Öfke patlamaları, küsüp günlerce konuşmama, duyguları doğru adlandıramama, sorumluluk üstlenmekten kaçınma, sorun varsa faturayı karşısındakine kesme, empati kuramama… Ve bu konuları açacak, taleplerinizi masaya koyacak olursanız geçiştirme, hatta ortamı veya ilişkiyi terk etme…
Tanıdık geldi mi? Gerçi tersi de geçerli ama pek çok kadın, tarif ettiğim erkek modeline aşina. Şaşılacak olan, onca akıllı, güzel, güçlü ve farklı geçmişlerden gelen kadının bu durumu kabullenmesi. Sorsanız, “Erkekler isterse 65 yaşına gelsin, çocuk kalır,” derler.
İyi de neden böyle? Sorun, erkek çocuklarını yetiştirme biçimi mi? Kültürel kodlar mı, genetik aktarım mı? Yoksa sorun -yine- kadınlarda mı?
Bu erkeklerin literatürde bir adı da var: “Çocuk adam”
“Berk’le incir çekirdeğini doldurmayacak bir mesele yüzünden kavga ettik yine. Hatalı olduğunu kabul etmediği gibi çekip gitti. Ama bu sefer love bombing’lerine (aşk bombalaması) kanmayacağıma yemin ettim. Aramadım, mesajlarına da cevap vermedim. Bir gün bakkaldan telefon geldi: ‘Cansu Hanım burada sahipsiz bir çanta var. Baktık soran eden yok, açtık. İçinden sizin numaranızın yazılı olduğu bir zarf çıktı…’ Önce çantanın gizemini çözemedim, bakkala gittim. Çantayı gördüğüm anda anladım: Meğer Berk öküzü eşyalarımı çantaya doldurup oraya bırakmış. Mektupta bana ne kadar değer verdiğini yazıyor ama özür dileyememiş bir türlü.” – Cansu, 37
