Bugün herhangi birine “dünyanın en tehlikeli insanı kimdir?” diye sorsanız, cevap olarak büyük ihtimalle bir politikacının adını duyarsınız. 

Donald Trump’ın ya da Benjamin Netanyahu’nun tek başlarına Üçüncü Dünya Savaşı’nı tetikleyecek güce ve cürete sahip olduğunu inkâr edecek hâlimiz yok. Ama her geçen gün perde arkasında gücünü artıran bir ismin, hangi açıdan baktığınıza bağlı olarak bu liderlerin önüne geçebileceğine de dikkat çekmek gerekiyor. 

Peter Thiel, herhangi bir devletin başı değil, sabah akşam kamera karşısına geçen ya da twit atan biri de değil. Ama belki de sırf bu yüzden, yani etkisini görünmez kılma yeteneğinden dolayı, dünyanın en tehlikeli insanı. 

Neden mi?

Kendine, yani zenginlere özgürlükçü

Peter Thiel, Almanya doğumlu, Amerikan vatandaşı bir finans kapitalisti. Tıpkı eski ortağı, arkadaşı ve yoldaşı Elon Musk gibi aileden zengin. Yani geçmişi, 21. yüzyılın teknoloji zengini klişesiyle birebir uyumlu. 

Hiçbir güçlükle karşılaşmadan atıldığı hayatta, hem finansal hem de sosyal kapitali çabuk yoldan derleyip topluyor. Her türlü devlet müdahalesine, vergilendirmeye, hatta demokrasiye karşı çıkan anarko-kapitalist fikirler ediniyor. 

Hatta 2000’lerin başında alternatif ödeme sistemi Paypal’ı kurduğunda temel hedefini hiç gizlemiyor; o da finansal işlemleri devlet otoritesinin, yani Amerikan dolarının dışına taşımak.

Bu yıllarda her ne kadar kendisini özgürlükçü olarak tanımlasa da, bunun daha ziyade “kendine libertaryenlik” olduğunu söylemek daha doğru. Thiel, daha üniversite yıllarından itibaren zenginlere her türlü özgürlüğün tanındığı bir toplum düzeni hayal ediyor. Demokrasiyi özgürlükle uyumsuz bulduğunu söylüyor, iş hayatında başarı için kilit faktörün tekelleşme olduğunu iddia ediyor. 

Hatta bu düşünceleri ifade etmekle kalmayıp, zenginleri “siyasetin ötesine taşıyacak,” bir diğer deyişle siyasetin kurallarının zenginlere işlemeyeceği üç teknoloji projesi de öneriyor: siber dünya, uzay ve okyanus yerleşimciliği. 

Her ne kadar uçuk kaçık şeyler de olsa, bu fikirlerin son yirmi yılda, Elon Musk başta olmak üzere hemen hemen bütün tekno-milyarderlerin amentüsüne dönüştüğü söyleyebiliriz.

Tekno-distopik oligarşik lider

Peter Thiel’ın, iş modeli açısından da günümüzün tekno-distopik oligarşisine peygamberlik ettiğini söylemek mümkün. 2002’de Paypal’ı satmasının ardından parasının bir kısmını okyanus yerleşim projelerinde yakıyor, sonrasında ise 11 Eylül’ün ardından dünyada hayal ettiği özgürlüğü CIA ile iş yaparak buluyor.