“Bu ülkede yasalar zenginler için geçerli değil.”

Bu sözler Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklanmasına sebep oldu. Gerekçe: Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu.

Fakat bu münferit bir olay sayılmaz. Türkmen’den kısa bir süre sonra Akbelen’deki doğa savunucularından Esra Işık tutuklandı. Ardından Işık’ın Akbelen’deki maden çalışmalarını yürüten Limak Holding’in talimatıyla tutuklandığını dile getiren bir başka sendikacı, Umut-Sen Koordinatörü Başaran Aksu, Türkmen’e yöneltilen aynı suçlamayla tutuklandı.

Tutuklama dalgası, kararı eleştiren Aksu’yla da sınırlı kalmadı. Bu sefer Aksu’nun tutuklanmasına tepki gösteren Bağımsız Maden-İş Sendikası Hukuk Birimi Görevlisi Doğukan Akan, aynı suçlamayla karşılaşarak Soma’da tutuklandı.

Son dönemde ivme kazanan bu tutuklama zincirinin uzayan halkalarını yıl içerisinde yaşanan diğer örneklerde de görmek mümkün. Örneğin Türkmen bir yıl önce bir patron şikayeti üzerine tutuklanmıştı. Aksu ise daha önce evi basılarak gözaltına alınmıştı.

İpin ucunu takip ettikçe her örnekte şirket isimlerinin seslendiriliyor oluşu dikkat çekiyor. Aksu bu nedenle cezaevine gönderilmeden önce “Türkiye’de yargı bu durumdadır, holdingler ne diyorsa onu yapıyorlar.” şeklinde son sözlerini söyledi.

“Zenginseniz kimse size hesap sormaz”

İlk bakışta her şey şubat ayında Türkmen’in Türkiye’de iş cinayetlerinin cezasızlığı hakkında yaptığı konuşmayla başlıyor.