Merhaba

Türkiye’de uzun zamandır çocukları yutan bir karanlık hüküm sürüyor. Bu hafta bu karanlığın en korkunç yüzlerinden biriyle karşılaştık. 24 saat içinde iki okul saldırısı haberiyle sarsıldık. Fayn yaşananları anlamaya ve bir bağlama oturtmaya çalıştı.

Öncelikle olan biteni derledik.

Kahramanmaraş’ta 14 yaşındaki çocuk okulda 5 silahla katliam yaptı
Siverek’teki okul baskınının sebebi henüz tartışılırken bu kez Kahramanmaraş’tan yeni bir saldırı haberi geldi. Bu kez fail 14 yaşında ve 8. sınıf öğrencisi. 8’i öğrenci 9 kişi hayatını kaybetti, 6’sı ağır 13 kişi yaralandı.

Çocuklarımıza ne oluyor? Bu yola çıkan taşlar nasıl döşendi? Kim döşedi? Psikiyatrist Prof. Dr. Bengi Semerci’ye sorduk.

Prof. Dr. Bengi Semerci: “Taşlar tek tek döşendi”
Psikiyatrist Prof. Dr. Bengi Semerci’ye göre okul saldırıları beklenmedik değil; çünkü nedenlere bakmak, gerçek çözümler üretmek yıllardır erteleniyor. Asıl soru şu: Bir çocuk bu noktaya nasıl getirilir? Ve daha yakıcı olanı: Umudu çalınan çocuklara ne verdik ki, başka bir yol seçmediler?

Şiddet artık istisna değil. Cezasızlıkla, eşitsizlikle, kutuplaşmayla beslenen bir iklimde büyüyor ve gündeliğin parçası haline geliyor. Bir yerde görmezden gelindiğinde başka bir yerde patlıyor ve artık sınıflara kadar ulaşıyor. Zehra Çelenk yazdı.

Bu çocuklar gökten düşmedi: Şiddet üreten örgütlü yalnızlık
Bugünün şiddeti yalnızca bireysel bir kırılma değil; dijital dünyada dil bulan, yön kazanan, meşruiyet üreten ve birbirini çoğaltan bir yapı. Bu çocuklar yalnız değil. Aynı hikâyenin, aynı öfkenin, aynı düşmanlık dilinin içinde yan yana geliyorlar.

Türkiye’nin çocukları bize bir şey söylüyordu, biz duymadık

Şiddet çocukların hayatına çok erken dönemde giriyor. FutureBright Group’un araştırmasına göre her dört çocuktan üçü ya doğrudan akran zorbalığına maruz kalıyor ya da buna tanıklık ederek büyüyor. Mağdurların yarısı zaman içinde zorba davranışları yeniden üreten bir pozisyona geçebiliyor. 

Türkiye’nin çocukları bize bir şey söylüyordu, biz duymadık
İki gün içinde yaşanan iki okul saldırısı, güvenlik meselesinin ötesinde, çocukların uzun süredir taşıdığı görünmez şiddeti görünür kıldı. “Çocuklara ne oluyor” diye soruyoruz. Belki de asıl sorulması gereken şu: Biz çocukları neyin içinde büyütüyoruz?

Orban düşerken…

Geçen hafta “Otoriter bir iktidar seçimle gider mi?” diye sormuştuk. Cevap geldi: Gidermiş. Macaristan’da 16 yıllık Orban iktidarı sandıkta devrildi. Peki nasıl devrildi?

Kaybeden sadece Orban mı?
Macaristan’daki otokratik yönetimi desteklemek çabası Rusya ve ABD’yi bir araya getirdi. İki süper güç de Avrupa Birliği’nin zayıflamasını istiyordu. Macaristan seçimlerinde sadece Orban ve Magyar değil, bir tarafta Rusya-ABD, diğer tarafta AB vardı. Meydan savaşı çok sert geçti.

Arkasında nasıl bir Macaristan bıraktı?

Hiç şüphesiz Orban ve dönemi uzun yıllar boyunca ibretle hatırlanacak. Gençlerin umutlarının ellerinden alınışı, Orban’ın kurmaya çalıştığı rejimden kaçanların ülkeyi terk etmesi, yolsuzluk dağları, hukuksuzluğun normal hale gelmesi… Tarih Orban’ı nasıl hatırlayacak diye düşünmeden olmazdı.

Budapeşte’de en uzun yirmi dört saat: Otoriter bir rejimin çöküşü
Macaristan tarihine yolsuzlukla, baskıyla, gençlerin umutlarını elinden almasıyla, yandaş kayırmayla geçen bir iktidar sandıkta devrildi. Rekor katılımla sandıklara koşan halk neşeyi yeniden hatırladı. Orban’ın 16 yıllık iktidarından geriye, hangi ibret hikayeleri kaldı?