İsviçreli yazar Ariane Koch'un Türkçede Regaip Minareci çevirisiyle yayımlanan Misafir adlı ilk romanı, kısa hacmine rağmen uzun süre yankısını sürdüren, sınırda dolaşan bir anlatı. Klasik bir olay örgüsünden çok bir deneyim alanı kuran roman, adı verilmeyen bir kadının hayatını geri dönülmez biçimde değiştiren tekinsiz bir karşılaşmayı merkezine alıyor. Anlatıcı ile “misafir” arasındaki ilişkinin giderek dönüşmesi, okurun da metnin zeminine duyduğu güveni sarsıyor; bakış açısı sürekli yer değiştirirken gerçeklik, tanıdık olmaktan çıkıp kaygan bir hal alıyor.

Yakındaki tekinsizi, gündelik hayatın içindeki yabancılığı ve insanın kendi evinde bile bir tür “misafir” olabileceği fikrini incelikle işleyen Misafir’in, roman ile uzun öykü arasında salınan özgün bir yapısı var. Kimlik, büyüme, cinsiyet, aidiyet ve benlik ile öteki arasındaki geçirgen sınırları sorgulayan metin, yer yer rahatsız edici, yer yer ironik atmosferiyle okuyanı sürekli tetikte tutuyor. 2021 Aspekte Edebiyat Ödülü'ne layık görülen bu etkileyici roman vesilesiyle Ariane Koch ile yazma sürecini, tekinsizlik duygusunu, kimlik meselesini konuştuk. 

Misafir fikri sizde ilk olarak hangi görüntü, sahne ya da duygu üzerinden ortaya çıktı?

Seyahatlerimi sıklaştırdığım ve birilerinin misafiri olduğum son yıllarda varoluşsal bir değişim yaşadığımın farkına vardım. Bu değişimin her aşaması varoluşsal değilse de her hâlükârda esaslı bir değişimdi. Yolculuklarımla eşzamanlı olarak Avrupa’da mülteci krizi baş gösterdi. Avrupa mültecilere karşı misafirperver değildi, konunun hem medya alanında hem de siyasi düzeyde ele alınışı beni ciddi manada etkiledi.

Anlatıcıyı isimsiz bırakmanızın bir amacı da bu diye düşünüyorum…

Karakterlerin bir isminin olması her zaman zorluk yaratır. Öyle ki isimler ya bir şeyi temsil eder ya da isimlerin bir kökeni vardır. Bu da anlam daralmasına neden olur. Bu metinde karakterlerin isimlerinin olmaması, çoğunluğun metinde kendini bulması açısından önem arz ediyordu. Aynı zamanda hepimizin bir yönüyle aşina olduğu kendini kaybetme duygusunun hissedilmesini de bu isimsizlikle sağladım. Pek çoğumuz kim olduğumuzu bilmiyoruz ve bu durum bazen rahatsız edici bir boyuta ulaşabiliyor!