ABD'de 3 Kasım'da yapılan ara seçimlerde Demokratlar, Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump'a ağır bir yenilgiye uğrattı. Birçok seçim bölgesi, Demokratların rengi olan maviye büründü.

Trump’ın ülke içindeki tartışılan politikaları, özellikle de İran’a karşı başlattığı savaşın ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri seçim mağlubiyetinin başlıca sebepleri.

Demokratlar, Cumhuriyetçilerin elindeki Senato'da çoğunluğu kazandı. Kesin olmayan sonuçlara göre Demokratlar Senato'da 54, Cumhuriyetçiler ise 43 sandalyeye ulaştı. Temsilciler Meclisi de Demokratlara geçti. Demokratlar 228, Cumhuriyetçiler 137 sandalye kazandı.

Trump, 2024'te Beyaz Saray'a döndüğünde Kongre'nin iki kanadı da Cumhuriyetçilerin kontrolündeydi. Bu çoğunluk, başkanın vergi, bütçe ve göçmenlik gibi alanlardaki politikalarını hayata geçirmesini kolaylaştırıyordu. Şimdi ise Trump, görev süresinin kalan iki yılında Demokratların kontrolündeki bir Kongre'yle çalışmak zorunda kalacak.

Seçimin en büyük sürprizleri Cumhuriyetçilerin yıllardır güçlü olduğu eyaletlerden geldi. Cumhuriyetçilerin kalesi olarak bilinen Teksas ve Kansas'ın yanı sıra Güney Carolina, Kuzey Carolina ve Ohio'da da Demokrat adaylar Cumhuriyetçilerin elindeki Senato koltuklarını kazandı.

Cumhuriyetçilerin kaleleri Teksas ve Kansas'ta tarihî yenilgi

Teksas'ta Demokrat James Talarico, Trump'ın desteklediği Cumhuriyetçi Ken Paxton'ı yenerek 1988'den bu yana eyaletten Senato'ya seçilen ilk Demokrat oldu.

37 yaşındaki eski devlet okulu öğretmeninin zaferi, Cumhuriyetçilerin en güçlü olduğu eyaletlerden birinde geldi. Demokratlar, Teksas'ta 1994'ten beri eyalet çapında yapılan hiçbir seçimi kazanamamıştı.

Uzun yıllardır Teksas başsavcılığı yapan Paxton'ın en büyük destekçilerinden biri Elon Musk'tı. Musk, Paxton'ın seçilmesi için çalışan Cumhuriyetçi kampanya komitelerine en az 168 milyon dolar bağış yaptı.

Talarico ise hayat pahalılığı, eğitim ve ekonomik eşitsizliğe odaklandı. Büyük bağışçıların siyaset üzerindeki etkisini eleştirdi. Seçim gecesi Austin'de destekçilerine seslenen Talarico, "Teksas'ı geri aldık" dedi.

Kansas'ta da Cumhuriyetçiler, yıllardır ellerinde tuttukları Senato koltuğunu Demokratlara kaptırdı.

Dindar, sol görüşlü bir vaiz olan Demokrat Adam Hamilton, görevdeki Cumhuriyetçi Senatör Roger Marshall'ı mağlup etti.

Hamilton'ın zaferiyle Demokratlar, 1932'den bu yana ilk kez Kansas'ta bir Senato seçimi kazandı.

Demokrat Adam Hamilton, Cumhuriyetçi Roger Marshall'ı yenerek Kansas'ta 94 yıl sonra bir ilke imza attı. (Fotoğraf: AP)

Kansas uzun yıllardır başkanlık seçimlerinde de Cumhuriyetçi adayları destekliyordu. Trump, 2024'te eyaleti yaklaşık 16 puan farkla kazanmıştı.

Hamilton, seçim kampanyasında sağlık hizmetleri, hayat pahalılığı ve sosyal yardımlardaki kesintilere odaklandı. Trump'ın İran savaşını ve gümrük vergilerini de eleştirdi.

ABD’nin ilk Müslüman senatörü

Michigan'da Demokrat Abdul El-Sayed, Cumhuriyetçi Mike Rogers'ı yenerek ABD Senatosu'na seçildi. 42 yaşındaki doktor ve eski Detroit Sağlık Müdürü El-Sayed, ABD tarihinin ilk Müslüman senatörü oldu.

El-Sayed Amerikan halkının vergilerinin savaş yerine sağlık ve eğitim gibi alanlara harcanması gerektiğini savundu. (Fotoğraf: AP)

Demokrat Parti'nin ilerici kanadından gelen El-Sayed, kampanyasında milyarderlerin daha fazla vergilendirilmesini, herkesi kapsayan kamusal sağlık sigortasını ve büyük şirketlerin siyaset üzerindeki etkisinin azaltılmasını savundu.

Gazze de kampanyasının önemli başlıklarından biriydi.

El-Sayed, ABD'nin İsrail'e sağladığı askerî yardımın kesilmesini istedi. Amerikan halkının vergilerinin savaş yerine sağlık ve eğitim gibi alanlara harcanması gerektiğini savundu.

Bu tutumu nedeniyle Cumhuriyetçilerin yanı sıra kendi partisinin İsrail yanlısı kanadından da eleştiriler aldı.

Trump ise El-Sayed'i Müslüman kimliği üzerinden hedef aldı. Cumhuriyetçi Mike Rogers'a destek veren başkan, Demokrat aday için "cihatçı" ifadesini kullandı.

El-Sayed'in kampanyası, Demokrat Parti içindeki görüş ayrılıklarını da ortaya çıkardı.

Partinin ağustos ayında yapılan ön seçimlerinde El-Sayed, İsrail yanlısı lobi kuruluşu AIPAC'ın desteklediği Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens'ı yenmişti.

Ancak Stevens, 3 Kasım seçimlerinden iki gün önce kendi partisinin adayı yerine Cumhuriyetçi Mike Rogers'ı desteklediğini açıkladı.

Stevens'ın kararı Demokrat Parti içinde tepkiyle karşılandı. El-Sayed'in kampanyası, açıklamanın ardından bir günde 2,4 milyon dolardan fazla bağış topladığını duyurdu.

El-Sayed'in kampanyasında öne çıkan isimler arasında Vermont Senatörü Bernie Sanders ve sosyalist yayıncı Hasan Piker de vardı. Sanders, El-Sayed'le mitingler düzenlerken Piker de yayınları ve kampanya etkinlikleriyle genç seçmenlere ulaşmasına yardımcı oldu.

ABD’ye komünizm mi geliyor?
ABD’de genç seçmenlerin sosyalizme ilgisi artıyor. Barista, sağlık işçisi, kiracı hakları avukatı gibi renkli isimlerin taşıdığı sol dalga, siyasetin yerleşik kurallarına meydan okuyor. Radikal demokrasi isteyen, sokak örgütlenmesinden sosyal medyaya uzanan bu yeni hareketi inceledik.

Seçim zaferinin ardından destekçilerine seslenen El-Sayed, "Bazılarımızın sığamayacağı kadar küçük bir Amerika istediler. Biz Amerika'nın hepimize yetecek kadar büyük olduğunu biliyoruz" dedi.

El-Sayed konuşmasında, "Kötü adamlar kaybetti" ifadelerini de kullandı.

Cumhuriyetçiler başka nerelerde kaybetti?

Kuzey Carolina'da eski Demokrat Vali Roy Cooper, Cumhuriyetçi Michael Whatley'i yenerek Senato'ya seçildi. Demokratlar böylece 2008'den bu yana ilk kez eyalette bir Senato seçimini kazandı.

Güney Carolina'da Demokrat Annie Andrews, Cumhuriyetçi Darline Graham'ı mağlup etti.

Ohio'da ise eski Demokrat Senatör Sherrod Brown, Cumhuriyetçi Jon Husted'ı yenerek Senato'ya geri döndü.

Trump, Cumhuriyetçi adaylara destek vermek için seçim kampanyası boyunca Ohio'yu üç kez ziyaret etmişti. Ancak Cumhuriyetçiler eyalette hem Senato hem de valilik yarışını kaybetti. Demokrat Amy Acton, Ohio'nun yeni valisi seçildi.

Maine'de yaklaşık 30 yıldır Senato'da görev yapan Cumhuriyetçi Susan Collins de Demokrat Troy Jackson'a kaybetti.

Georgia'da Demokrat Senatör Jon Ossoff yeniden seçildi. Eyaletin valilik yarışını ise Demokrat Parti'den eski Atlanta Belediye Başkanı Keisha Lance Bottoms kazandı.

New Mexico'da ise Demokrat Deb Haaland, Cumhuriyetçi Gregg Hull'ı yenerek ABD tarihinde valiliğe seçilen ilk Amerikan yerlisi kadın oldu. Daha önce Joe Biden yönetiminde İçişleri Bakanı olarak görev yapan Haaland, kampanyasında New Mexico'yu Trump yönetimine karşı direnişin merkezlerinden biri haline getirme sözü vermişti.

2018-2022 yılları arasında Atlanta'yı yöneten Bottoms, Georgia'nın ilk siyah kadın valisi oldu. (Fotoğraf: AP)

Demokratlar Kongre'yi nasıl kazandı?

ABD'de başkanın dört yıllık görev süresi devam ederken iki yılda bir Kongre seçimleri yapılıyor. Ara seçim adı verilen bu seçimlerde, Kongre'nin alt kanadı olan 435 üyeli Temsilciler Meclisi'nin tamamı ve 100 üyeli Senato'nun yaklaşık üçte biri yenileniyor.

Bu yıl Senato'daki 35 sandalye için oy kullanıldı. Cumhuriyetçiler seçime 53, Demokratlar ve onlarla birlikte hareket eden bağımsızlar ise toplam 47 sandalyeyle girdi.

Senato'da çoğunluğu kazanmak için Demokratların Cumhuriyetçilerin elindeki en az dört koltuğu alması gerekiyordu. Her eyalet kendi senatörünü seçtiği için ülke genelinde daha fazla oy almak, Senato'da çoğunluğu elde etmeye yetmiyor.

Demokratlar, Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde kazandıkları koltuklarla bu farkı kapattı. Temsilciler Meclisi'nde de çoğunluğu elde ederek Kongre'nin kontrolünü ele geçirdi.

Trump: Biraz şaşırdım

Seçim sonuçlarının ardından Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada Demokratların iyi iş çıkardığını söyledi.

Sonuçların kendisini şaşırttığını kabul eden Trump, "Biraz şaşırdım" dedi.

Trump, seçim kampanyası boyunca Cumhuriyetçi adaylara destek vermek için büyük mitingler düzenlediklerini hatırlattı. Yeni Kongre'de Demokratlarla bazı konularda birlikte çalışabileceğini de söyledi.

Ancak seçim sonuçlarını kendi başkanlığına yönelik bir tepki olarak değerlendirmedi.

Sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı paylaşımda, kendisinin seçimde aday olmadığını hatırlattı. Oy pusulasında keni olsaydı büyük farkla kazanacağını savundu.

Trump, Cumhuriyetçilere yakın yayın çizgisiyle bilinen Fox News'ün seçim yayınlarına da tepki gösterdi. Kanalı Demokratlara fazla yer vermekle eleştirdi.

Hayat pahalılığı ve İran savaşı seçimleri nasıl etkiledi?

Demokratların seçim kampanyasının merkezinde hayat pahalılığı vardı.

Trump, 2024'te başkanlık seçimlerini kazanırken fiyatları düşürme ve Amerikalıların alım gücünü artırma sözü vermişti. Ancak aradan geçen iki yılda market alışverişinden kiraya, sağlık hizmetlerinden enerjiye kadar pek çok alanda yüksek fiyatlar seçmenlerin temel şikâyeti olmaya devam etti.

ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a karşı başlattığı savaş, enerji fiyatlarını artırarak ekonomik baskıyı daha da büyüttü. Trump da seçim sonrasında Fox News'e yaptığı açıklamada yükselen benzin fiyatlarının Cumhuriyetçilere zarar verdiğini kabul etti.

Trump'ın mazot hesabı Putin'e yarar mı?
İran savaşıyla yükselen akaryakıt fiyatları, Trump'ı Putin'le anlaşmaya götürdü. Oysa ABD, dört yılı aşkın süredir Rus petrolüne yaptırım uyguluyor. Washington şimdi Rus dizeline kapıyı aralıyor. Peki bu anlaşma Amerikalıların mazot faturasını düşürecek mi, yoksa Putin'e mi yarayacak?

Demokratlar kampanya boyunca bu sorunlara odaklandı. Trump yönetimi ise ekonominin güçlü olduğunu ve politikalarının olumlu sonuçlarının zamanla görüleceğini savundu.

Seçmenlerin tepkisini çeken bir diğer konu da göçmenlik politikalarıydı.

Trump'ın ikinci döneminde hız kazanan sınır dışı uygulamaları ve Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesinin (ICE) operasyonları, özellikle göçmen nüfusun yoğun olduğu bölgelerde tepki topladı.

Yeni Amerikan rüyası: Kutuplaşma 2.0
Her yenilik gibi, kutuplaşmanın da yenisi ABD’den geliyor. Birbirine mesafeli, birbirine tahammülsüz kitleleri geçtik; ABD’de artık belli bir yargı ve kolluğa güvenen, ötekine güvenmeyen iki kutup var.

2024 seçimlerinde Trump'a önemli destek veren Latin kökenli seçmenler arasında da Cumhuriyetçilere yönelik desteğin azaldığı, seçim öncesi kamuoyu araştırmalarına yansımıştı.

Peki şimdi ne olacak?

Trump, başkanlık görevine devam edecek. Ancak ocak ayında yeni Kongre göreve başladığında Washington'daki güç dengesi değişecek.

Cumhuriyetçiler son iki yılda Kongre'deki çoğunlukları sayesinde Trump'ın vergi, bütçe ve göçmenlik politikalarını destekleyebiliyordu.

Demokratların iki kanadı da kazanmasıyla başkanın yeni yasaları geçirmesi zorlaşacak.

Çünkü federal bütçe, vergiler ve kamu harcamaları gibi konularda Kongre'nin onayı gerekiyor. Demokratlar, Trump'ın yeni düzenlemelerini engelleyebilecek veya değişiklik yapılmasını isteyebilecek.

Senato'daki çoğunluk da önemli. Başkanın üst düzey görevlere ve federal mahkemelere yapacağı birçok atamanın Senato tarafından onaylanması gerekiyor.

Demokratlar ayrıca Kongre komisyonları aracılığıyla Trump yönetiminin faaliyetlerini inceleyebilecek. Hükümet yetkililerini ifade vermeye çağırabilecek ve federal kurumların harcamaları hakkında soruşturmalar başlatabilecekler.

Temsilciler Meclisi'nde Demokratların lideri Hakeem Jeffries, sonuçları "Amerika'nın büyük geri dönüşünün başlangıcı" olarak değerlendirdi. Jeffries'in yeni dönemde Temsilciler Meclisi Başkanı olması bekleniyor.

Bütün bunlar Trump'ın başkanlık yetkilerini ortadan kaldırmıyor. Başkan, Kongre'den geçen yasaları veto edebiliyor ve yetkileri dahilinde başkanlık kararnameleri çıkarabiliyor. Trump’ın, seçim sonrası kendi sosyal medya platformundan üzerinde veto yazan bir şapka fotoğrafı paylaşması önümüzdeki dönem izleyeceği politikalar için de bir işaret. 

Ancak Trump'ın ikinci döneminin kalan iki yılı, ilk iki yılından farklı geçecek.

2024'te Cumhuriyetçilerin kontrolündeki bir Kongre'yle Beyaz Saray'a dönen Trump, 2027'den itibaren Demokratların çoğunlukta olduğu bir Kongre'yle çalışmak zorunda kalacak.

🦉
Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Fayn’a sınırsız erişim için abone olun.
Bağlantı kopyalandı!