Vladimir Putin, “Yapay zekaya hükmeden dünyaya hükmeder.” cümlesini dile getirdiğinde takvimler 2017’yi gösteriyordu.
Aynı yıl sekiz Google araştırmacısı, ChatGPT’nin akademik temellerini atan “Attention Is All You Need” makalesini yayımladı. O zamana kadar yapay zekâ sistemleri bir metni okurken bizler gibi davranıyordu: soldan sağa, kelime kelime, sırayla. Eski sistem bir kitabı sayfa sayfa okumak gibiydi. Makalede ortaya atılan yeni sistem ise kitabın tüm sayfalarına aynı anda bakıp aralarındaki bağlantıları görüyordu. Bu makale, bugün kullandığımız yapay zekâ sistemlerinin temel taşını koydu.
Aradan dokuz yıl geçti. 2026 itibarıyla ABD ve Çin merkezli şirketlerin yapay zekaya hükmettiği artık açık.
Peki, bu alana yön veren devler, gerçekten dünyaya da hükmediyor mu?
Modern anlamda askeri üstünlük neye bağlı?
Çin’in yükselen rekabetine rağmen, ABD’nin küresel hegemon konumu büyük ölçüde tartışmasız görünüyor. En yakın rakibi Çin’den yaklaşık 10 trilyon dolar daha büyük bir ekonomik hacme sahip olması, doların küresel sistemdeki belirleyici rolü, kültürel ve akademik alanlardaki üstünlüğü bu tabloyu destekleyen başlıca unsurlar.
Ancak tüm bunların ötesinde ABD’nin hegemon konumunu güçlendiren en önemli faktörlerin başında askeri üstünlüğü geliyor. Yaklaşık 900 milyar dolara yaklaşan savunma harcamalarıyla ABD ordusu bir ülke olsaydı tek başına dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri kabul edilirdi.
Büyük ordusu, ağır sanayisi, geniş lojistik ağı ve mühimmat kapasitesiyle ABD, geçen yüzyılda dünyanın en caydırıcı askeri gücüydü. Bugün ise bir ülkeyi güçlü kılan şey savaş açması değil, savaşabilecek güçte olduğunu karşı tarafa hissettirmesi.
Modern askeri kapasitenin ölçütlerini artık sensör teknolojileri, veri akışı, yazılım kalitesi ve modellerin performansı belirliyor. Cephelerde hâlen fiziksel yıkımlar gerçekleşse de yıkımın nerede, ne zaman ve hangi öncelik sırasıyla gerçekleşeceği giderek algoritmalara devrediliyor.
Yapay zeka tek başına bir silah değil
Pensilvanya Üniversitesi akademisyenlerinden Michael C. Horowitz, yıllar önce yapay zekanın tek başına bir silah sistemi olmadığını, elektriğe ya da içten yanmalı motorlara benzer şekilde etkinleştirici bir teknoloji olduğunu vurgulamıştı.
Başka bir ifadeyle yapay zeka, etkisini tek bir platformda değil, istihbarattan lojistiğe, karar alma süreçlerinden operasyonel planlamaya kadar uzanan geniş bir askeri ve bürokratik düzlemde gösteriyor.