İki gün. İki okul. İki çocuk.
Biri eski öğrencisi olduğu okulu pompalı tüfekle basıyor, çok sayıda kişiyi yaralıyor. Ardından intihar ediyor.
Diğeri sınıfa girip arkadaşlarını ve öğretmenini öldürüyor. Henüz 14 yaşında. Profilinde bir başka katilin resmi var. Geride dijital izler, mesajlar, bir tür ön hikâye…
Bu tür saldırılar uzun süre “bizden ırak” diye düşünüldü. Bir tür uzak felaket, başka toplumların sorunu.
Oysa artık açık olan şu: Bu çocuklar gökten düşmedi.
Bir çocuğun tetiği çektiği o anı zihinde canlandırmak neredeyse imkânsız. İnsanın aklı orada bir takılıp kalıyor. Nasıl? Neden? Bir çocuk o noktaya nasıl gelir?
Asıl yanılgı da burada başlıyor. Çünkü bu tür şiddet, o ana ait değil.
Münferit değil, ithal hiç değil
Erkeklerin kadınları öldürmesini “cinnet” diye geçiştiremiyoruz; bu olayları da geçiştiremeyiz.
