19 Mart 2025 tarihi Türkiye siyasetinde önemli bir dönüm noktasıydı. Geldiğimiz noktada artık sayısını bilmediğim kadar CHP'li belediye başkanı hapiste, gerisi de “Her an ben de tutuklanabilirim” kaygısı yaşıyor muhtemelen.
CHP’nin başında bir de mutlak butlan davası var, siyaset iyice sertleşti.
Siyaset bilimci Prof. Menderes Çınar ile 9 Mayıs 2025’te konuşmuştuk, o söyleşide iktidarın daha da sertleşeceğini, davaların, tutuklamaların devamı gelebileceğini söylemişti.
Bir yıl sonra geride kalan süreci ve bundan sonrasını konuştuk.
19 Mart'tan bugüne geçen süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
19 Mart aslında “Halkımız en az %65 sağcıdır, yelpazenin sağını tek başımıza olmasa bile müttefiklerimizle parsellediğimizde iktidarımız kalıcı olur” ezberini korumak için Türkiye demokrasisinin alamet-i farikası olan sandığı feda eden, dolayısıyla halkı, iradesini, taleplerini, şikayetlerini alakasızlaştıran gerici bir tasarımın belki de son adımıydı.
Bu tasarımın ilk somut göstergesi 2015 Haziran seçimlerinin başına gelenlerdi. Böyle bir tasarıma girişmeyi mümkün ve hatta mecbur kılan iki husustan biri, demokrasi nosyonu yoksunluğu. Diğeri ise, Erdoğan’ın bizzat kendisi için tasarladığı, bütün gücü elinde toplandığı başkanlık sisteminin mantıki sonucunun iktidarın kimseye bırakılamayacak olması. Belki aileden biri hariç.
CHP ve İmamoğlu gerçekçi bir iktidar alternatifi haline gelerek Erdoğan nezdinde hadlerini aşmış durumdalar. Bir çeşit “Siz nasıl benim yerime geçmek istersiniz, haddinize mi” tavrı söz konusu. CHP’nin iddiasını seçim kazanmaya dayandırdığı hatırlandığında, yapılmak istenen iş halkın failliğini gösterebildiği tek alan olan sandığı fiilen ortadan kaldırmak. Erdoğan’ın AKP’nin 8. Kongresindeki “toksik demokrasi” kavramsallaştırmasıyla bu gündemi artık projelendirdiğini ve 19 Mart operasyonlarıyla uygulamaya koyduğunu daha önce yazmıştım.
Bu projenin uygulanmasında istikrarlı bir şekilde hatta yoğunlaştırarak ilerleniyor. Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanması da bir yoğunlaştırma hamlesi…
“CHP’nin halktan başka dayanabileceği bir güç yok.”
Sizce amaç tam olarak ne?
Etkili bir muhalefetin, gerçekçi bir iktidar alternatifinin olmadığı seçimsi bir seçim yapmak, sonra da er meydanına çıktık, kazandık diyerek siyasi meşruiyet ilan etmek.