İBB Davası’nda yedinci hafta da geride kaldı.

92’si tutuklu 414 ismin yer aldığı duruşma salonunda bir belediye başkanı daha var artık. Zira altıncı haftada Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in dosyası da İBB Davası ile birleştirilmişti. O da bu hafta sanık sandalyesinde yerini aldı.

Fayn, yedinci haftada yaşananları derledi.

20 Nisan Pazartesi

Ali Rıza Akyüz “Olması gereken Capacity AVM’nin kapatılıp güçlendirme projesi yapmasıydı. Ancak bize rüşvet iftirası atarak bunu gölgelediler.”

Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu, savunmasını yapan sanıklara neden sorular sorduğunu açıkladı:

“Burada isnat edilen tüm hususların iddianamenin marifetli bir şekilde bütünüyle bana bağlanan bir biçimi söz konusu. Dolayısıyla bu soruları sorma mecburiyetindeyim. Yoksa herkesle elime mikrofonu alıp, bu şekilde bir serenat yapma arzum yok. Bu insanlar, burada bir iddianame oluşturmak adına, bir hukuksuz çerçeveye oturtulan, sistemli bir şekilde ‘Ekrem İmamoğlu'na ucunu nasıl değdiririz, nasıl oraya taşırız’ diye muhtelif insanları bu şekilde ikna ettikleri bir gerçektir. İddia makamı, birinin görev verdiği şekliyle bu iftiranameyi düzenlemek için elinden geleni yapmış, insanları tehdit etmiş, insanların ifadeleri ikinci, üçüncü, dördüncü aşamada değiştirilerek ‘Her işi Ekrem’e bağlayın’ meselesi üzerine oturtulmuş bir süreç yaşatılmıştır. İnan Güney, Beyoğlu Belediye Başkanı da tam da bu vesileyle buraya gelmiştir. Aramıza oturmuştur. ‘Oradaki meseleleri de Ekrem'e bağlayalım. Buradan bu iş devam etsin’ şeklinde süreç bir düzene, bir silsileye geçmiştir.”

Duruşmada tutuklu Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz de savunma yaptı.

Capacity AVM'den 5 milyon dolar rüşvet istenildiği iddiasını yanıtladı:

"Olması gereken Capacity AVM’nin kapatılıp güçlendirme projesi yapmasıydı. Ancak bize rüşvet iftirası atarak bunu gölgelediler. Bana 3 değil 5 değil 15 de verse ben bunlara ruhsatı veremem. Çünkü zabıt yemişler. Zabıt encümene gitmiş, haklarında suç duyurusunda bulunulmuş, mahkemeleri devam ediyor. Yargıya intikal eden bir işte bizim işlem yapma hakkımız yok.”

Elçin Karaoğlu: “Yedi yaşındaki kızımla tehdit ettiler”

Akyüz’ün ardından savunma sırası Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’ndaydı.

Siyasetçi olmadığını, 26 yıllık kamu görevlisi olduğunu belirtti:

“Çok şükür alnımıza leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Yani özellikle idari ve teknik anlamda uzun süre yöneticilik yapan bir kamu görevlisi olarak böyle bir hususla karşı karşıya kalmadım. Özellikle böylesine asılsız suçlamalarla ilgili, iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğü sürecinde ihmalim veya suistimalimden, bırakın hani başka daha büyük suçlar olduğuyla ilgili de herhangi bir tespit de yoktur Sayın Başkan. Görevimi yerine getirirken birçok baskıyla karşı karşıya kaldığım oldu.” 

Bu sözlerinin ardından mahkeme başkanı araya girdi.

Mahkeme Başkanı: Hani baskı derken nedir mesela? 

Elçin Karaoğlu: Tehdit edildim. Yedi yaşındaki kızımla tehdit ettiler. Suç duyurusunda bulundum. İmar Müdürlüğü kadromu bile dava açarak alabilmiş birisiyim. 12 yıl önce de müdürdüm, tutuklandığım gün de müdürdüm. Tabii ben mesleğimi yaptım, görev benim için kıymetlidir. Benim onurla yaptığım bir görevdir. O başka bir şey ama hani bir durum tespiti yapmak açısından. 

İddianamedeki suçlamaların kurgu olduğuna dikkat çekti.

“İddianamede kurgulananın aksine; hem alanda birçok farklı kurumun yetki sahibi olması hem de müdürlüğün kendi iç işleyişi nedeniyle, Boğaziçi İmar Müdürü olarak herhangi bir hukuka aykırı anlaşmanın veya taahhüdün içerisinde bulunabilmem teknik ve hukuki olarak mümkün değildir; benim böyle bir gücüm yoktu.”

Soruşturmada itirafçı olan İBB Harita Mühendisi Yakup Öner’in “Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu'na ait binada kaçak inşaata göz yumuldu ve buna karşılık da televizyon kanalında lehte yayınlar yapıldı” iddiasına yanıt verdi:

“2 evrak iddianın delili sanılmıştır. ‘Sanılmıştır’ diyorum; çünkü o evraklar aksine, müdürlük olarak yaptığımız işlemlerin eksiksiz ve hatasız olduğunu gösteren, bizim lehimize delillerdir.”

Mahiroğlu’nun binasının mühürlendiğine dikkat çeken Karaoğlu, “Yıkım kararı aldık. Kaçak kısımlarda yıkılmamış bir metrekare dahi kalmamıştır. 31 Ağustos 2022 tarihinde 4 milyon 66 bin lira para cezası kesildi. Avukatlarım hesapladılar, o dönem kesilen ceza bugünün rakamıyla 15 milyon liraya tekabül etmektedir. Ancak iddianamede bu yaptıklarımızın maalesef hiçbiri yer almıyor.” diye tepki gösterdi.

21 Nisan Salı

Duruşmaya ara verildi.

Salı günü de Elçin Karaoğlu’nun savunması tüm gün sürdü.

Savunmanın ardından İmamoğlu tekrar söz aldı. Karaoğlu’na soru sordu.

Ekrem İmamoğlu: Size hukuka el uygun olmayan talimatım oldu mu?

Elçin Karaoğlu: Olmadı.

Ekrem İmamoğlu: AK Parti'nin İstanbul'a yaşattığı 1994-2019 arası fetret döneminden sonra, 2019 yılından itibaren o yağma döneminden sonra; herhangi bir sıfırdan yapı, sıfırdan bir bina yapılmış mıdır boğaz hattına? Usulsüz bir yapı var mı yani?