Ekim ayı, dünyanın farklı noktalarında kıvılcımlanan gençlik protestolarının büyüyüp kitleselleşmesine sahne oldu. Paris’te eğitimdeki sorunlara dikkat çekmek isteyen öğrencilerin başlattığı protestolar, işçileri ve sistemle derdi olanları da içine katarak İspanya, İtalya, Belçika’ya da sıçradı. 

Hindistan’daki muhalif hareket “Hamam Böcekleri”nin hedefinde ise genç işsizliği, liyakatsizlik, oy çalma var. 

Gençlik araştırmaları, toplumsal hareketler ve toplumsal cinsiyet sosyolojisi üzerine çalışan Yeditepe Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Demet Lüküslü’ye sorduk: Günümüz gençlerinin derdi ne? İsyanların ortak noktaları var mı?  

Fransa’dan Arjantin’e, Arnavutluk'tan Hindistan'a dünyanın dört bir yanında Z kuşağı protestolarına şahit oluyoruz. Öncelikle bu gençler neden ayaklanıyorlar? Gençlik hareketleri ve protestoların bu kadar artmasının ardında öncelikli nedenler hangileri? 

Ekonomik sıkıntılardan eğitimdeki eşitsizliklere, eğitimin anlamsızlaşmasından içinde yaşadığımız kürenin geleceğinin olup olmayacağını sorgulayan iklim krizine kadar, Z kuşağının birçok nedeni var. Bu yüzden de tek bir sebepten çok, bunların hepsi demek ve bunların iç içe geçtiğini vurgulamak önemli. 

Pek çok araştırmacı küresel krizler çağında yaşadığımızı vurguluyor. Çeşitli ülkelerde farklı tezahürlerini gördüğümüz gençlerin protesto eylemlerinde de bu krizlerin iç içe geçtiğini, çoklu krizler çağında genç olmanın zorlu hallerine yanıt aramaya çalıştıklarını ve yaşadıklarına dair öfkeyi dışa vurma çabasında olduklarını görüyoruz. 

Birbirinden çok farklı coğrafyalardaki hareketlerin benzerlikleri ve farklılıkları neler?

Çalışmalarımda kültürü de analize katmayı tercih ediyorum. Bu sebeple de farklı coğrafyalarda gördüğümüz gençlik hareketlerini tekil ya da küresel bir yerden açıklamaktan kaçınırım. Her örneğin kendi içinde, içine doğmuş olduğu toplumun kültürü ve özellikleri ile beraber ele alınması pek tabii ki gerekir.

Diğer yandan günümüz gençlerinin ortak olarak yaşadıkları önemli bir kriz sözkonusu. İçlerine doğdukları ve yetiştirildikleri toplumun ciddi bir kriz yaşadığını görüyor, birinci elden deneyimliyorlar. Örneğin kendilerine öğretilenlerin işe yaramadığını ya da kendilerine vaat edilen şeyleri elde edemediklerini, elde edemeyeceklerini fark ediyorlar. Böyle bir ortamda kendi yollarını bulmaya ve kendilerini var etmeye çalışıyorlar. Bu hiç kolay değil.

Bu yüzden de bu çağa gençlerin verdikleri farklı reaksiyonları yaşıyoruz. Gençlerin aktif olarak görüldüğü protestolar da bu tezahürün yüzlerinden biri. Ancak çok daha net olarak söylersek modern dünyanın yarattığı tüm kurumların krizi,  sadece gençlik değil  yetişkinlik kategorilerini de derinden etkiliyor. 

Bugünün gençlerinin dertleri, hayatla meseleleri ne? Z kuşağı olarak genel bir tanımla sınıflandırılan bu gençleri nasıl tanımlayabiliriz? Farklı coğrafyalardan milyonlarca genci bir tanıma sığdırmak mümkün mü? 

Ben kuşakların X, Y, Z gibi harflendirmeler üzerinden ve sanki her kuşak tekil ve homojenmiş gibi düşünüldüğü tanımlandırmalara uzak duruyorum. Ancak bu kavramsallaştırma temelini 20. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış Alman Macar sosyolog Karl Mannheim’ın kavramsallaştırmasından feyz aldığı için katıldığım yanları da var. Şöyle diyor: Kuşakları oluşturan şey büyük tarihsel olaylardır ve bu olaylar genç kuşakları biçimlendirir.