Fransız yazar Édouard Louis, yıllardır kitaplarında anlattığı eşitsizliklere karşı bu kez Paris sokaklarında.

Eddy’nin Sonu, Şiddetin Tarihi ve Babamı Kim Öldürdü gibi eserleriyle tanınan Louis, 17 Ekim’de Fransa’daki hükümet karşıtı protestolara katıldı.

Ülke genelindeki gösterilerin en sert günlerinden biri olan 17 Ekim’de polisle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı. Yüz binlerce kişinin katıldığı eylemlerde çok sayıda kişi gözaltına alındı. Polis müdahaleleri de eleştirilerin odağındaydı.

Louis ise Paris’te bağımsız medya kuruluşu Les Répliques’e konuşurken, lise yıllarından beri eylemlere katılmasına rağmen ilk kez polis şiddetinden korktuğunu anlattı.

Macron yönetiminin eğitim sistemini ve kamu hizmetlerini zayıflattığını söyleyen yazar, korkuya karşı dayanışma çağrısı yaptı:

“Açıkçası bugün eyleme gelmekten korktum. Lise yıllarımdan beri eylemlere katılıyorum. Ama hayatımda ilk kez, siyasi mücadele geçmişimde ilk kez, bu polis şiddetinden, Macron yönetiminin uyguladığı bu şiddetten korkuyorum.”

Louis’ye göre bu korkuyla baş etmenin yolu daha kalabalık olmak. 

Öğretmenlerin, öğrencilerin, işçilerin, sağlık çalışanlarının, sanatçıların ve Sarı Yeleklilerin aynı sokaklarda buluşmasını da bu nedenle önemsiyor.

Édouard Louis kimdir?

Édouard Louis, çağdaş Fransız edebiyatının en çok konuşulan yazarlarından biri. Henüz 21 yaşındayken yayımladığı ilk romanı Eddy’nin Sonu ile Fransa’da büyük ses getirdi. Kitap kısa sürede uluslararası başarı kazandı ve Louis’yi kendi kuşağının öne çıkan edebiyatçılarından birine dönüştürdü.

1992’de Fransa’nın kuzeyindeki işçi sınıfından bir ailede Eddy Bellegueule adıyla doğan Louis, yazarlığını büyük ölçüde kendi hayatından hareketle kuruyor. Ancak onun kitapları yalnızca kişisel hikâyeler anlatmıyor. Yoksulluğu, sınıf ayrımını ve toplumsal dışlanmayı, bu deneyimleri ortaya çıkaran siyasi ve ekonomik koşullarla birlikte ele alıyor.

Louis’yi Fransız edebiyatında önemli kılan da bu yaklaşımı. 

Nobel Edebiyat Ödüllü Annie Ernaux’dan ve sınıf eşitsizliği üzerine çalışmalarıyla tanınan Fransız sosyolog Didier Eribon’dan etkilenen Louis, kişisel deneyimlerini toplumsal bir eleştiriye dönüştürüyor. 

Bunu da doğrudan, yer yer öfkeli ve siyasi sorumluları isimleriyle anmaktan çekinmeyen bir dille yapıyor.

Babamı Kim Öldürdü kitabında babasının yıpranan bedeni üzerinden Fransa’nın sosyal politikalarını sorgularken Şiddetin Tarihi’nde kişisel bir saldırı deneyiminden hareketle şiddetin toplumsal boyutlarını araştırıyor.

Louis’nin edebiyatında siyaset, romanların arka planında duran bir mesele değil. İnsanların nerede doğduğunu, nasıl yaşadığını ve hangi imkânlara sahip olduğunu belirleyen, hayatın tam ortasındaki bir güç.

Kitap sayfalarından Paris sokaklarına

Macron yönetiminin kamu hizmetlerini zayıflattığını söyleyen yazar, farklı toplumsal kesimlerin aynı protestoda buluşmasını önemli buluyor.

“Bu şiddetle, bu korkuyla mücadele etmenin tek yolu çok kalabalık olmak. [...] Bugün Sarı Yeleklileri, öğretmenleri, lise öğrencilerini, entelektüelleri, sanatçıları, işçileri, hemşireleri ve itfaiyecileri bir arada görmek çok güzel. Mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Çünkü Louis’nin kitaplarında anlattığı eşitsizlikler yalnızca tek bir meslek grubunu veya toplumsal kesimi ilgilendirmiyor. Eğitimden sağlığa, çalışma hayatından aile ilişkilerine kadar uzanıyor.

Bu nedenle onun için siyaset, yalnızca seçimlerden veya parlamentoda alınan kararlardan ibaret değil. İnsanların nasıl yaşadığını, hangi imkânlara sahip olduğunu ve hangi koşullarda hayatını sürdürmek zorunda kaldığını da belirliyor.

Louis, yıllardır kitaplarında bireylerin güç karşısındaki kırılganlığını anlatıyor. Şimdi ise aynı güç karşısında bir araya gelmenin önemini vurguluyor.

Polis müdahalelerinden duyduğu korkuya rağmen sokakta olmasının nedeni de bu.

Yazar, öğrencilerden işçilere, öğretmenlerden sağlık çalışanlarına uzanan kalabalığı işaret ederek mücadelenin süreceğini söylüyor.

Louis’nin edebiyatında sık sık karşımıza çıkan soru, Fransa sokaklarında da karşılığını buluyor: Siyasi kararların bedelini kim ödüyor?

🦉
Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Fayn’a sınırsız erişim için abone olun.
Bağlantı kopyalandı!