Türkiye’de 24 saat içinde iki okul saldırısı yaşandı. Önce Şanlıurfa’da bir lisenin 19 yaşındaki eski öğrencisi pompalı tüfekle 16 kişiyi yaraladı, sonra da intihar etti.
Ardından Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 14 yaşındaki bir öğrenci silahlı saldırı düzenledi. Kahramanmaraş Valisi’nin verdiği bilgilere göre saldırgan, okula 5 silah ve 7 şarjörle geldi, silahları sırt çantasında okula soktu, sonra da iki sınıfa girip hedef gözetmeksizin ateş açtı. Dokuz kişi hayatını kaybetti, altısı ağır 13 kişi de yaralı. Hayatını kaybedenlerden biri öğretmen, diğerleri öğrenci. Türkiye şokta. Herkes olanları anlamlandırmaya çalışıyor. Ama bu alanda çalışan bazı kişiler için saldırılar maalesef beklenmedik değil. Çocuk ve ergen psikiyatristi Prof. Dr. Bengi Semerci yıllardır çocuklarla, ergenlerle, suça sürüklenen çocuklarla çalışıyor, 30 yıldır çocuk adalet sisteminin içinde. Biz de bu noktaya nasıl geldiğimizi, bundan sonra neler yapılabileceğini Prof. Dr. Semerci’ye sorduk.
Önce Şanlıurfa, ardından Kahramanmaraş’taki okul saldırıları… Sizin için şaşırtıcı mıydı?
Bir çocuk ve genç psikiyatristi olarak sadece suça sürüklenen çocuklarla değil uzun yıllar sokakta yaşayan, çalıştırılan çocuklarla, yetiştirme yurdunda yaşayan çocuklarla ve bireysel sorunları olan çocuklar ve ailelerle çalışıyorum. Tüm bunlardan gelen verilerin yanı sıra değişen sosyal, ekonomik ve politik koşullar, dünyada ve özellikle ülkede gittikçe artan şiddet, şiddete yaklaşım, eğitim sisteminde olanlar, aile - çocuk ilişkilerinde gördüğüm değişimler, toplumun değişen değer yargılarının tüm bunlara etkilerini bir arada düşündüğümde maalesef hiç de beklenmedik gibi gelmedi. Aslında uzmanlar bu konularda sık sık uyardılar. Örneğin ben Amerika’da olan okul saldırılarını konuşurken “Bizde olmaz” dememek gerektiğini, gerekli önlemler alınmazsa yakında benzer şeylerin olabileceğini söylediğimi hatırlıyorum.