Geçenlerde Moda Sahnesi’nde “Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi” oyununa gittiğimde hoş bir sürprizle karşılaştım. Oyun bittikten sonra oyuncular reveranslarını yaptı, derken sahneye bir karakter daha çıktı: Evsiz köpek Zeytin.

Zeytin,  Dört Ayaklı Şehir Derneği’nin himayesindeydi. Yıllardır evsiz hayvanlar için çalışan 27 ilde örgütlü bu dernek “Can yoldaşını yaşat” kampanyası da yürütüyor. 

Dört Ayaklı Şehir Derneği’nin direktörü ve Kadir Has Üniversitesi’nde öğretim üyesi Dr. Mine Yıldırım, oyunun gelirini derneğe bağışlayan tiyatroculara teşekkür edip Zeytin’i yuvalandırmak istediklerini açıkladı. O gece Zeytin, bol bol sevildi ve muhtemelen yeni sahiplerini buldu.

Muhtemelen diyorum zira ertesi gün konuştuğum Mine Hoca, Zeytin’le vakit geçirmek için bir çiftin başvurduğunu söyleyerek bu dayanışmanın önemine dikkat çekti:

“Yasadan sonra kuşatmayı, dayatmaları aşacak yeni yollar icat ettik. Tiyatrolar, sergiler veya kafelerde düzenlenen etkinliklerle sanatçıların dayanışması çok önemli. Topluluğu, farkındalığı canlı tutmaya çalışıyoruz. İnsanların önüne, genelde barınaklardan şiddet görüntüsü düşüyor. Bunun etkisi iyi değil. Biz hayvanla tanışarak, göz teması kurarak başlamak gerektiğini düşünüyoruz.”

Sokak hayvanları yasasından sonra sahiplendirme daha da önemli

Evsiz hayvanlar için bir çok hayvanseverin benimsediği politika, sahipsiz hayvanların kısırlaştırılıp aşılanarak yaşamaya alışık olduğu bölgeye bırakılması, satın almak yerine sahiplendirmenin özendirilmesi  ve hayvan üretimine sıkı denetim getirilmesiydi. 

Fakat toplumda bu konuda da yoğun bir kutuplaşma vardı. Bir çok tartışmanın ve itirazın ortasında 2024’de sokak hayvanları yasası çıktı. Hayvanların çiple kayıt altına alınması, terk etmenin yasaklanması gibi bazı düzenlemelerin yanı sıra, belediyelere konuyla ilgili yeni yükümlülükler getirildi.