6 Şubat depremlerinde Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde yıkılan Ezgi Apartmanı’nda en küçüğü 6 aylık Asude Zabun olmak üzere 35 kişi yaşamını yitirdi.

Apartmanın zemin katında bulunan ve 2017 yılında yapılan tadilatta kolon kestikleri iddia edilen Kervan Pastanesi'nin yetkilileri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel ile tadilatı organize eden iç mimar Ertan Danacı hakkında 35 kez "olası kastla öldürme" ve "olası kastla yaralama", müteahhit Yakup Aktaş ile fenni mesul (yapıyı kamu adına denetlemekle görevli olan mühendis veya mimar) Mehmet Tekin hakkında ise "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan dava açıldı.
11 Eylül’de Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’e 8’er yıl hapis cezası verilerek tahliyelerine karar verildi.
Oysa iddianamede Pekel ve Kervancıoğlu için ayrı ayrı 876 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyordu.
Cumhuriyet Başsavcılığı ve depremzede ailelerin tahliye kararına yaptığı itiraz, Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesince reddedildi.
Fenni mesul Mehmet Tekin iyi hal indiriminden yararlanarak 6 yıl 8 ay hapis cezası alırken, beş kamu görevlisi ise 4’er yıl 5’er ay hapis cezasına çarptırıldı.
Davanın diğer sanıklarından iç mimar Ertan Danacı ile kamu görevlileri Mustafa Şirikçi ve Mehmet Dişçeken beraat etti. Davada 12 sanık yargılanıyordu. Sanıklardan müteahhit Yakup Aktaş yargılama sürecinde yaşamını yitirmişti.
Aileler, zemin katta bulunan Kervan Pastanesi’ni 40 cm çapındaki fretli kolonu (içi çelik yayla sarılmış dairesel taşıyıcı kolon) kesmekle suçluyordu. Pastane işletmecileri Sami Kervancıoğlu ile Mustafa Pekel savunmalarında kolon kesme iddialarını reddetti.
İki isim işyerinde demir boruya bağlı bir merdiven bulunduğunu ve tadilat sırasında bu merdivenin kaldırıldığını öne sürdü.
Mahkeme pastane sahipleri Kervancıoğlu ve Pekel’i suçlu bulsa da “olası kasıttan” değil, “bilinçli taksirden” ceza verdi. Ancak verilen ceza ve hapiste kaldıkları 13 ay, sevdiklerini enkazın altında yitirenlerin acısını hafifletmeye yetmedi.
Yaklaşık iki yıl boyunca firar ettiler
Depremin ardından haklarında yakalama kararı verilen Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel uzun süre bulunamadı.
İki isim yaklaşık iki yıl sonra, 14 Ağustos 2025’te Ankara’da saklandıkları lüks bir villada yakalandı.
Kervancıoğlu ve Pekel’in saklandığı 7 bin metrekarelik arazisi olan lüks villanın, eski AK Parti Antalya Milletvekili Hüseyin Samani’nin damadı Cengiz Gökay’a ait olduğu haberlere yansımıştı.
Kahramanmaraş’a götürülen iki sanık ifade işlemlerinin ardından aynı gün tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Enkaz başında delil nöbeti
Nurgül Göksu depremde oğlu Ahmet Can, gelini Nesibe Kaya ve torunu Asude Zabun’u kaybetti.
İstanbul’da yaşayan Göksu, depremden sonra Kahramanmaraş’a giderek yıkılan Ezgi Apartmanı’nın enkazında nöbete başladı. 12 gün boyunca delil topladı, bunları kayıt altına aldı.
Göksu’nun pastanenin yaptığı izinsiz değişikliklere dair enkaz alanında bulduğu kanıtlar dava dosyasına girdi.
3,5 yıldır çocukları için adalet mücadelesi yürüten Göksu, Kervancıoğlu ve Pekel’e tahliye kararı çıkmasının ardından sinir krizi geçirdi.
Fayn’a konuşan Nurgül Göksu günlerdir kendine gelemediğini, hastanede tedavi gördüğünü anlattı.
Göksu bu karardan dönülünceye kadar elinden gelen her şeyi yapacağını söylüyor.
Sanıklar Sami Kervancıoğlu, Mustafa Pekel ve Ertan Danacı’nın tutuklanmasını talep eden Göksu, “Benim çocuklarım benim için kıymetliydi. Ben bu ülkenin vatandaşıyım. Mahkeme heyeti dosyaya henüz çok yeni katılmıştı. Yargılamanın başladığı tarihten itibaren dosyaya kaç tane delil ekledim ben. 3,5 yıldır mücadele ediyorum. Böyle bir kararı kabul etmem mümkün değil,” diyor.
Göksu, mücadelesine devam edeceğini şu sözlerle anlatıyor:
“Bizim iddianamemiz ‘olası kast’ suçlamasıyla hazırlandı. 3,5 yıldır sanıkları ve tanıkları dinleyen savcılık makamı mütalaasını olası kast var diyerek sundu. Siz dosyaya atanacaksınız, bu dosyada 8 yıl ceza ve tahliye kararı vereceksiniz. Evladımı yetiştirmek için 30 yılımı verdim, gerekirse bir 30 yıl da onun adaleti için mücadele ederim. Yol uzun, yol taşlarla döşeli ama bu anne adalet mücadelesinden asla vazgeçmeyecek.”

“Karar belki de daha öncesinde hazırdı”
37 kişinin yaşadığı Ezgi Apartmanı’ndan sağ olarak çıkabilen yalnızca iki kişi oldu: Baba Mulla Kenger ve oğlu Mesut Kenger. 52 yaşındaki anne Yüksel Kenger ise yaşamını yitirdi.
Aile binada 23 yıldır yaşadığı ve baba Kenger apartman görevlisi olduğu için yaşanan tüm değişimlere tanıklık ettiler.
Mesut Kenger’in anlatımına göre, Kahramanmaraş’ta çok sayıda şubesi olan Kervan Pastanesi 2003 yılında Ezgi Apartmanı’nın zemin katında bir şube daha açtı. 2017 yılında ise ağır bir tadilata başladılar.
Kenger’in iddiasına göre giriş kat ile asma kat arasındaki taşıyıcı kolon, perde betonlar, kirişler ve tabliyeler bu tadilat sırasında kesildi.
Kenger, yapılan değişiklikleri şöyle anlatıyor:
“Pergola sistemi yapıldı, dükkanın içi genişletildi. Diğer bölümdeki binanın bağımsız bir bölümündeki dükkanı satın alıp birleştirdiler. Üst katla alt kat bağlantısı için servis asansörü yaptılar arkaya. Biz bu konuda zaten o dönem de şikayetçiydik hem gürültüden hem de iç tadilatların binaya zarar vereceğinden dolayı. Ama o zaman şikayetlerimize karşın bir şey olmadı. Çünkü o dönem deprem konusu bu kadar gündemde değildi. Zaten 2017 yılından sonraki depremlerde bina daha çok sallanmaya başladı. Mesela Pazarcık'ta deprem oluyordu, bina aşırı derecede sallanıyordu.”
Kenger’in anlatımına göre, 2021 yılında doğalgaz sistemine geçmek istedikleri için kontrole gelen firma yetkilileri binanın taşıyıcı sistemlerinde hasar olduğunu söyleyerek “Bu durumu belediyeye bildirin, gereken işlem yapılsın, öyle yapalım doğalgaz işlemini,” dedi.
Bunun üzerine bina sakinleri 6 Şubat depreminden 1,5 yıl önce belediyeye dilekçe vererek binanın kontrol edilmesini istedi.
Belediyeden gelen yanıtta, “Projeye aykırı bir duruma rastlanılmadı,” denildi.
Fayn’ın özgün haber dosyaları, araştırmaları ve görüş yazılarını okurlar mümkün kılıyor. Bizler işimizi severek ve layıkıyla yapmaya çalışıyoruz. Ancak sizler ücretli aboneliğe gönüllü olursanız sürdürebiliriz. Çünkü bağımsız yayıncılık bunu gerektirir. İkna olduysanız detaylar için sizi şuraya alalım.

Kenger, 6 Şubat 2023’teki deprem anını ise şöyle anlatıyor:
“Bina 6’ncı, 7’nci, belki 10’uncu saniyeye kadar sallandı. Ondan sonra bir anda Kervan Pastanesi'nin olduğu tarafa doğru yıkıldı. Enkaz içinde kaldık. Bina ikiye katlandı, ortadan kırıldı. Bizim olduğumuz bölüm biraz açıkta kaldı. Annem vefat etti, babam salonda olduğu için kurtuldu. Ben de tabliye ile kendi yatağımın arasına sıkıştım, babam beni elleriyle çıkardı. Sonrasında herkese söyledik. Arama kurtarma ekiplerine, gelen aile yakınlarına: Bakın dedik, ‘Bu binada kolon kesildi, perde beton kesildi, bina o yüzden yıkıldı.’ Bina sağlamdı yoksa."
Kenger, “Çevremizdeki binalarda en ufak dahi hasar yoktu” diyor ve ekliyor:
“Yan binaya bizim bina vurmuş, ona rağmen ayakta kaldı. Her ne hikmetse bizim mahallede iki tane bina yıkılıyor. Biri bizimki, diğerinin altında da fırın var, onun da uzun süredir bir davası var. Bunlar dışında hasar alan bina çok az, can kaybı yok. Mahalledeki binalar zaten hemen hemen aynı dönemlerde yapılmış. 20 senelik, 30 senelik binalar.”
Kenger karara çok şaşırdıklarını söyleyerek şöyle noktalıyor sözlerini:
“İnanılmaz derecede yanlı bir karar. Belki de daha öncesinden hazırdı. Biz sanki formalite icabı beyanlarımızı sunduk yeni hakime.”

“Çok kişiyi tehdit ettiler”
Ezgi Apartmanı’nın 1996 yılında başlayan inşaatının tamamlanmasının ardından 1999 yılında apartman görevlisi olarak işe başlayan Mulla Kenger ise 2017’de yapılan tadilatta kirişin, kolonun ve perde betonun kesildiğine bizzat kendisinin tanıklık ettiğini söylüyor.
Kenger, “Gözümle gördüm, canlı şahidim. Öncesinde binamızda hiçbir sıkıntımız yoktu, şikayetimiz de yoktu. ‘Bunları niye böyle yapıyorsunuz? Şikayet ederiz’ dedim. Beni o zaman tehdit ettiler. Aşırı derecede varlıklı ve zenginler. Çok kişiye sus payı da verdiler. Bazılarını susturmak için tehdit ettiler. Hatta bana konuşmamam için ev teklifi bile sundular. Ama bizim şahitliğimiz kabul olmadı ki cezaevinden çıktılar. Ben garibanım ya, biz fakiriz ya. Bize inanmazlar,” ifadelerini kullanıyor.

“İnsanların yüzüne baka baka siyaha beyaz dediler”
Merve Akbulut ise halası Elif, eniştesi Mahmut ve kuzenleri Toprak Çınar ile Yağmur Nisa Uykun’u yitirdi Ezgi Apartmanı’nda.
Akbulut depremi duyunca arama kurtarma ekibiyle enkaza gittiğini söylüyor ve gördüğü tabloyu şöyle anlatıyor:
“Halam salonun ve girişteki holdeki halının arasındaydı. Yani kitap gibi katlanmış bina. İçine doğru çökmüş. Bina yan yatarak veya sağa sola kırılarak değil; tam aksine içeriye doğru katlanarak ve altüst olarak yıkılmış. Örneğin; halamın yatak odası arka sağ köşedeydi ancak kendisi tam çapraz noktadan çıkarıldı.
Çünkü bina, altındaki pastanenin kesilen kolonunun bulunduğu tarafa doğru sanki bir girdaba kapılmışçasına içeri çekilerek çöktü. Binanın kenarları ve ön tarafı merkeze doğru toplanıp içeri katlandı. Yani kolonların kesildiği, yapının zayıflayıp kırıldığı noktaya doğru büzülerek çöken bir binadan bahsediyoruz.
Bu çöküş nedeniyle en üst katta bulunması gereken kişiler 3. katta çıktı, üzerleri açıldı. Bina yıkılırken çok fazla çalkalandığı ve bir girdap gibi döne döne içeri çöktüğü için insanlara ulaşmak neredeyse imkânsız hâle geldi. Halam en üst kattaydı fakat ancak 3. günde, üzerindeki birkaç kat kaldırıldıktan sonra cenazesine ulaşılabildi.”
Akbulut da mahkemenin kararına tepkisini şu sözlerle dile getiriyor:
“Böyle bir felakete ve 35 insanın ölümüne sebep olan kişilere nasıl bu ceza verilebilir? Hâlâ şaşkınlık içindeyiz; burada çok büyük bir adaletsizlik var. Bu rezilliğin bütün dünyaya duyurulması gerekiyor. Bu adamlar suçlu, bu adamlar taşıyıcıları kestiler. Yani binanın dayanıklılığını tamamen bitirdiler. Gerçekten bu bir hukuk garabetidir. Bu kararla insanların yüzüne baka baka siyaha beyaz dediler.”
Merve Akbulut’un depremin ardından paylaştığı videoda da Mesut Kenger’in anlatımında olduğu gibi Ezgi Apartmanı’nın çevresindeki binaların ayakta olduğu görülüyordu.
“Şaibe olduğunu düşünüyoruz”
Dosyanın avukatlarından Ömer Gödeoğlu’na göre mahkemenin kararı tarihe kara bir leke olarak geçti.
Kararı değerlendiren Gödeoğlu, “Çok farklı bir ceza anlayışına gitti mahkeme heyeti. Maraş'taki diğer deprem dosyalarına baktığımızda fenni mesul ve müteahhidin aldığı cezalar 12-13 yıl bandında. Ve en trajik olan da şu; ben 15 yıllık avukatım, hayatım boyunca heyetin kararı okuduktan sonra kaçarak gittiğini hiç görmedim mahkeme salonundan. İlk defa şahit oldum. Kararı okudular, tahliye dediler, ondan sonra kaçarak uzaklaştılar. Zaten polis koridoru vardı önlerinde. Bence kararın arkasında duramayacakları için kaçarak gittiler” ifadelerini kullandı.
Gödeoğlu mahkemeye sunulan bazı bilirkişi raporlarını eleştirerek şaibe iddiasında bulundu:
“Taşıyıcı perde betonda, fretli kolonda tahribat yapacaksın, yani bunu 7 yaşındaki çocuğa sorsanız ‘bina yıkılır’ der ama koskoca bilirkişiler artık her ne hikmetse buna ‘yıkılmaz’ diyor. Mahkemeye de şunu söyledik; biz burada şaibe olduğunu düşünüyoruz. Biz bu kararın bozulacağına inanıyoruz. Başkan ve üyeler hakkında da HSK'ya şikayette bulunacağız.”

Bilirkişi raporları ne diyor?
Dosyada Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ), Pamukkale Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Ortadoğu Teknik Üniversiteleri’nden (ODTÜ) alınan bilirkişi raporları bulunuyor.
Soruşturma aşamasında dosyaya giren ve KTÜ öğretim üyeleri tarafından hazırlanan Nihai Bilirkişi Raporu’nda, müteahhit ve fenni mesul ile pastanede yapılan tadilatlardan sorumlu kişiler asli kusurlu; belediyenin yapı ruhsatlarında proje kontrollerinden sorumlu kişiler, yapı kontrol birimi ve yapı kullanma izin belgesi düzenlenmeden önce binayı kontrol etmekle görevli kişiler tali kusurlu gösterildi.
Raporda, kesildiği belirtilen kolona ilişkin ise, “Dosyadaki fotoğraflar incelendiğinde fretli kolonun ve donatılarının kesildiği kanaatine varılmıştır,” ifadeleri yer aldı.
Pamukkale Üniversitesi tarafından hazırlanan raporda da, pastane işletmecilerinin binanın taşıyıcı sistemine doğrudan müdahale gerçekleştirdikleri belirtilerek asli kusurlu oldukları belirtildi.
İstanbul Üniversitesi heyetinin raporu ise kesilen kolonun taşıyıcı olmadığı, yan taraftaki perde duvarın müteahhit tarafından kesildiği, çatı kata ek yapıldığı, projeye aykırılıklar olduğu ve binanın tasarımındaki rijitlik merkezi hatalarının depreme karşı dayanıklılığı etkilediği yönünde. Söz konusu raporda, Kervancıoğlu ve Pekel’in yıkıma neden olabilecek herhangi bir kusurunun olmadığı belirtilirken bir tek müteahhit Yakup Aktaş asli kusurlu bulundu.
Karadeniz Teknik Üniversitesi ile İstanbul Üniversitesi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için ODTÜ'den yeni bir heyet oluşturuldu. Bu rapor da Haziran 2025'te dosyaya girdi. ODTÜ'den gelen beş kişilik bilirkişi heyetinden dört kişi, pastane tadilatının binanın yıkımına etkisi olmadığını belirtti.
Dava dosyasına giren ODTÜ Bilirkişi Heyeti Raporu’nda, Kervan Pastanesi tarafından kesildiği iddia edilen 40 cm çapındaki fretli betonarme kolon, yapının ana taşıyıcı sistem elemanı olarak değerlendirilmedi.
Raporun 81. sayfasında yer alan tespitte, söz konusu kolonun üst katlarda devam etmediği, bir aks sistemine oturmadığı ve binanın düşey/yatay deprem yüklerine karşı bir katkısının bulunmadığı aktarıldı. Hazırlanan simülasyonda kolonun kesilmesinin "yapının sismik performansı ile yapısal güvenliği ve göçmesinde herhangi bir etkisinin olmadığı" sonucuna varıldı.
Türkiye'de nitelikli ve bağımsız gazetecilik ancak okuyucuların desteğiyle mümkün. Siz de şimdi Fayn'ın ücretli aboneleri arasına katılarak topluluk odaklı gazetecilik modelimizi destekleyin ve tüm içeriklerimize sınırsız erişin. Abonelik seçeneklerini inceleyin.
