Zeki Müren 1970 yılında, “Uğur Duvağı” adını verdiği ilk mini kostümüyle Taşlık Maksim’in sahnesine çıkarken, kuliste bir pantolon bekliyor. Halktan en küçük bir tepki gelirse hemen giyilecek ve gösteri devam edecek. Ama o itiraz gelmiyor. Yıllar sonra bu mini devrimin hazırlık sürecini anlatan Müren, seyircinin reaksiyonunu tıpkı eteği gibi kısacık bir cümleyle özetliyor: “Ama halk çok tuttu.” Türkiye’nin Sanat Güneşi’nin kıyafet devriminde cesaret kadar seyircinin nabzını tutmanın da payı var. O pantolonun kuliste kalması eğlence tarihimizin küçük ama mühim zaferlerinden biri.

24 Eylül 1996’da hayata veda eden Zeki Müren’in ölümünün üzerinden tam 30 yıl geçti. Şarkıları, kostümleri, konuşması ve kendisine yakıştırılan “Sanat Güneşi ya da “Paşa” gibi unvanlarıyla hâlâ kültürel hafızamızın en sık ziyaret edilen köşelerinden birinde saltanatını sürdürüyor. Üstelik onu hiç sahnede görmemiş, yaşarken sesini duymamış kuşakların da hayatında. Bu kadar uzun süre böyle güçlü parlamak, yeninin eskiyi hızla unutturduğu bir dünyada pek az yıldıza nasip olur.

Ancak bu ışıltılı miras, içinde birbiriyle çelişen pek çok farklı Zeki Müren’i ve o göz kamaştıran güneşin gölgesinde sararıp solanları da barındırıyor.

Zorbalığa uğrayan gençle rakiplerinin önünü kesen assolist, erkek sevgilisine yazdığı şarkıları binlerce kişiye söyleyen âşıkla gazetelerde evlilik planlarını anlatan çapkın müzmin bekâr, minisiyle cumhurbaşkanının karşısına çıkan sanatçıyla Bülent Ersoy’a transfobik hakaretler yönelten meslektaş aynı hayatın kahramanı. Gelin, kuir Paşa’yı bu kez bütün bunları bir arada düşünerek hatırlayalım.

Yetenek, şans, merak ve özenli çalışma

1931’de Bursa’da doğan Zeki’nin sahne merakı çocukluk oyunlarında kendini gösteriyor. Külkedisi olmak için arkadaşı Ayten’in elbiselerini giyiyor, Tarzan-Jane oynarken kurtarılmayı bekleyen Jane hep o oluyor. Ergenlik yıllarında arkadaşlarıyla sahnelediği “Erkek Kadın Olursa” oyununda ise iş bulabilmek için kadın kılığına giren bir genci canlandırıyor. Kostümün başka bir hayatın kapısını açabildiğini hayli erken keşfediyor.