı ilk sırada geliyor.
Trump yönetiminin küresel ticarette uygulamaya koyduğu agresif gümrük vergileri, iç piyasada tüketiciler üzerinde doğrudan bir geri tepme yaratmış durumda. Yapılan ekonomik analizlere göre, Şubat 2026 itibarıyla gümrük vergileri tüketici mal fiyatlarındaki enflasyona net 2,9 puanlık ek bir yük getirmiş.
İkinci olarak, tarım sektörü ve kırsal ekonomideki çöküşten söz edebiliriz.