Bir odadan çıkmadan, hikâyelerin içinde yol alarak çok uzaklara gidebildiğimi, o hikâyelerdeki hayali çocuklarla da arkadaş olunabildiğini, bir kitabın kapağını açmanın bir kapıyı aralamaktan çok da farklı olmadığını keşfettiğimde herhalde en fazla yedi yaşındaydım. Hayatı kırk yıl kadar önce kitap okumaya başlamakla bambaşka bir hale bürünmüş, dünyada bulamadığı yakınlığı kitapların içinde bulmuş bir insan olarak hâlâ ne zaman bir çocuk kitabı aralasam, kış akşamlarında pencereleri uğuldayan, marley zemini dünyanın en turuncu halısıyla kaplı, annemin katalitik sobayla ısıttığı o eski odaya gidiyorum. Orada kitaplarla geçirdiğim saatler çocukluğumun en ışıklı anıları. Polyanna, Heidi, Tom Sawyer’ın Maceraları, Pinokyo, Robinson Crusoe, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Define Adası, Orman Çocuğu, Gizli Bahçe… Yutar gibi okudum hepsini. Kendimden geçerek. Kim olduğumu, nerede olduğumu unutarak. Odamın kapısı açılsa, içeri Heidi girse şaşırmayacak durumdaydım. Onun evi bellediği dağlar, benim de evimdi. Yeşil çayırlar, çıplak ayaklar, keçiler, rüzgâr. İlkbaharın çiçekleri, kışın karla kaplı tepeleri… Her ne olursa olsun yaşama karşı merakını ve neşesini yitirmeyen Polyanna. Ormanları, nehir kıyıları, dostları ve bitmeyen keşifleriyle maceraperest Tom Sawyer… Hepsi arkadaşımdı. Benim bir çocuk olarak başıma gelmiş en acayip şey kitap okumayı keşfetmekti. Kırk yıllık okurluk kariyerimin vardığı noktada bir konuda hâlâ fikrim sabit: İyi bir çocuk kitabının yerini tutacak çok az şey var bir çocuğun hayatında.

Peki bu “iyi” ne demek? Bir dönem çocuk edebiyatının mutfağında da çalışmış biri olarak, önümüze gelen dosyalarda arayıp tarayıp bulduğumuz ya da bulamadığımız şey tam olarak neydi anlatmam kolay değil ama daha ilk cümleden, hele de bu bir resimli kitapsa minicik bir illüstrasyon kırıntısından “iyi kitap”ın kendini belli ettiğini, diğerlerinden bir adım öne çıktığını biliyorum. Kısayı yazmak zor. Hele de çocuk gibi asla kandıramayacağınız, engin bir hayal gücüne sahip, yaratıcılık konusunda asla yarışamayacağınız, büyüyüp de sıradanlaşmamış bir okur kitlesini etkileyecek biçimde kısayı yazmak aşırı zor. Çocuk kitabı yazmak kolay sanılır ama tam tersi. Bilmem, belki iyi bir şiir yarışabilir iyi bir çocuk kitabıyla… Belki…