Merhaba

Fayn Haftalık bu hafta Fayn’ın editör masasından süzülenleri toparlamak için görev başında. 

Bu hafta Üsküdar’da yaşanan demokrasi şölenine, oradan hareketle Türkiye’ye, Almanya’nın gittiği ve herkesi biraz endişelendiren yöne, Kozinoğlu soruşturmasına, Aşil Kalkanı’na ve 12 Eylül’den bugüne kadar gelenlere baktık.

Ayrıca Melisa Kesmez’in müzisyen olmanın yeni halleri üzerine Ceylan Ertem ve Deniz Tekin'le söyleşisini de kaçırmayın.

Hazırsanız başlayalım.

Döve döve demokrasi şöleni

“Dünyanın en ince kitapları Alman Mizahı, İngiliz Mutfağı ve Türk Demokrasisi üzerinedir” derler. Diğer ikisinde olumsuz bir değişiklik yok ama bizim kitap artık kitaplıktan çıktı küçük bir post-it’e döndü. Türk tipi demokrasinin en ileri örneklerinden birini bu hafta Üsküdar’da gördük. Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir uygulama olan kazanana kadar rakibe oy verenleri tutuklama, bu yolda atlanan eşikler arasında ayrı bir yerde duruyor.

Bir süredir iktidar partisini desteklemeyenlerin seçimiyle göreve gelen belediye başkanları ya tutuklanıyor ya da parti değiştiriyor. İstanbullunun sandıkta kurduğu denge de operasyonlar ve sürpriz istifalarla masada baştan çizildi. 31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrası İstanbul'da operasyonlar, kayyum atamaları, transferler ve yenilenen meclis seçimleriyle dokuz belediye AK Parti’ye geçti.  

Seçim dediysek o kadar da seçin demedik

Üsküdar artık kimsenin kalesi değil

Üsküdar Meydanı’nın tam göbeğinde yer alan Mihrimah Sultan Camii’nin avlusundayız. “Burası neden her daim böyle güzel esiyor, bu da mı senin marifetin Koca Sinan?” sorusunu bilmem kaçıncı kez sorduktan sonra başlıyoruz dolaşmaya. Zaman ve yaşananlar Türkiye’yi değiştirdiği gibi Üsküdar’ı da değiştirdi. O değişimi anlamaya çalışacağız.

Üsküdar’dan Türkiye’ye bakmak
Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı finansal ve sosyolojik değişimi en net Üsküdar’dan izleyebilirsiniz. Mihrimah Sultan Camii’nin avlusundan şöyle bir bakın. Akıp giden kalabalığın her adımı bu değişimi fısıldayacaktır.

Almanya’nın alternatifi Avrupa için ne anlama geliyor?

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’da ilk kez bir eyalette aşırı sağ seçimlerden zaferle çıkarak iktidar olmaya yaklaştı. “Almanya için Alternatif" (AfD) partisi yüzde 44’ün üzerinde oy aldı. Partinin programında geniş çaplı sınırdışı etme politikalarını hayata geçirmek, iltica hakkını kaldırmak, okul müfredatını ülkenin Nazi dönemindeki savaş suçları yerine başarılarını ön plana çıkaracak şekilde değiştirmek, gökkuşağı bayraklarını kaldırmak, demokrasi projelerine yönelik kamu finansmanını sonlandırmak gibi vaatler yer alıyor. Peki bu zafer Avrupa’yı nasıl etkileyecek? Burcu Karakaş yazdı.

AfD zaferini ilan etti: “Bir Alman’ın hikayesi” yeniden mi yazılıyor?
AfD, Saksonya-Anhalt’ta yüzde 44’ün üzerinde oy alarak eyalet hükümetinin kapısını araladı. Ana akım partilerin dışladığı aşırı sağ, nasıl oldu da bu zaferi elde etti? Bu yükseliş yalnızca Almanya’nın değil, Avrupa’nın geleceği açısından ne anlama geliyor?

Ulrich Siegmund kimdir?

Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde partisi AfD’ye tarihi bir birincilik kazandıran Ulrich Siegmund’u da tanımamız lazım. Çünkü artık Almanya siyasetinin merkezinde onun ismi var. 1990 doğumlu bu genç siyasetçi nasıl bir Almanya ve nasıl bir dünya hayal ediyor? 

Almanya siyasetinin yeni yıldızı Ulrich Siegmund: Kimdir, nasıl seçildi, neyi savunuyor?
Almanya’da AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki seçimleri kazanmasının ardından genç politikacı Ulrich Siegmund dikkatleri üzerine çekti. Siegmund’un ılımlı ve güleryüzlü imajının arkasında sert bir siyasi çizgi yatıyor. Siegmund neyi savunuyor ve Almanya siyasetinde nasıl bir geleceğe hazırlanıyor?

Kozinoğlu’nun ölümü yıllar sonra mercek altında

Türkiye’de geçmişle hesaplaşma bitmez. Bir yandan geçmişle hesaplaşılırken bir yandan yeni suçlar işlenir ki gelecekte de onlarla hesaplaşalım. Bugün İBB Davası davayı açanlar tarafından “Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk davası” olarak tanımlanıyor. Bir önceki turda da Ergenekon Davası, “Asrın Davası” olarak tanımlanıyordu. “Asrın Davası” çöktü ve “Asrın Kumpası” adını aldı. Şimdi de hesaplaşmasına başladık. Hesaplaşılması gereken konulardan biri MİT yöneticisiyken terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan Kaşif Kozinoğlu’nın 2011’de cezaevinde şüpheli bir şekilde ölmesiydi. O soruşturma başladı. Fayn  o gün yaşananları derleyip toparladı.