Türkiye’de okullarda yaşanan şiddet olaylarına bir yenisi daha eklendi. İstanbul Başakşehir’deki Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nda 6 Ekim’de düzenlenen bıçaklı saldırıda sekiz öğrenci yaralandı; ağır yaralanan öğrencilerden biri hayatını kaybetti. Başka bir okulda eğitim gören 15 yaşındaki bir kız öğrencinin gerçekleştirdiği saldırı, okullarda güvenliği ve çocuklar arasında giderek daha fazla gündeme gelen şiddeti yeniden tartışmaya açtı.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları da hafızalardaki yerini korurken, peş peşe gelen bu olaylar çocukları şiddete sürükleyen nedenleri ve okulların ne kadar güvenli olduğunu yeniden gündeme getirdi.
Kahramanmaraş okul saldırılarından sonra yıllardır çocuklarla, ergenlerle, suça sürüklenen çocuklarla çalışan 30 yıldır çocuk adalet sisteminin içindeki çocuk ve ergen psikiyatristi Prof. Dr. Bengi Semerci ile konuşmuştuk. Bize okul saldırılarının hiç de şaşırtıcı olmadığını, buraya kadar yolun taşlarının tek tek döşendiğini ve yapılması gerekenleri anlatmıştı.
Arka arkaya gelen okul saldırıları… Sizin için şaşırtıcı mıydı?
Bir çocuk ve genç psikiyatristi olarak sadece suça sürüklenen çocuklarla değil uzun yıllar sokakta yaşayan, çalıştırılan çocuklarla, yetiştirme yurdunda yaşayan çocuklarla ve bireysel sorunları olan çocuklar ve ailelerle çalışıyorum. Tüm bunlardan gelen verilerin yanı sıra değişen sosyal, ekonomik ve politik koşullar, dünyada ve özellikle ülkede gittikçe artan şiddet, şiddete yaklaşım, eğitim sisteminde olanlar, aile - çocuk ilişkilerinde gördüğüm değişimler, toplumun değişen değer yargılarının tüm bunlara etkilerini bir arada düşündüğümde maalesef hiç de beklenmedik gibi gelmedi. Aslında uzmanlar bu konularda sık sık uyardılar. Örneğin ben Amerika’da olan okul saldırılarını konuşurken “Bizde olmaz” dememek gerektiğini, gerekli önlemler alınmazsa yakında benzer şeylerin olabileceğini söylediğimi hatırlıyorum.