12 Nisan Genel Seçimleri, belki de Macaristan tarihinin en önemli genel seçimiydi.
Doğu ile Batı’yı birbirinden ayıran Demirperde’nin çöküşünün ardından boy veren genç demokrasi, Macaristan’da kısa bir süre içinde farklı seslerin susturulduğu otoriter bir yapıya dönüşmüştü.
Genç, hırslı ama bir o kadar da pragmatist bir lider, radikal demokratlıktan liberalliğe, sağ muhafazakârlıktan radikal milliyetçiliğe uzanan bir fikir yelpazesinde sörf yaparak kurduğu partiyi, Avrupa’nın en genç başbakanı olarak iktidara taşımayı ve on altı yıl boyunca koltuğunu korumayı başarmıştı.
Bu liderin adı Viktor Orban’dı.
Macaristan demokrasisinin tarihi yazılırken elbette Viktor Orban’a önemli bir yer ayrılacak. Ancak onu anlatan fasıl, olumsuzluklarla ve ibret verici derslerle dolu olacak…
Viktor Orban nasıl hatırlanacak?
Onun yönetimindeki partide, örgüte kaynak sağlamak için nasıl şirketler kurulduğu, vergi ödememek için şirketlerin sonunda sokaktaki evsizlere satıldığı ve kapatıldığı konuşulacak.
Kendisine yakın, ittifak yaptığı partileri nasıl küçük parçalara ayırıp, sonra da lokma lokma kendi partisine kattığı anlatılacak.
Devlet Radyo ve televizyonlarından onlarca yıl habercilik yapan, objektif haberleriyle tanınan usta muhabirleri, editörleri, kıdemli metin yazarlarını nasıl bir gece içinde sokağa bıraktığından bahsedilecek.
Seçim yasasını nasıl değiştirdiği, muhalif partilere destek veren seçim bölgelerinin nasıl parçalara ayrıldığı detaylandırılacak.
Kendisine boyun eğmeyen kişilerin, kurumların, dini kuruluşların nasıl üç kuruşa muhtaç bırakıldığı, kindarlığı yazılacak.
Bağımsız basın organlarının üzerine nasıl vergi memurları gönderildiği, kırk satır mı kırk katır mı ikilemi karşısında kalan medya sahiplerinin nasıl şirketlerini devretmek zorunda kaldığı anlatılacak.
Biat etmeyen üniversitelerin bütçelerinin kısılması, fonlarının azaltılması karşısında kılını kıpırdatmadan olup biteni izlemesinden, ilkokul ve lise öğretmenleri okulların bağımsızlığı ve maaşlarına zam yapılması için karda kışta sokaklarda gösteri yaparken başını çevirip gitmesinden bahsedilecek.
Yetersiz hastaneler, en ilkel ameliyathaneler insanların tedavi olmak için girmeye korktuğu yerler haline gelirken, en basit bir ameliyat için bir iki yıl sonrasına gün verilirken, ülkenin neredeyse her ilinde, kendisinin kişisel hobisi olan futbolu yaygınlaştırmak için yaptırdığı stadyumlar konuşulacak.
