İnsana saçını başını yolduracak kadar gerçeklerden uzak iddiaların, gerçekmiş gibi sunulabildiği bir dünyada akla karayı ayırt etmek iyice zorlaşıyor. Son örneklerden biri, nafaka hakkı üzerine yazılıp çizilenler. 10 yıl önce başlayan nafaka karşıtı propaganda meyvesini verdi.  

4 Haziran 2026’da Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Gerekçeli kararın dokuz ay sonra çıkması beklense de Adalet Bakanlığı, önce yoksulluk nafakasının 12. Yargı Paketi kapsamında yeniden düzenleneceğini açıkladı ancak Meclis'e sunulan pakette bu konuyla ilgili bir düzenleme yoktu.

Nafaka meselesi hakkında doğru bildiğimiz yanlışlar

Peki, söz konusu nafakanın süresiz değil, yoksulluk nafakası olduğunu… Sadece kadınların değil, erkeklerin de bu nafakaya başvurabildiğini… Türkiye’de bu tazminatın, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği tespit edilen tarafa verildiğini… Mahkeme kararlarına rağmen erkeklerin neredeyse yarısının, eski eş ve çocuklarına bunu ödemediğini biliyor musunuz?

Süresiz deyince çoğunluğun aklına kadınların boşandığı anda ömür boyu yan gelip yattığı, hatta milyarlara konduğu vakalar geliyor. Gerçek şu: Mahkemece yoksulluğu tespit edilen eşin, çocuklarıyla geçinmesine katkı amacıyla verilen nafaka, (çoğunlukla) erkeğin net gelirinin yüzde 15 ila 30’una tekabül ediyor. Yapay zekaya göre 2026’da verilen süresiz nafakanın miktarı 4 bin ile 7 bin lira arasında değişiyor.