Türkiye iki gün boyunca iki okul saldırısının dehşetiyle sarsıldı. Mesele silahların, güvenlik açıklarının ve tekil saldırganların çok ötesinde. Bu hikâye, çocukların uzun süredir okulda, koridorda, sınıfta, telefon ekranında taşıdığı görünmez yükü işaret ediyor.

Bizi sarsan, şiddetin ortaya çıkması. Asıl çarpıcı olan ise, çocukların yaşadığı şiddetin bu kadar uzun süre görünmez kalabilmiş olması.

Bugün sorduğumuz soru eksik. “Çocuklara ne oluyor?” diye soruyoruz. Belki de asıl sorulması gereken şu: Biz çocukları neyin içinde büyütüyoruz?

Tetik dün çekildi ama ihmal çok daha önce başladı

Bu sorunun cevabı, son iki günde ortaya çıkan tablo kadar, çok daha önce oluşmuş gündelik iklimde de saklı. Çünkü çocukların büyüdüğü dünyada şiddet, her zaman en uç haliyle ortaya çıkmıyor. Daha erken, daha düşük yoğunluklu biçimlerde hayatın içine karışıyor. Alayla, dışlamayla, küçük düşürülmeyle… Bazen okul sınıflarında kalıyor, bazen koridordan dijital alana taşınıyor. 

Bu iklim son iki günün ürünü değil. FutureBright Group’un Ocak 2025 tarihli Türkiye’de Akran Zorbalığı Araştırması, bu tabloyu bir yıldan fazla süre önce net biçimde ortaya koymuştu.