İmzalanmasının üzerinden 103 yıl geçti ama Lozan Antlaşması tartışmaları hiç bitmiyor. Bazen komplo teorilerinin merkezine yerleşen gizli maddeleri gündeme geliyor, bazen de o hiç bitmeyen zafer mi hezimet mi tartışmalarıyla anılıyor.
24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması bu sefer de bir röportajla hiç düşmediği gündem maddeleri sıralamasında tekrar öne geçti.
Röportajı veren kişi, Paris’teki École Pratique des Hautes Études’de (EPHE) hukuk tarihi profesörü olan Lena Salaymeh. 2 Ağustos Pazar günü Serbestiyet’te yayınlanan röportajında, “Türkiye, yeni sömürgeciliğin ilk örneklerinden biriydi” diyen Salaymeh, Türkiye’ye laikliğin Lozan’da dayatıldığını savundu.
Salaymeh, “yeni sömürgeciliği”, sömürgeciliğin kurumsallaştırılmış, hukukileştirilmiş ve gizlenmiş bir biçimi olarak tanımlıyor. “Yeni sömürgecilik koşullarında bir devlet özerkmiş gibi görünür, ancak gerçekte uluslararası yönetişim sistemi ve yeni sömürgeci devletlerin vekilleri aracılığıyla kontrol edilir,” diyor.
Günümüzde Küresel Güney’deki devletlerin çoğunun yeni sömürgecilik koşulları altında olduğunu söyleyen Salaymeh’e göre, laik yönetim onlara yeni sömürgeci sistem aracılığıyla dayatıldı ve bunun ilk örneklerinden biri Türkiye’ydi:
“Türkiye, bu genel kuralın bir istisnası değildir. 1923 tarihli Lozan Antlaşması, Türkiye’nin dört Avrupalı hukuk danışmanına başvurmasını şart koşmuştur. Bu danışma süreci, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın hazırlanması ile İsviçre Medeni Kanunu’nun, İtalyan ceza kanunlarının ve Alman ticaret kanunlarının benimsenmesiyle sonuçlanmıştır.
Lozan Antlaşması’nın 38 ila 43. maddeleri, Türk hükûmetini laik yönetim ilkelerine uymakla yükümlü kılmaktadır. Basitçe ifade etmek gerekirse Lozan Antlaşması, laik yönetimi dayatmıştır. Türkiye tam egemenliğe kavuşmamış; bunun yerine uluslararası hukuk ve vekil aktörler aracılığıyla denetimi kolaylaştıran laik yönetime bağlı kalması karşılığında sınırlandırılmış ve kısmi bir özerklik elde etmiştir.
Türkiye, laik yönetimi vatandaşlarının talep etmesi nedeniyle benimsememiştir. Aksine laik yönetim, yeni sömürgeci uluslararası hukuk sistemi ve yeni sömürgeci devletlerin vekilleri tarafından dayatılmıştır. Dolayısıyla Türkiye’deki laik yönetim, yeni sömürgeciliğin bir tezahürüdür.”

Lozan heyetine verilen talimat listesi
Salaymeh’in atıf yaptığı maddeler, antlaşmanın üçüncü kısmındaki “Azınlıkların Korunması” başlığı altında geçiyor. Yazının sonunda bu maddelerin tamamını göreceksiniz ama önce Lozan’dan önceki durumu ve konferanstaki tartışmaları hatırlayalım.
Lozan Konferansı’na giden heyetin elinde, o zamanki Bakanlar Kurulu olan Heyet-i Vekile tarafından verilmiş, 14 maddelik bir talimat listesi vardı. Mustafa Kemal Paşa, Lozan heyetinin başındaki İsmet Paşa’ya özellikle iki madde için “Kabul edilmezse dön gel,” dedi.
Bunlardan birincisi kapitülasyonların kaldırılması. İkincisiyse Türk toprakları üzerinde bir Ermenistan kurulmasının engellenmesi. Yani bu iki konu Türkiye’nin Lozan’daki kırmızı çizgileriydi.
Tanzimat dönemi sadrazamlarından Mehmet Emin Ali Paşa, “Kapitülasyon demek, Devlet-i Osmaniyye içinde kırk ayrı devlet demektir,” demişti.
