Merhaba

Fayn Haftalık oldukça sıkıntılı bir gündemi toplamak için hazır.

Çocuklarımızla ve ülkece yürüdüğümüz yolla ilgili uzun uzadıya düşünmemiz gereken bu haftayı buruk bir 23 Nisan ile kapatıyoruz.

Arkasına sığınılan güçlerin bazıları artık cezaevinde

6 yıl. Bir cinayeti örtbas etmek için seferber olan vali, başhekim, polis memurları… Reddedilen soruşturma önergeleri… Kardeşini bir savcı gibi arayan, asla pes etmeyen, vazgeçmeyen bir abla ve nihayetinde soruşturmanın tekrar açılması… Gülistan Doku soruşturmasında yıllar sonra katil zanlısı bulundu. Onu koruyan vali babasıyla beraber 11 kişi tutuklandı. Fayn abla Aygül Doku’nun çabasıyla aydınlanmaya başlayan karanlığı yazdı.

Gülistan Doku’nun ablası peşlerini bırakmadı: Arkasına sığınılan güçlerin bazıları artık cezaevinde
Altı yıl boyunca kardeşini savcı gibi, dedektif gibi arayan Aygül Doku pes etmedi; Eski Vali’den onun gücünü kullanan oğluna, bilişim polisinden Başhekime uzanan karanlık ağ sonunda aydınlanmaya başladı. Arkasına sığınılanlar ın bir kısmı artık cezaevinde.

En çok sesli Meclis: Birinci Meclis

Atatürk, Nutuk’ta da anlattığı ilk önergelerinden birinde şu ifadeyi kullanıyordu: “Meclis’te yoğunlaşan milli iradenin, doğrudan doğruya vatanın mukadderatına el koyduğunu kabul etmek temel ilkedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üstünde bir güç yoktur.” O bahsettiği Meclis 23 Nisan 1920’de açıldı. Bugün egemenliğin millete geçmesi ve parlamento kavramı üzerine düşünmek için çok sebebimiz var. Düşüncelerimizi derleyip toparlarken bize yol göstermesi adına dönüp Birinci Meclis’e baktık.

En ‘çok sesli’ Meclis: Birinci Meclis
23 Nisan 1920, egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçtiği gün. Birinci Meclis’te, çok farklı kesimlerden, her türlü görüşten vekiller vardı. O Meclis, birçok konuda herkesin açık açık konuştuğu oturumlara, hatta sert tartışmalara sahne oldu.

Yas gölgesinde 23 Nisan

Toplum yas tutmayı bir ölçüde bilir ama çocukların yasını görmeyi bilmez. Çünkü çocukların yasına bakmak, yalnızca bireysel bir acıyla değil bu acının ortaya çıktığı düzenle de yüzleşmeyi gerektirir. Bütün bunları, Türkiye’de çocukluğun en çok yüceltildiği günlerden birinin eşiğinde düşünmek, bu nedenle daha da ağır… Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu yazdı.

Okul saldırılarının gölgesinde kalan “çocukların yas tutma hakkı”
23 Nisan’ı her yıl çocuklara armağan edilmiş bir gün olarak kutluyoruz. Onları kürsülere, makamlara çıkarıp ezberletilmiş büyümüş de küçülmüş cümleler söyletiyoruz, söz verip, alkışlıyoruz. Ancak aynı çocukların korkusunu, kaybını ve yasını duymuyoruz. Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu yazdı.

Yanlış tekrarlandıkça normalleşir

Diziler suçlu. Bilgisayar oyunları tehlikeli. Sosyal medya zehir. Hepsini yasaklayacağız mesele hallolacak. Peki toplumsal davranışları ve çocuklarımızla ilgili konuları çözmek bu kadar kolay mı? Bizce değil… Şükran Pakkan yazdı.

Bir göz yumma teorisi
Bu çocuklar hasta değil. Bu çocuklar sistemin “mantıklı” sonucu. Uzun zamandır anlaşmayı değil, üstün gelmeyi; dinlemeyi değil, susturmayı; hak aramayı değil, hak almayı gösteriyoruz. Ve kendi ellerimizle kurduğumuz düzen kusursuz işliyor.

Sizi hâlâ İBB davasıyla birleştirmedik mi?

İBB davasında 7’nci haftayı geride bıraktık. 92’si tutuklu 414 ismin yer aldığı duruşma salonunda bu hafta bir belediye başkanı daha yer aldı. Zira geçen hafta Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in dosyası da bu dava ile birleştirilmişti. Dikkat edin siz de kendinizi bir anda İBB davasında sanık olarak bulabilirsiniz. Görünüşe göre bu çuvalda iktidara muhalif olan herkese yer var. Salonda bu hafta yaşananları derledik.